Cenk Ağcabay, Umut Yazıları

NATO Zirvesi başlarken – Cenk Ağcabay

Türkiye’de NATO Zirvesi nedeniyle uygulanmaya başlanan Olağanüstü Hal rejimi, faşist AKP-MHP iktidarının  emperyalizmin ve yerel egemenlerin çıkar ve öncelikleri söz konusu olduğunda ne derece hassas olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Senelerdir dilden düşürülmeyen “yerli ve milli”nin ne anlama geldiği çıplak olarak ortaya çıktı. Zirvenin yapılacağı Ankara büyük bir hapishaneye çevrilirken, yasaklar başka şehirlere de genişletildi. “Yerlilik ve milliliğin” gerçek anlamının emperyalizme uşaklık olduğu, Fatih Sultan Mehmet Köprüsünün “ABD’nin bağımsızlığının 250. yılı” bahanesiyle ABD bayrağının renklerine büründürülmesiyle  ete kemiğe büründü. Gerçekleşen, büyük bir savaşa hazırlık zirvesi ve emperyalistler, yerel işbirlikçileri halkların bu savaşı istemediğini, savaşa karşı muhalefetin alanlara yayılmasının kendileri açısından taşıdığı tehlikeleri iyi biliyor. Zirve öncesi azgınlaşan devlet terörünün temel nedeninin bu gerçeklik olduğunun altı kalınca çizilmelidir çünkü tüm dünya halklarına ölüm, kan ve yoksulluk dışında hiç bir şey getirmeyecek büyük savaş ancak ve sadece alanlarda, mücadele iradesini büyüten emekçi halk sınıflarının örgütlü eylemiyle engellenebilir; emperyalist egemenler savaşta kararlıdır.

Faşist iktidarın “hukuk” aracılığıyla şekillendirmeye ve hizaya sokmaya çalıştığı burjuva düzen muhalefeti sınıf karakterine uygun olarak emperyalizme yazdığı “Onları Değil Bizi Seç, Biz Savaş Planlarına Daha İyi Hizmet Ederiz!” mektuplarıyla emperyalizmden “iktidar” dileniyor. Emperyalizm daha ne ister? Burjuva siyaset düzleminin iki ana parçası zirve öncesinde emperyalist savaş aygıtına daha fazla ve iyi hizmet etme yarışında…

NATO Zirvesi’nin temel başlığının Rusya olacağı geçtiğimiz günlerde sıkça dile getirildi. Amerikan emperyalizmi Ukrayna savaşıyla fiilen savaşın içine çektiği Avrupalı müttefiklerini savaş ekonomisine geçiş meselesinde ikna etti. Avrupalı yönetici seçkinler bıkıp usanmaksızın bir Rusya savaşından söz ediyor, kendi kamuoylarını savaşa hazırlıyor. Otomobil fabrikaları silah fabrikalarına dönüştürülüyor. Trump 2017 yılında Brüksel’deki NATO Zirvesinde Avrupalı NATO müttefiklerini, gayri safi yurtiçi hasılalarının en az yüzde ikisini savunmaya harcamayı hedefleyen 2014 anlaşmasına uymaya çağırmıştı. Bugün hedef yüzde beş. Amerikan emperyalizminin Avrupalı müttefikleriyle olan ilişkileri çerçevesinden bakıldığında, işler fena gitmiyor gibi…

