Kadınların Kurtuluşu Üyesi Gamze Taşçı, JİNHA’yla yaptığı söyleşide; Rojava Devrimi’nin dünya devrimci tarihi ve sosyalistler açısından aynı zamanda da enternasyonal kadın mücadelesi açısından temel bir öneme sahip olduğunu ifade ederek, “Bu anlamda yalnızca ülkelerle sınırlı yerel sınıf hareketleri ya da kadın hareketleri açısından değil tüm dünyayı bağlayan bir düzlem ortada. Ortaya çıkan mücadele tüm dünya haklarının geleceğini etkileyen bir mücadele. Aynı zamanda da tüm dünya kadınlarının kendi kurtuluşları yolunda ilerlemelerine ilişkin önemli bir dönemeç” sözleriyle devrimin etkisine değindi.
‘Devrimcilerin hafızasını tazeleyen bir mücadele’
Rojava Devrimi’nin tüm dünya devrimcilerinin enternasyonal bilinci ile yöneldiği ve mücadelesini bu bağlamda inşa ettiği bir yer haline geldiğini belirten Gamze Taşçı, konuşmasına şu sözlerle devam ediyor:
“Rojava Devrimi’nde ortaya çıkan enternasyonal Özgürlük Cephesi Türkiye’den de baktığımızda aslında tüm dünyadan devrimcilerin Rojava‘ya giderek orada kurdukları bir cepheydi. Bizler de aslında Türkiye’de mücadele ederken Rojava Devrimi’nin oluşma dinamiklerinin en temelinde Kürt halkının mücadelesini görürken; Kürt kadınların, Ezidi kadınların mücadelesini görürken oradaki enternasyonal dayanışmanın da hem IŞİD’in hem de işgalciliğin yenilmesinde nasıl bir pozisyon yarattığını gördük. İspanya İç Savaşı’ndan sonra hemen hemen birçok irili ufaklı birikimler deneyimler yaşamış olsak da zafer kazanma, devrimi örgütleme bağlamında en önemli örneklerimizden biri Rojava Devrimi. Dünya devrimcilerinin en önemlisi de Türkiye devrimcilerin hafızasını tazeleyen bir mücadele oldu.”
‘Kadınların bilincinde çok büyük yer etti’
Devrimde kadınların rolüne de değinen Gamze Taşçı, IŞİD’in özellikle desteklenerek oradaki kadınlara yöneltildiğine dikkat çekiyor. Gamze Taşçı, “Bu çetelerin bunca gücüne rağmen oradaki kadınlar kendi öz örgütlülükleri ile var olan devrimci hattın inşacısı olarak, oradaki mücadeleyi direnişe öncü olarak dünya kamuoyunda desteğiyle Türkiye haklarının ve dünya haklarının devrimcilerin mücadelesiyle de beraber dayanışmasıyla da beraber kazandığına tanık olduk. Aslında cihat çağrılarıyla kadın düşmanlığının örgütlenmesine karşı kadınlar kendi kurtuluşlarını inşa edecek bir mücadeleyi de orada örgütlediler. Bir yandan Rojava Devrimi gerçekleştirilirken hem bu devrim kadınların öncülüğünde gelişti hem de o devrimin içerisinde kadınlar kendi mücadelelerini örgütleyerek kendi özgürlük yollarını o devrimin içinde buldular” diyor. Bu durumun aynı zamanda Türkiye başta olmak üzere tüm dünyada kendi kurtuluşlarının mücadelesini veren kadınların bilincinde de çok büyük bir yer ettiğini belirterek ,“En çok biz Türkiyeli kadınlar kendi kurtuluş mücadelemizi örgütlerken Rojavalı kadınların orada devrim içerisinde oynadığı role ve IŞİD çeteleri gibi cami çeteleri ve oradaki işgalcilere dönük mücadelelerine baktık ve buralardan güç aldık” şeklinde konuşuyor.
‘Biz kadınlar birlikte güçlüyüz’
“Rojava‘daki kadın kazanımlarının bugünkü emperyalist kapitalist patriyarkanın, düzenin çok daha ilerisinde ve kadınların kendi inşa ettikleri düzlemde devam ediyor” değerlendirmesi yapan Gamze Taşçı, Rojava‘nın geleceği açısından da şunları dile getiriyor:
“Başta Türkiye olmak üzere birçok emperyal kapitalist güç orada o devrimi boğmak istiyor. Oradaki kadın kazanımlarının patriyarkayı aşındıran boyutlarını gördükleri için oradaki kadın kazanımlarını yok etmek istiyorlar. Biz Türkiyeli kadınlar olarak Rojava‘nın geleceğinin tüm dünya kadınları açısından büyük bir değer ve önem taşıdığını bu gibi bütün kazanımların korumanın ileri mevzilere taşıma konusunda önemli bir yol olduğunu biliyoruz.
Bu açıdan Türkiye kadın hareketinin ve feminist hareketin temel tutumu anti sömürgeci bir tutum. Bu anti sömürgecilik patriyarkaya karşı mücadeleleri bağlamında Kürt kadınların, Ezidi kadınların Rojava ve halklarının tamamının kazandığı kazanımlara yönelik bir tavır geliştirmek üzerine güçlenmeli. Özellikle Efrin’de yaşanan işgal saldırısından sonra oradaki zeytinliklerin oradaki zeytin ağaçlarının sermayedarlar tarafından iktidar tarafından alınıp oralardan kar elde edilmesi oradaki doğanın talan edilmesinin yanında kendilerinin zenginleştirmeleri bu anlamda bu saldırıları neden düzenlediklerine neden yaptıklarına ilişkin fikir sunuyor. Eğer bu saldırılara karşı Türkiye’den Ankara’dan İstanbul’dan ses çıkarabilirsek aslında kendi egemenimize karşı da söz söylemiş olacağız. Biz Türkiyeli kadınlar olarak; dünyada herhangi bir kadının özellikle sınırlarımızın yanı başında egemenlerin aramızda çektiği sınır tellerinden elimizi uzatıp, kadınların hayatlarını cehenneme çevirenlere karşı sesimizi ortak yükselteceğiz. Biz kadınlar birlikte güçlüyüz. Yaşasın kadın dayanışmamız.”
