Gündem

Cemre’den yazılar: Gençlik Mücadeleye!

Ekonomik kriz büyüyor, dolar ve euro her geçen gün rekor kırıyor, sosyal ve siyasal baskı yükseliyor, iş cinayetleri ve kadın cinayetleri katlanarak artıyor. Daha buraya sıralayabileceğimiz onlarca başlık bulunmakta ancak yazının amacı bu mağduriyetleri anlatmak değil işçi sınıfı ve ezilenler cephesinden mücadeleye bir tutam ışık tutmaktır.

Hemen her sosyalist grup yaşanmakta olanın olağanüstü bir sürece tekabül ettiğinin tespitini yapmaktadır. Ancak ünlü 11. teze atıf yapacak olursak esas meselenin değiştirmek olduğunu vurgulayalım. Özellik son üç yıldır işçi sınıfına, emekçilere, kadınlara gençlere ve kendinden olmayan bütün toplumsal gruplara sistematik bir saldırı başlatan ve bugünlere değin sürdüren AKP ve Saray iktidarına karşı birleşik bir mücadele zemini yaratılamamıştır. Bunun temel sebebi solun kendi içerisinde rekabet anlayışının devamı ve bununla birlikte kendini olduğundan büyük güçlü ve kudretli görmesi yan yana gelişlerin önünü tıkamış bugün hali hazırda hiçbir birleşik cephe tartışmasının olmaması bulunduğumuz yerin ne kadar geri bir noktada olduğunu anlatmaktadır. Mevcut sistem kendi varlığını kendinden olmayanlara baskı ve şiddetiyle konsolide ederken bu teröre maruz kalan işçi sınıfı ve ezilenler sisteme karşı devrimci bir mücadele pratiğini sergileyememektedir. İşçi sınıfının devrimci barutunu yitirmediğine göre-ki yitirmesi için üretim ilişkilerinin değişmesi gerekir- bu barutu ateşleyecek olan tetikleyici bir güce ihtiyaç vardır. Sınıf mücadelesi irili ufaklı devam etmekte, fabrika ve iş yerleri önünde direnişler hala sürmektedir. Birbirinden kopuk ve kendiliğinden gelişen bu direnişler bir potada toplanıp egemenlere karşı birleşik bir zeminde buluşmadan etkisini zamanla yitirecek ve kapitaliz içerisinde olduğu bu krizi daha kolay atlatma imkanı bulacaktır.

Bütün bu değerlendirmeleri yaparken çuvaldızı kendimize batırmalıyız. Mevcut örgütsel formasyon ve politikayı yapış tarzımız süreci örgütlemekten uzak bir durumdadır. Solun kendi iç hastalıkları kendi  bünyemizde de görülmeye başlamış ancak buna uygun tedavi hayata geçirilememiştir. Tarihsel olarak yakıcılığını olağanca hissettiğimiz bir sürece cevap olmak önümüzdeki en önemli görevdir. Salt düzen sınırları içerisinde sistemle mücadele edip onu devirebileceğinin düşünmek çok iyimser bir yaklaşım olacaktır. Mevcut sınırların dışında işçi sınıfı ve ezilenler içerisin, yoksul emekçi semtlerde ve gençliğin bulunduğu alanlarda örgütlenme çalışmalarını derinleştirmeli ve bu derinliği devrimci bir tarzda mücadele içerisinde sınamak zorundayız. Bir kenarda oturup sıra bize ne zaman gelecek diyerek celladımızı beklemek yerine sistemin kendisini doğrudan hedef almış devrimci cephelerde örgütlenmek ve mücadeleyi büyütmek hayati bir görevdir.

Çizilen bu tabloda en önemli görev gençliğe düşüyor. Burjuvazinin doğrudan hedef tahtasına aldığı ve sistem içi bireyler yetiştirmek için çaba harcadığı gençlik, işçi sınıfının ve ezilenlerin mücadelesiyle yolları kesiştiği takdirde dinamik hayata ve siyasete yön veren içerisinde devrimci kopuşları besleyen bir toplumsal kesim olacaktır. Sisteme yedeklenmek yerine sistemin kendisiyle mücadelede anahtar rolü oynayan gençlik bir an önce bulunduğu alanlarda sistemin mezar kazıcısı rolüne bürünmeli ve devrimci odaklar yaratmalıdır. Tarihsel sorumluluğumuzun bilinciyle bütün gençliği, egemenlere karşı devrimci mücadeleyi büyütmeye, gençliğin devrimci güçleri saflarında örgütlenmeye davet ediyoruz.

UNUTMA SEN YOKSAN BİR KİŞİ EKSİĞİZ!

Paylaşın