Evrende yaşayan, düşünen tüm canlıların bir hayali ve bu hayali gerçek kılmaya yarayan bir hayal gücü vardır. Çocukluktan başlar ve durmadan gelişir. İnsan, bu hayal gücünü kullanarak ilerler. Yaşamı, bu hayal gücünün gemisine bindirip yüzdürür. Su olmasa bile o gemi bir şekilde yüzer. İşte bu hayal gücünün somut etkisidir. Tabi yaşamı nereye yüzdüreceği de o insanın bilincindeki fonksiyonları nasıl ve ne şekilde hareket ettireceğiyle ilgilidir. İyiye de kötüye de sürebilir. Geçmiş, gelecek ve hatta ‘an’ bu şekilde su yüzüne çıkar.
Herkesin hayalleriyle birlikte bir hikayesi vardır bu hayatta. Kimi hikayelerden tarih yazılır, kimi hikayeler ise tarih çöplüğünde savrulur gider. Benim anlatacağım kısa hikaye tarih yazanların hikayesidir…
Biz 3 kişiydik. Çocuktuk, masumduk, herkes gibi hayallerimiz vardı. Büyüdükçe anladık yetmediğini. Masumluğumuzu, çocukluğumuzu, hayallerimizi ‘satın almak’ istediklerini farkettik. Henüz tam büyümeden işçi olduk sömürüldük, henüz tam büyümeden kadın olduk ezildik. Dedim ya farkettik, an’ımızı çalanları gördük tam büyümeden. Ve bu sömürü çarkının içinde yalnız olmadığımızı öğrendik; sadece 3 kişi değilmişiz.
Lisedeydik örgütlendik, farklı okullarda aynı amaç için bir çatıda buluştuk.
Farkettikçe büyüdük, büyüdükçe farkettik. Birlikte kavga ettik, bazen ayrı düştük, ayrı yerlere gittik ama sistemin çarkına çomağı var olduğumuz yerlerden sokmaya devam ettik.
Ayrıldık, tekrar bir araya geldik ve yine ayrıldık, tekrar bir araya geldik… bu böyle devam ederken hayal gücümüzü büyüttük. Sınıfsız, sınırsız, sömürüsüz, özgür bir dünya hayallerimiz bizi müthiş bir kopuşa götürdü. Tekrar özgür alanlarda bir araya geldik. Artık çok büyümüştük.
Bazı hikayeler anlatılması çok güçtür. Güçlüğü sıradanlıktan değil, yaşanmışlıklardan dolayıdır. İçinde zorlu bir mücadele barındırır. İnat, hırs, özgürlük ateşi barındırır.
‘İnsan bir kez yaşar bir kez ölür; devrimci her ikisini de doğru yapandır’ dedi komutanımız Ulaş Bayraktaroğlu. Yaşamı ve ölümü layıkıyla yerine getiren fedailer çıkar hayatta. Bilirler onlardan sonra gelecek olanların aynı meslek liselerinden, sokaklardan geçeceğine. Çoğunluğun onlar olduğunu bilirler. Eşitlik, adalet ve özgürlüğün yaşamı ve ölümü devrimcileştireceklerin ellerinde olduğunu bilirler ve tüm yaşamlarını miras bırakırlar.
Anlattığım bu hikaye devrimci mücadeleye lise sıralarından başlayıp gökyüzüne uzanan ateş kuşlarının, Göze ve Yasin’in hikayesidir. Senin hikayendir.
Onların harladığı bu ateş şimdi somut bedenlerde, liselerde, kampüslerde, fabrikalarda özgürlük gücü olup sokaklara yayıldı. Tarih yazmak için fırsat kollayan ateş kuşlarında vücut buldu. Ateş kuşları gökyüzünde dolaştığı sürece bu tarih onları unutmayacaktır.
Mirasımız bellidir. Zaman, hikayenin öznesi olma, Göze’nin inancı ve inadı, Yasin’in emeğiyle tarih yazma zamanıdır. Hikayeyi tamamlama zamanıdır.
Bu hikaye burada bitmemiştir…
