On binlerce işçi, iktidarın 2016 yılı itibariyle getirdiği “Güvenlik soruşturması” nedeniyle hukusuzca işinden atıldı. “Güvenlik soruşturması” gerekçesiyle işinden atılan işçilerin en son örneği Ankara Çankaya Belediyesi’nde çalışan Yasin Keskin oldu. Hukuksuz bir biçimde Çankaya Belediyesi’nde işten atılan Yasin Keskin, “İşimi geri istiyorum” diyerek Çankaya Belediyesi önünde direnişe başladı. Bugün Yasin Keskin’in direnişi 15. gününde devam ediyor. Umut Gazetesi olarak “Güvenlik soruşturması” gerekçesiyle hukuksuzca işten atılan ve direnişe başlayan Yasin Keskin ile konuştuk.
Öncelikle merhaba, Çankaya Belediyesi’nde özel güvenlik işçisi olarak çalışırken, Ankara Valiliği olarak kimliğinizi “Güvenlik soruşturması” gerekçesiyle iptal edilmesi sonrası başlayan süreç, katı atık işçisi olarak başlamanızla devam etti. Kimliğinizin iptal edilmesi olarakta Yüksel Caddesi’nde katıldığınız eylemler nedeniyle emniyetin geçtiği bir ‘istihbari not’ gösteriliyor. Yaşadığını süreci bize ve takipcilerimize aktarabilir misiniz?
Valilik tarafından “Güvenlik soruşturması” gerekçesiyle kimliğimin iptal edilmesi sonrası ÇANPAŞ şirketinde Katı Atık Birimi’nde çalışmaya başladım. Yaklaşık 1yıl 1 ay boyunca orada çalıştım. Ve bu süre zarfında da kimliğimi geri alabilmek için Ankara Valiliği’ne açmış olduğum, Ankara Sivil İdare Mahkemesi’nde emniyetin hakkımda sunduğu ‘Yasadışı örgütlerin iradesinde düzenlenen katılma istihbari notu’ ndan ibaret olan bir beyanı Çankaya Belediyesi yönetimi esas alması sonucu, belediye yönetimi beni işimden haksız ve hukuksuz bir şekilde attılar.

Direnişiniz Çankaya Belediyesi önünde sürmeye devam ediyor. Bu süre zarfında polisler tarafından gözaltına da alındınız. Şiddette de uğradınız. Bu süreç, sizin ve aileniz için nasıl geçti, geçmekte?
Bu şekilde bir eyleme geçme sebeplerimden biri; Yönetimin kör, sağır, dilsiz olarak hiçbir açıklama yapmadan toplu sözleşmelerde, işçilere karşı madde ve yükümlülükleri olan bir işçinin, keyfi bir şekilde iş verenin iki dudağı arasında işten çıkartılmasında ve sonraki olabilecek işçi kıyımına dur demek için, hakkım olan işimi geri alabilmek için, bu direnişe başladım. Direnişin başındaki eylemimde 30 gün boyunca bana bir açıklama yapmayan, geçerli bir sebep sunamayan, bir yönetime sesimi duyurmaya çalıştım. Belediye yönetimi, yıllarca birlikte görev yaptığım güvenlik görevlisi arkadaşlarımı kullanarak beni emniyete teslim ederek hukuksuz bir şekilde gözaltına alınmama sebep olmuştur. Bu direnişimin 15. gününde ilk günki gibi kararlılığım devam etmektedir. Bana yapılan haksız ve hukuksuz, bir gece yarısı alınmış siyasi nedenlerle beni işimden atmalarına benim de söyleyecek kelimelerim ve cevaplarım olacak.
Bugün pek çok belediyede benzer sıkıntılar yaşanmakta. Aynı zamanda fabrikalarda, iş yerlerinde grev sesleri yükselmekte. Siz bu süreci direnen bir işçi olarak nasıl değerlendiriyorsunuz?
