El Yazmaları’ndan seçtiğimiz bu makale de: Sosyalist solun mevcut krizinden ortak bir çıkışın sağlanması çabalarına katkı sunmak amacıyla, “Solun Krizi, Çıkış Arayışları, Mücadele ve Olanaklar” başlığı altında Türkiye Sosyalist Hareketi’nin çeşitli temsilcileri ve yazarlarına yönelttiğimiz çağrı çerçevesinde hazırladığımız dosyamızın yedinci yazısını paylaşıyoruz. Devrimci Parti Avrupa Temsilcisi Hüseyin Ateş’in “Bir İhtiyaç [Devamını Oku…]
Seçtiklerimiz
Seçtiklerimiz | Haziran ayaklanması: Bu daha başlangıç – Gökhan Taşyakan (Onbirinci Tez)
Türkiye siyasi tarihinde, eşine az rastlanır bir direniş örneğinin sergilendiği Haziran ayaklanması, henüz dağılmayan “toz ve gaz bulutu” nedeniyle tam olarak tarif edilemiyor. Meselenin nereden başladığı, nasıl şekillendiği üzerine henüz çok az bir zaman geçmesine rağmen net, basit, sarih açıklamalar yapılamıyor olması bile bu durumu doğruluyor. İsyan günleri ve dersleri [Devamını Oku…]
Seçtiklerimiz | Patriyarka ile ne uzlaşırız ne helâlleşiriz… – Hülya Osmanağaoğlu
Erkek şiddetinin kadın katliamı boyutuna geldiğini feminist hareket yıllardır söylüyor. Başak Cengiz’in samuray kılıcıyla sokakta tanımadığı bir adam tarafından, kadın olduğu için öldürülmesi AKP iktidarında en güçlü temsilini bulan patriyarkanın geldiği noktayı gösteriyor. AKP yıllardır erkeklere itaat eden, aile sınırları dışına çıkmayan, mütedeyyin kadınların erkek şiddetine maruz kalmayacağını anlatarak makbul [Devamını Oku…]
“Burası Kürdistan, ben de Kürt’üm – Selahattin Erdem”
Yeni Özgür Politika yazarı Selahattin Erdem, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in Siirt ziyareti sırasında esnaf Cemal Taşkesen’in, “Burası Kürdistan” ile başlayan tartışmaları köşesine taşıdı. “Akşener gerçekler karşısında şaşkın” Taşkesen’in bir hakikati dile getirdiğinin altını çizen Erdem, “Oysa Siirtli esnaf Cemil Taşkesen’in Meral Akşener’e söyledikleri ziyadesiyle önemliydi. Çünkü çıplak bir [Devamını Oku…]
Dizilerin ailesi ailenin sınıfı ve feminizm – Hülya Osmanağaoğlu
Televizyon denilen makinenin karşısına oturmanın işaret ettiği bir sınıfsallık hep söz konusu oldu. 1970’lerde evde siyah beyaz televizyon olması bir sınıfsal ayrıcalığa işaret ederken, 1980’lerde müzik setleri ve videolar (ve tabii ki renkli televizyonlar) bu ayrıcalığın yeni simgesiydi. 1960’larda ve 70’lerde sinemaya gidebilmek fark yaratırken, 1980’lere gelindiğinde “videoda film seyretmek” [Devamını Oku…]
