Gündem

TTB Aile Hekimliği Van Bölge Raporu’nu yayımladı

TTB Aile Hekimliği Kolu’nun Van bölge raporu, halkın nitelikli sağlık hakkına erişemediğine dikkat çekti.

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Aile Hekimliği Kolu (AHEK), Van bölge toplantısı sonuç bildirgesini kamuoyuyla paylaştı. Boş aile hekimliği birimlerinin oranının yüzde 56, aile hekimlerinin ortalama çalışma süresinin 3 yıl olduğunu kaydeden TTB AHEK Sekreteri Sibel Uyan, halkın nitelikli sağlık hakkına erişemediğine dikkat çekti. Uyan, “Kırsal bölgelerde verilen mobil hizmetlere ulaşım ve güvenlik sorunları nedeniyle çoğunlukla özel taksilerle sağlanmakta, mobil hizmetlerde kan ve idrar tetkikleri ile soğuk zincir koşulları oluşturulamadığı için aşı yapılamamaktadır” dedi.

TTB AHEK Sekreteri Sibel Uyan, Sağlık Bakanlığı’nın 2020 verilerine göre, Van-Hakkâri bölgesinin bebek ve çocuk tam izlemi ülke ortalamasının altında olduğunu ifade etti. Bebek ölüm hızı bakımından binde 11.5 ile ülkenin ikinci en kötü bölgesi olduğunu kaydeden Uyan, anne ölümlerinin yüz binde 13.5, Kaba ölüm hızının 9.1 olması bakımından ülke ortalamasının üstünde olduğunu söyledi.

ASM’LERİN YÜZDE 56’SI HEKİMSİZ!
Van da çalışan Aile Hekimlerinin yaşça genç ve ortalama çalışma süresinin 5 yıl olduğunu ifade eden Uyan, “Aynı birimde ortalama çalışma süresinin 3 yıl olduğu, 10 yıldan fazla çalışanların oranının sadece yüzde 16 olduğu yanıtlardan anlaşılmaktadır. Ankete verilen yanıtlara göre, bölge de çalışan Aile hekimlerinin yüzde 80’i sözleşmeli kamu çalışanı statüsünde olup, yüzde 90’ı kamu binası olan ASM’ler de çalışmakta, yüzde 56 Aile hekimliği biriminin ise doğum ve hastalık izni dâhil boş olduğu anlaşılmaktadır. Bölgenin iklimsel ve coğrafi koşulları ile yaşanılan ulaşım zorlukları, güvenlik sorunları, evde doğumlar, aşıların zamanında yapılamaması gibi birçok sorun devam etmektedir. Kırsal bölgelerde verilen mobil hizmetlere ulaşım ve güvenlik sorunları nedeniyle çoğunlukla özel taksilerle sağlanmakta, mobil hizmetlerde kan ve idrar tetkikleri ile soğuk zincir koşulları oluşturulamadığı için aşı yapılamamaktadır” dedi.

Seçilmiş yerel yönetimlere güven düzeyinin kayyum atamaları sonrasında azalmasının toplum sağlığını koruma faaliyetlerini olumsuz etkilediğini belirten Uyan, “Bölge halkı, iyi bir sağlık hizmeti ve iletişim için şart olan anadilde sağlık hizmeti alamamaktadır. Ekonomik kriz bölgede daha ağır hissedilmekte olup, yeterli ve dengeli beslenme, yaşanabilir konut ve yaşam alanlarının yetersizliği daha da artmıştır. İlaç zamları ilaca erişimi zora sokmuş, halkın sağlık güvencesi olanların dahi ilaç katkı paylarını ödemede zorlandıkları, raporlu ilaçların en fazla tek kutu alabildikleri anlaşılmıştır” dedi.

‘BOŞ KADROLAR DOLDURULMALIDIR’
Uyan güncel sorunlar için çözüm önerilerini şöyle sıraladı: “Aile hekimine kayıtlı nüfus, çalışanların özlük ve ekonomik hakları kısıtlanmadan azaltılmalıdır. Bölgede hizmet veren sağlık çalışanlarının geçici ve kısa süreli çalışmasının önüne geçmek amacıyla bölgede çalışmak isteyen gönüllü, uyum sağlayacak çalışanlar istihdam edilmeli, bunun için planlama yapılmalıdır. Birinci basamak sağlık hizmeti veren ekibi, sosyal hizmet uzmanı gibi meslek üyeleriyle zenginleştirilip, güçlendirilmeli, genişlettirilmelidir. Boş bulunan birimlere kalıcı istihdam sağlanmalı, boş kadrolar doldurulmalıdır. Kırsal ve çevre alanlarda çalışan ekibin, çalışacakları yerlere ulaşımı Sağlık Bakanlığı tarafından sağlanmalıdır. Sağlık evleri her yönüyle güçlendirilmeli ve yenileri yapılmalıdır. Anadilinde sağlık hizmeti verilmesi desteklenmeli hayata geçirilmelidir. Birinci basamak koruyucu sağlık hizmet malzemeleri (aşı, aile planlanması vb.) yeterli ve zamanında sağlanmalıdır. Birinci basamak sağlık hizmeti kamu binalarında sunulmalı, yerleşim yerlerine yakın, depreme dayanıklı, alt yapı sorunu olmamalıdır. Halkın yeterli dengeli beslenme sağlıklı konutlarda barınma imkânları artırılmalı, ekonomik kriz de ilaç gibi temel insani ihtiyaçlar kamu tarafından karşılanmalıdır. Grev, iş bırakma, basın açıklamaları, miting gibi hak arama, düşünce açıklama eylemleri anayasal haklardandır. Bu haklarını kullanan hekimler ve sağlık çalışanları cezai işlemlere uğramamalıdır. Hastalık Yönetim Programı uygulamasının amacı halkın sağlık ihtiyacı gözletilerek belirlenmediği ortadadır. Bu uygulamaya son verilmelidir. Aile hekimleri güvence içeren, performansa dayalı olmayan, emekliliğine yansıyacak yoksulluk sınırının en az iki katı ücret almalıdır.”

Sağlık çalışanlarının karar süreçlerine sağlıkçı meclisleri gibi bir mekanizmayla katılım sağlaması gerektiğini ifade eden Uyan, “Yerel yönetimlere, sağlık hizmetlerinin planlaması, uygulaması, sürdürülmesi için sorumluk verilmesini öneriyoruz. Birinci basamak koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi esas hedef olarak belirlenip ihtiyaçlar ve eksikler düşünülerek yaşama geçirilmesini istiyoruz. İkinci basamak sağlık hizmetlerinin bölge ihtiyaçlarına göre belirlenip, güçlendirilmesi, yeterli uzman desteği ve dağılımının planlanıp uygulanmasını istiyoruz” dedi.

Paylaşın