Zirve öncesi Batı basınında yer alan kimi yorumlarda, Ukrayna savaşı ve İran saldırısının ardından Avrupa’da ABD’nin silah tedarikindeki gecikmelerden dolayı ciddi bir kaygının söz konusu olduğu vurgulandı. Ukrayna Savunma Bakanı yaptığı açıklamada, çok ihtiyaç duyulan Patriot savunma sisteminin ancak 2027’de sağlanabileceğinin kendilerine ABD yetkilileri tarafından iletildiğini, bu durumun Ukrayna savunmasını zayıflattığını belirtti. Müttefiklerinden ellerindeki Patriot sistemlerini acilen kendilerine aktarmasını istedi. Avrupalı yetkililer, ABD’nin elindeki silahları Asya’ya ve Ortadoğu’ya aktarmasından ve yeni silahlanma projelerinde ABD’den silah alımı konusunda kendilerine baskı yapmasından duydukları hoşnutsuzluğu ifade etti. Bir ABD yetkilisi basına konuştu ve gecikmelerin normal olduğunu ifade etti. İran’a saldırıda kullandıkları Patriot bataryaları nedeniyle kendi stoklarını yenilemelerinin 42 ay sürebileceğini belirtti. 

Avrupa’nın yönetici seçkinleri ülkelerinde savaş ekonomisini ve savaş sosyo-psikolojisini geliştirme yönünde kararlı ancak bu yönelime toplumsal rıza üretme ve mevcut yapıları dönüştürme sanıldığı denli kolay değil. Bu yönelimin ağır siyasi ve toplumsal sonuçlar üretmesi kuvvetle muhtemel ve bunun işaretlerini bir süredir Avrupa’da görmek mümkün. Avrupa’da burjuva siyaset düzleminin yerleşik aktörleri hızla zayıflarken, özellikle faşizm yönelimli yeni politik aktörler boşalan alanları dolduruyor. Bu durumun yarattığı çalkantılar Avrupa’nın merkez ülkelerinde yoğun olarak hissediliyor. İçeride siyasi ve toplumsal süreçleri daha da kırılgan hale getiren bu gelişmeler nedeniyle Avrupa’da istikrarlı hükümetlerin kurulması giderek daha fazla zorlaşıyor. 

Ukrayna savaşı ve İran’a emperyalist saldırının yarattığı ekonomik sorunlar Avrupa’da emekçi halk sınıflarının ekmeğini küçülttü ve savaş yönelimi devam ettikçe oluşan yükler emekçilerin sırtına yüklenmeye devam ediyor. Faşist hareketler bu somut sorunları demagojik bir tarzda da olsa gündeme getiriyor ve kitlelerin dikkatini çekiyor. Faşist yükselişin gerisinde esas olarak bu gerçeklik bulunuyor. Avrupa egemenleri savaş yöneliminde kararlı ancak ABD’nin önlerini koyduğu faturanın sürekli kabarması onları rahatsız ediyor. NATO Zirvesi’nde bu gerilim belirleyici öneme sahip bir başlık olacak. Burjuva basının günlerdir büyük bir iştahla servis ettiği haberlerde en çok vurgulanan meselelerden birisi, zirvede karar altına alınması beklenen yeni silah üretim ve satış sözleşmeleri. Pazarlıklar bu konu üzerinde yoğunlaşacak. Avrupa Finans-Kapitali savaş sanayisindeki payını yükseltmenin yol ve yöntemlerine odaklanmış durumda. ABD emperyalizmi Asya-Pasifik yönelimine uygun olarak, Avrupa ve Akdeniz’de NATO müttefiklerini daha aktif hale getirmeye, daha ağır yükler için hazırlamaya çalışıyor.

NATO Zirvesi’ni esas olarak ABD’nin NATO müttefiklerinin onlara yüklenecek yeni ağırlıklara nasıl bir karşılık verecekleri konusundaki tartışma ve pazarlıklar şekillendirecek.