İktidarın gerekçe göstermeden, KHK ile ihraç ettiği birçok işçi kıyımları yaşandı, yaşanıyor. Burada kendilerine görev çıkartan, kendilerine göre ‘muhalif belediyeler’ özellikle üyesi olduğum partinin, özellikle üzülerek söylüyorum; Bu konuda görevlerini, iktidarın onlara, vermiş olduğu görevleri harfiyen talimatla yerine getiriyorlar. Burada işçi kıyımlarına dur demek için, var olan şuan günümüzde de Şişli Belediyesi, Bakırköy Belediyesi, özel sektörde olan Yemeksepeti, Trendyol işçilerinin örgütsüz olmalarına rağmen direniş gösterip, kazanımlar elde eden ve bizimde üyesi olduğumuz Genel-İş 3 No’lu Şube’nin basiretsizliği, iş veren karşısında irade gösterememesi, benim işten çıkartılmama tek neden ve sebeptir. burada sadece sendika üyesi olmak örgütlü olmak anlamına gelmiyor. Sendikanın kazanımları ne kadar koruyabileceği, bir mağduriyet yaşandığı zaman iş verene “dur” diyebileceği bir kurumdur. Buradan sendikada olan arkadaşlara seslenmek istiyorum: İşçilerin öngördüğü müddetçe orayı, o koltukları işgal edebilirsiniz. Yeriniz Eğer iş verenle birlikte çalışmak, işbirliği yapmak ise orayı terk edin.
AKP’yi sıklıkla eleştiren, “her şey güzel olacak” diyen bir CHP’li bir belediye işinize son verdi. CHP yönetiminde işçiler için her şey güzel olacak” mı? Belediye işçileri sizce ne bekliyor, özellikle bulunduğunuz Çankaya Belediyesi işçileri?
Çankaya Belediyesi çalışanlarından, görüştüğüm işçi arkadaşlarımdan vatandaşa hizmet olarak her birimde görevlerini layığı ile yaptıklarını biz biliyoruz. Ama teşekkür alan maalesef işçiler olmuyor. Çankaya Belediyesi yönetimi oluyor. Vatandaşların bunu bilmesi lazım; Çalışan, işçiyse teşekkürü de onlar hak ediyor. Biz burada işimizin bu kadar meşakatli olmasını, çalışma şartlarımızın zor olması ve bize verilen asgari ücretle çalışmaya mecbur bırakılmamız, mahkum edilmemiz tamamen yönetimin suçudur. Biz burada işçi kıyımlarını, iş güvenliğimizin ihlal edildiği durumların son bulmasını, bu durumların bir iş verenin ağzında olmamalı. İki dudağının arasında olmamalı. Çünkü, o çıkartılan işçinin tek olmayacağı ve bakmakla yükümlü olduğu çocuklarının olduğu öngörülmelidir.
Son olarak şunu soralım: Bugün mevcut durumda görünüyor ki iş yerlerinde özellikle son süreçte belediyelerde, işçilerin kazanılmış hakları birer birer kırpılıyor patronlar tarafından. Bu konuda aslında tam da buna maruz kalmış bir işçi olarak sen, bu duruma maruz kalan işçilere ne söylemek istersin?
Bugün Yasin Keskin, haksız ve hukuksuz bir şekilde işten atıldığı ve hakkını aradığı 15. gün olan direnişinde gücünü meşru ve haklı sebeplerden aldığını buradan diğer işçi arkadaşlarımın bilmesini istiyorum. İş sözleşmemizin iptal edildiği, haklarımızın gasp edildiği bir süreçle başka bir arkadaşımızın tamamen mağduriyet yaşamayacağına dahil bir garantisi yok. Her an başka arkadaşlarımız da işten çıkartılabilir. Ben onlar içinde direniyorum aslında. Bu kadar basit olmamalı.
Sorularımız burada bitti. Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Beni takip edenlere, dayanışanlara, arayıp soranlara teşekkür ediyorum ve son olarak diyorum ki: Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber, ya hiç birimiz”

