Umut Yazıları

Gülüşü çocuk, bakışı umut olanlara; İbrahim’e – Tîrejên rojê Tufan

“Ve hâlâ sımsıcak durur anılar
sımsıcak ve biraz boynu bükük
Ne varsa yaşanmış ve paylaşılmış
yasak bir kitap gibi durmaktadır
ve firari bir sevda gibi
Şimdi duvarlarda resmin”

  Bugün tam iki yıl geçti üzerinden. İki yıl önce Rakka hamlesinde olağanca inancıyla savaşırken ölümsüzleşti İbrahim. Her karışını özgürleştirebilmek için nice yoldaşıyla birlikte azim ve umutla çıktı yola. Şimdi kanının değdiği toprağın koynunda. Geride kalanlar müjdelediler zaferi.

İki yıldır yoksun. Hangi diyardan çıkıp geleceksin diye beklerken yollar dağ oldu aramızda. Her halini çok özledim. Acının içinden umudu doğuran inadını en çok. Telaşımı yeniyordu sakinliğin. Bugünlerdeyse alt edemiyor hiçbir yokluk acını.

Dünyanın dışına atılmış bir adımdın sen “

Sesine güvenirdim. Çekingen ve de cesur bakışlarından bilirdim seni. Gözlerini yaz günleri gibi sıcak bulurdum hep. Her an çektiğim fotoğraflardan sıkıldığında “Fotoğraf çekilmenin sence de bir anlamı olması gerekmez mi?” diye sorardın. Bense hiç aldırış etmeden bir yenisini eklerdim öncekilere. ”Yan yana olmamız yeterince anlamlı değil mi?” diye cevap verirdim hemen. Fotoğrafa alışkın olmadığını, eskiye ait az fotoğrafının bulunduğunu söylediğinde beni daha önce tanımaman ne büyük talihsizlik senin için diye takılırdım sana. Senin ardından içimde bir sergi var şimdi fotoğraflarımızdan. Sonsuz hasretini dindirmeye yetmeyen, zamanın hızına karşı öylece başucumda duran.

Gülüşünü bir ışık gibi içimde taşıdım. Anılarımızla yürüdüm her sokağı. Yüreğimi dar eden sokaklar meğer ne kadar genişmiş. Nezarethanelerde adının geçtiği türküleri söyledim. Bütün kavgalarımı senin açtığın yolda sürdürdüm. Bağıranlara karşı senin inceliğin sarmıştı dört yanımı. Sözlerinin işaret ettiği yerde olacağım daima.

İlk kez birlikte izlediğimiz bir belgesel üzerine konuşurken “Yaşadığımız toprakları yine biz kurtaracağız.” demiştin. Sen gelmedin. Zulmün karşısına çıkanlar adını aldı senden sonra. Senin son nefesin nice çocuğun güvenli ilk soluğu oldu. Yenik uyuduğumuz geceleri senin mücadelen aydınlattı. Yaşamımıza sızan güneş oldun sen. . Ölüme teslim olmayışın, beş saat süren direnişin çıkmaz akıllardan. Annenin dilinde ağıt, bizim varacağımız hedef oldun.

Akşamları güzelleştiren sohbetlerini anlatmanın yolu susmaktır artık. Sözlerinin manasını yüreğimde arayacak, gitmeni güzelliğinden diye kabullenip, düşlerini büyüteceğim. İyi ki geçtin yaşamımdan.

“  “Ölüler, yaşayanlarda yaşar, bunu hiç unutma.”
Buradan dağlara…”

Paylaşın