ABD emperyalizmi ve Siyonist İsrail’in İran saldırısında aldıkları darbeler, bölgenin askeri ve siyasi dengeleri üzerinde önemli etkiler yarattı. NATO Zirvesinde İran başlığının da ele alınacağı duyuruldu. Basında yer alan haberlere göre, Ukrayna devlet başkanı Zelensky ve Suriye’de emperyalizm eliyle devlet başkanlığı koltuğuna oturtulan El-Şara zirvede konuk olarak yer alacak. Faşist Trump bir süredir İsrail tarafından yenilemeyen Hizbullah’la savaş için El-Şara ve Cihatçı çetelerden yararlanmak istediğini açıktan dile getiriyor. İran ve müttefiklerine düzenledikleri ağır saldırılardan istedikleri hiç bir sonucu alamayan ABD ve İsrail’in cepheyi yeni unsurlarla genişleterek savaşı büyütüp daha geniş bir alana yaymak istedikleri aşikar. El-Şara’nın zirveye davet edilmesinin temel nedeni bu ancak oturtulduğu koltuğuna “meşruiyet” üretmek isteyen El-Şara daha önce örtük olarak hizmet ettiği ABD ve İsrail’e açık olarak hizmet etmenin yaratacağı sonuçlar hakkında epeyce bilgi sahibi. Bu nedenle El-Şara Ankara’ya oldukça sıkışmış olarak gidiyor. ABD tarafından işbirlikçi Lübnan hükümetine imzalattırılan Lübnan İsrail anlaşmasıyla Lübnan’da iç savaşın fitili tutuşturulmak istendi. Suriye sınırından Cihatçı çeteler üzerinden açılacak yeni cepheyle Hizbullah değişik noktalardan kuşatılmak, bu kuşatmayla teslim alınmak isteniyor. Cihatçı çetelerin Ortadoğu’daki gerçek askeri ve siyasi işlevini görmek için Suriye deneyimi önemli veriler sunuyor. El-Şara’nın NATO Zirvesindeki konumu onların gerçek bir NATO müttefiki olduklarını ortaya koyuyor. Trump İran saldırısı sırasında yaptığı açıklamalarda, NATO müttefiklerinin saldırılarına ihtiyaç duydukları ölçüde destek vermediğini ifade etmiş ve Avrupalı liderlere ağır eleştiriler yöneltmişti. Zirvede bu meselenin gündeme gelmesi ve Trump’ın Avrupalı müttefiklerinden yeni taleplerde bulunması kuvvetle muhtemel.

New York Times gazetesi NATO Zirvesi üzerine kapsamlı analizinde, zirvenin odaklanacağı noktanın “ittifak için yeni model oluşturmak” olduğunu vurguladı. Yeni modelin esasının ise ittifakta “ABD’nin daha az şey yapması ve diğerlerinin daha fazla şey yapması” olduğunu belirtti. Yaygın olarak NATO 3.0 olarak ifade edilen yeni modelin “daha fazla şey” istediği müttefiklerden biri Türkiye. Faşist iktidar içeride giderek zayıflayan konumunu güçlendirmek, silah sanayine yeni yatırım olanakları yaratmak ve emperyalizme sunacağı hizmetle dış desteği sağlamlaştırmak istiyor. NATO Zirvesini bu hedefleri için büyük bir olanak olarak görüyor. NATO’nun Donbas’tan Basra Körfezine uzanan savaş coğrafyasındaki stratejik konumunu, büyük ordusunu ve son yıllarda silah sanayisinde sağlanan gelişmeleri NATO efendilerinin masasına koyarak pazarlık yapmak istiyor. NATO’nun Ukrayna ve İran’da gözler önüne serilen zayıflıkları faşist iktidarın elini güçlendiriyor, pazarlık masasına daha güçlü oturmasını sağlıyor. Faşist iktidar NATO fedailiği için kendi çocuklarını ölüme gönderme konusunda çok istekli ve kararlı. Emekçi halk sınıflarının kendilerine sadece yoksulluk ve çocuklarına ölüm getirecek bu savaş yönelimine karşı ayağa kalkması, faşist iktidarı ve emperyalist savaş planlarını yıkacak bir mücadeleyi yükseltmesi dışında hiçbir seçenekleri yok. NATO Zirvesi sürecinde boğulmaya çalışan savaş ve NATO karşıtı hareketi büyütmek, halklaştırmak yakıcı ve birincil görev.

Paylaşın