Ağır sağlık sorunlarına rağmen tahliyesi 2. kez ertelenen 30 yıllık tutsak Rasul Kocatürk için İzmir’de düzenlenen eylemde, “Başta Adalet Bakanlığı olmak üzere ilgili tüm kurumları sorumluluklarını yerine getirmeye, pişmanlık dayatmasına ve keyfi erteleme kararlarına derhal son vererek Rasul Kocatürk’ün sağlık ve yaşam hakkını koruyacak acil adımları atmaya çağırıyoruz” denildi.
Hasta tutsakların durumuna dikkat çekmek için İzmir’in Konak ilçesinde 387. kez İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şubesi Hapishane Komisyonunun çağrısıyla buluşanlar Rasul Kocatürk’ün sağlık durumunu paylaştı.
“Hasta mahpuslar ölüyor. Susma, suça ortak olma” pankartının açıldığı eylemde İHDİ İzmir Merkezi Hapishane Komisyonu Eş Sözcüsü Nazlı Turan okudu. Kocatürk’ün 30 yıldır tutsak olduğunu aktaran Turan, “Sağlık durumu her geçen gün zorlaşmakta, hapishanede kalması yaşamı için büyük risk oluşturmaktadır. Rasul Kocatürk’ün geçmişte katıldığı ve 500 günü aşan açlık grevleri nedeniyle Wernicke-Korsakoff Sendromu gelişmiştir. Bunun yanında siroz, astım, mide ülseri, bağırsak ve tiroit rahatsızlıkları bulunmaktadır. Ayrıca prostat, akciğerde nodül, omurga fıtıkları ile geçmişte gördüğü işkence ve kötü muamele nedeniyle sağ omzunda kalıcı sakatlık mevcuttur. Çoklu ve ilerleyen hastalıkları nedeniyle sürekli ve düzenli tedavi görmesi gerekmektedir” dedi.
Ağır sağlık sorunlarına rağmen Kocatürk’ün tahliyesinin İdare ve Gözlem Kurulu tarafından geçen hafta ikinci kez 3 ay süreyle ertelenmesine tepki gösteren Turan, “İdare ve Gözlem Kurulu’nun Rasul Kocatürk hakkında verdiği tahliye erteleme kararları tamamen hukuka aykırı, soyut, keyfi ve ölçüsüzdür; Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 89. maddesinde öngörülen ‘iyi hal değerlendirmesi’ kriterlerini aşmakta; mahpusun düşünsel tutumu ve ifade biçimine dayalı değerlendirmeler içermektedir. Kararlar, bu yönüyle hem iç hukuka hem de AİHM içtihadına aykırı olup keyfi bir özgürlükten yoksun bırakma niteliği taşımaktadır. Kurulda hapishane savcısı dışında herhangi bir hukukçu bulunmamasına rağmen, mahpusların özgürlüklerine kavuşup kavuşamayacaklarına ilişkin değerlendirmeler yapması ve adeta paralel bir yargı mekanizması gibi karar vermesi kabul edilebilir değildir. Nitekim Birleşmiş Milletler İşkenceye Karşı Komite, 14 Ağustos 2024 tarihli Türkiye’ye ilişkin Sonuç Gözlemleri’nde, İdare ve Gözlem Kurullarının büyük ölçüde hapishane personelinden oluştuğunu belirterek bu yapıların bağımsız olmadığını vurgulamış; mevzuatın gözden geçirilmesi ve kurulların bağımsızlığının güvence altına alınması yönünde açık tavsiyelerde bulunmuştur” ifadelerini kullandı.
Turan, şöyle devam etti: “Çoklu kronik hastalıkları olan hasta mahpus Rasul Kocatürk’ün hapishanede tutulmaya devam edilmesi; yaşam hakkı ile işkence ve kötü muamele yasağının açık ihlalidir. İdare ve Gözlem Kurulu’nun kanunda bulunmayan kriterlere dayanan, mahpusu düşünceleri üzerinden değerlendiren ve soyut gerekçeler sunan kararları, mahpusun yaşamını doğrudan tehlikeye atmaktadır. Başta Adalet Bakanlığı olmak üzere ilgili tüm kurumları sorumluluklarını yerine getirmeye, pişmanlık dayatmasına ve keyfi erteleme kararlarına derhal son vererek Rasul Kocatürk’ün sağlık ve yaşam hakkını koruyacak acil adımları atmaya çağırıyoruz.”
Açıklama, oturma eylemi ve sloganlarla sona erdi.
Kaynak: Etha
