Birleşik Devrimci Parti 1 Eylül’e ilişkin yaptığı açıklamada; “sömürgeciliğe ve sermayeye karşı işçi sınıfının ve ezilen halkların mücadelesini yükseltmek devrim ve sosyalizm kavgasına hizmet etmek amacıyla 1 Eylül 2015 tarihinde kurulmuştur. 1 Eylül bir yanıyla halkların barış talebinin görünür hale gelmesi mücadelesini yükseltilmesi anlamın gelirken öte yanıyla işçi sınıfı ve Kürt halkının omuz omuza mücadelesini gür bir sesle dillendirilmesi faşizme ve sermayeye karşı direnişin büyütülmesi anlamına da gelmektedir.
Devrimci parti ezilen halkları ve işçi sınıfını 1 Eylülde savaşa ve faşizme karşı omuz omuza yürümeye birlikte sesini yükseltmeye çağırıyor.” İfadelerine yer verdi.
Açıklamanın tam hali;
Savaşa faşizme karşı 1 Eylüle
Dünya barış gününe emperyalist yeniden paylaşım mücadelesinin sıcak savaş tamtamlarını çaldığı bir momentte giriyor. Bir yanda yoksul halkların kanının emilmesi ve ülkelerinin yağmalanması adına sürdürülen giderek sertleşen ticaret savaşlarına dönen rekabet ve paylaşım kavgası öte yanda selefi katiller marifetiyle ülkeleri kana bulayan yaratılmış iç savaşlar. Suriye’de süren savaş ülkeyi ve dünyayı daha kanlı çatışmalarla yüz yüze getirmiş durumda.
Türkiye bir yandan emperyalist kamplaşmadan yararlanarak bölge zenginliklerinden pay almak isteyen bölgesel yayılma siyaseti öte yandan Kürt halkının olası kazanımlarını yok etmeyi hedefleyen Kürt düşmanı saray politikaları yüzünden bu savaş siyasetine boylu boyunca girmiş durumdadır. Bu amaçla yürütülen, Rusya ve ABD arasındaki çatlaklardan yaralanma politikası, Türkiye’yi bu güçlerin bölgede kendi politikalarını uygulamada kullanılabilir bir araç haline getirmiştir.
Saray iktidarını korumak ve faşizmi kurumsallaştırmak adına Kürt düşmanı savaş politikalarına sarılmış, MHP ve Ergenekon’la ittifak yapmıştır. AKP –MHP koalisyonu iktidarını kanlı ve kirli savaş politikalarına borçludur. Saray savaşa mecbur ve savaş sarayı besler hale gelmiştir. Sarayın halklara yıkım ve savaş dışında verebileceği hiçbir şey kalmamıştır. Kirli savaş yoksul çocuklarının kanı üzerinden yürütülmüş, savaşın faturasını yoksul halklar ödemiştir. Ezilen halkları birbirine düşman eden savaş politikaları, her zaman devlete egemen olan güçlerin kendi çıkarlarını halklara dayatmasının bir aracı olmuş, bizzat saray kirli savaşa dayanarak iktidarda kalmış, iktidarını savaşa dayanarak korumayı başarmıştır.
İşçi sınıfı ve ezilen halklar 1 Eylüle bir yandan bölgeyi ve ülkeyi saran savaş ortamında öte yandan ağır bir ekonomik krizin ortasında girmektedir. Saray aynı şovenist söylemi, işçi sınıfı ve yoksulların krizin ağır sonuçlarını ses çıkarmadan, itiraz etmeden kabul etmesi için kullanıyor. Herkes biliyor ki 17 yıllık AKP hükümeti ülkeyi patronlar için cennet işçiler içinse cehenneme çevirmiştir. İşçiler sanki savaşa gider gibi işe gitmiş, Türkiye iş cinayetlerinde Dünyada üçüncü Avrupa’da birinci hale gelmiştir. Esneklik ve taşeron güvencesiz kuralsız çalışmayı yaşlaştırmış, işçiler azgın ve vahşi koşullarda çalışmaya zorlanırken patronlar karlarına kar katmışlardır.
Bugün yaşanan krizin diğer bir sebebi ise onlarca yıldır sürdürülen savaş politikalarıdır. Savaş para ve insan öğüten bir değirmendir. Gerek içeride kentlerin yakılıp yıkılması ile devam eden saldırı ve operasyonlar gerek se Rojava topraklarındaki işgal hareketleri ekonomik ve insani açıdan ağır sonuçlar doğurmuştur. Selefi çetelere yapılan askeri ve ekonomik iş birliği bu savaş bütçesinin kabarmasına yol açmıştır. Savaşın insani faturasını ödeyen işçi sınıfı ve yoksul halklar şimdi de mali faturasıyla yüz yüzedir. Savaş kadın düşmanı erkek egemenliğinin ,cinsiyetçi saldırı ve cinayetlerin, doğaya karşı yıkımın zemini haline gelmiştir.
İşçi sınıfı yoksul halkların ortak çıkarı sarayı var eden savaş politikalarına karşı Kürt halkı ile omuz omuza mücadeleyi yükseltmektir.
Birleşik Devrimci Parti sömürgeciliğe ve sermayeye karşı işçi sınıfının ve ezilen halkların mücadelesini yükseltmek devrim ve sosyalizm kavgasına hizmet etmek amacıyla 1 Eylül 2015 tarihinde kurulmuştur. 1 Eylül bir yanıyla halkların barış talebinin görünür hale gelmesi mücadelesini yükseltilmesi anlamın gelirken öte yanıyla işçi sınıfı ve Kürt halkının omuz omuza mücadelesini gür bir sesle dillendirilmesi faşizme ve sermayeye karşı direnişin büyütülmesi anlamına da gelmektedir.
Devrimci parti ezilen halkları ve işçi sınıfını 1 Eylülde savaşa ve faşizme karşı omuz omuza yürümeye birlikte sesini yükseltmeye çağırıyor.
BİRLEŞİK DEVRİMCİ PARTİ
