Gündem

Devrimci Parti MYK: 7. yaşımızda halkların barışını savunuyoruz!

Devrimci Parti MYK yaptığı açıklamada ‘Kuruluş yıl dönümümüzü ve Dünya Barış Günü’nü halkların istediği gerçek barışı kazanmak için daha fazla mücadele edeceğimizin sözüyle kutluyoruz. Yaşasın proletarya enternasyonalizmi !” dedi.

Birleşik Devrimci Parti Merkez Yürütme Kurulu yaptığı yazılı açıklama ile Devrimci Parti’nin kuruluş yıldönümü ve aynı zamanda Dünya Barış Günü’ne ilişkin yazılı açıklama yayımladı.

Devrimci Parti’nin açıklamasının tamamı şu şekilde:

Yedinci yaşımızda; Emperyalist savaşlara, sömürgeci işgallere karşı halkların barışını savunuyoruz!


Suriye, Irak, Ukrayna…Başur,Rojava… Bölgesel savaşlar, işgaller, çatışmalar, iç savaşlar ve dahası… Tüm Dünyada neo-liberalizmin iflasıyla büyüyen küresel kriz ve ikiye çatlayan emperyalist-kapitalizmin birbirleri arasında derinleşen rekabeti; büyük güçlerin birbirlerini çevrelemek adına giriştiği savaşlarla sürüyor.

Bu egemenler, bir taraftan düzeni sürdürebilmek adına yeni bir çıkış yolu ararken diğer yandan “büyük rakiplerini” sahadan atmak adına çatışmalar doğuruyor. Ama yetmedi… bir de kendisine en büyük tehdidi oluşturan halkların, işçi-emekçilerin, kadınların, LGBTİ+ların, gençlerin ve bilcümle toplumsal güçlerin ayaklanma-direniş-savunma dinamiklerini tasfiyeye yöneliyor.


Dünyada dengeler yeniden kurulurken çatışmasız, savaşsız, işgalsiz bir tablo beklemek oldukça yanıltıcı. Emperyalist kapitalist sistemin neo liberal politikalarının iflası ile birlikte derinleşen küresel krizinin siyasal ve ekonomik etkilerini kendi lehine sübvanse etmek üzere tezgâhladığı bölgesel savaşların içinden çıkılmaz bir hale gelmesi yine sistemin devamlılığı açısından zorunlu. Bu zorunluluk sömürgeci devletlerin sömürge topraklara ve halklara yönelteceği işgal, soykırım, katliam politikalarının yoğunlaşacağı bakımında da geçerli.

Ukrayna’da savaş başlamadan önce savaşın çıkacağına ilişkin tüm güçlerce tartışmalar sürüyordu. Kendi iç siyasal dengeleri açısından Rusya-ABD destekçiliği arasında bölünmüşlük; Rusya bakımından Avrupa’ya açılmanın, ABD-AB emperyalizmi açısından Doğu’ya yayılmanın bir jeo-stratejik önemine sahip Ukrayna gibi bir ülkenin bölgesel savaş alanı olarak belirmesi hiç de şaşırtıcı olmadı. Aynı şekilde bugün Irak’ta başlayan iç çatışmalar; Irak halklarını sürekli değişen denklemlerde bir iktidar tahterevallisine mahkum eden emperyalizm ve Türkiye’nin Güney Kürdistan’a yönelik başlatmış olduğu işgal saldırısının bileşkesinde gelişti ve büyüdü.

Dünyada, bölgede ve ülkedeki gelişmeler bu konjonktüre göbekten bağlı olarak seyredecektir.

Emperyalist-kapitalist dünyanın merkezine jeo-politik manada da oturan Türkiye’nin hamleleri ve Türkiye’deki gelişmeler bu sahnede hiç olmadığı kadar önemli hale gelmiştir.

Türkiye egemenlerinin AKP-MHP faşizmi eliyle içeride yoğunlaştırdığı sömürü, yoksulluk, baskı; Kürdistan’ın dört bir yanında başlattığı ve ya başlatmayı hedeflediği derinleşen işgalcilik ve dünyada gelişen savaşlarda aldığı pozisyon Türkiye devrimcilerinin, sosyalist hareketin, toplumsal muhalefetin ana gündemlerini oluşturmalıdır. Birbirlerine bağlı gelişen faşizmin saldırı hamleleri birbirleri ile iç içe geçecek bir mücadele kavrayışıyla karşılanırsa halkların, işçi-emekçilerin lehine bir sonucun tartışılma olanağı doğar. Bu da Türkiye’deki başta devrimciler olmak üzere tüm düzene karşı güçlerin sömürüye, sömürgeciliğe, emperyalist savaşlara karşı tutarlı bir karşı duruşunu koşulluyor.

Yani sermayenin ve devletinin işçi-emekçilere yönelttiği daha büyük yoksulluk ve baskıya karşı durmak; Kürdistan’a yönelen işgal saldırısında egemenlere yedeklenmeden, aynı açıklıkta Kürt halkından yana tarafgirliği sağlamakla sahicileşebilir. Aynı zamanda kendi egemenlerimizin girdiği/taraf olduğu bütün savaşlarda; düzen güçleri arası bütün dengeleri sarsmaya yönelen; ezilen halkların, ülkelerdeki işçi-emekçilerin mücadelelerini destekleyen enternasyonalist çizgiye yönelmek bizi lehimize bir sonuç almaya götürebilir.

Bu vesileyle; tüm dünyada halkların, işçi-emekçilerin, kadınların, LGBTİ+ların, gençlerin mücadelelerini selamlıyor; AKP-MHP faşizminin işgallerle ranta açmak istediği topraklarda yaşayan halkları sömürgeleştirmesine karşı Türkiye halklarının ve işçi sınıfının birleşik mücadelesinin kılavuzluğunda kuruluş yıl dönümümüzü ve Dünya Barış Günü’nü halkların istediği gerçek barışı kazanmak için daha fazla mücadele edeceğimizin sözüyle kutluyoruz.

Yaşasın proletarya enternasyonalizmi!


Yaşasın sömürüye ve sömürgeciliğe karşı birleşik sevrim mücadelemiz!


Devrimci Parti Merkezi Yürütme Kurulu

Paylaşın