Özel Haber Sokak hayvanlarını katletme yasası olarak bilinen AKP-MHP iktidarının getirdiği yasa teklifi meclis alt komisyonlarında görüşülürken Cüneyt Özdemir “gazeteci kimliğiyle” kamuoyunda yasanın içeriğinin tartışılmasını perdeleyerek DEM Partili kadın milletvekili Perihan Koca’nın sözlerini manipule edilmiş haliyle servis etti.
Cüneyt Özdemir’in kamuoyuna servis ettiği Perihan Koca’nın konuşması, meclis tutanaklarında Özdemir’in aksini belgeliyordu. Buna rağmen Özdemir katliam yasasına karşı çıkan DEM Partili milletvekillerinin sosyalist kimliklerini ve kadın kimliklerini hedef almayı sürdürdü. Şimdi de DEM Parti’deki Kürt halkıyla sosyalistlerin ortak mücadelesini hedef alan MİT’in gölgesinde “gazetecilik” faaliyeti yapan Özdemir’in bu çalışmaları halkların birleşik mücadelesini hedef alarak devam ediyor.
Cüneyt Özdemir Perihan Koca’nın temsil ettiği siyaseti hedef alarak şunları dedi;
DEM’in meclise taşıdığı tabela sol partilerinin bu milletvekillerini de tartışmamız gerekmiyor mu? Perihan hanım kendi kurduğu tabanı olmayan bir partiden TBMM sıralarına DEM sayesinde gelmiş. 70’li yıllardan kalma bir retorik içinde ‘solculuk’ yapıyor. Herhangi bir söyleşisini seyredin böylesine bir karikatür solculuğu hak etmek için biz ne yaptık diye kafanızı duvarlara vurabilir ya da kendinizi bir Levent Kırca skecinde sanabilirsiniz. Sadece adında Sol var diye KHK’dan atıldı diye bu hanımefendi DEM tarafından meclise taşındı. CV’sinde başka hiçbir şey yok. Aradık bulamadık. DEM’e oy veren, inanan ve bir ‘dava’sı olanlara büyük kazık! Bir Dem seçmeni doğal olarak şunu sormaz mı? ’90’ların karanlığından bu yana bedeller ödeyerek siyaset yapmamızın sonucu bu mu olmalıydı?’ Ben Perihan Koca’yı tüm yeteneksizliği, yalancılığı ve klişe solculuğu adına tebrik ederim kendi çapsızlığı sayesinde nihayet bu konuyu da tartışmaya başladık
Hızını alamayan Özdemir bu defada EMEP Mv Sevda Karaca üzerinden yeniden sosyalist ve kadın vekilleri hedef aldı. Cüneyt Özdemir’in sözleri şöyle;
“Emep kontenjanından DEM’in meclise taşıdığı bir isim. Yine bir karikatür karakter… Lütfen yaptığı konuşmalara bakın, içerik sıfır. 70’lerden kalma sloganlar, kendi içine hapsolmuş klişe, retorik cümleler! 2024 model sol bu mudur? Hayır bunlar solu temsil etmiyor edemez de.. Toplumda karşılıkları sıfır. Dem sayesinde meclise taşındılar. Dem kürtlerin oyunu ne yazık ki bu tür insanları meclise taşıyarak harcadı. Kendini sol olarak tanımlayan bu arkaik anlayışı tartıştırmıyotlar. Türkiye’nin yeni bir ‘sol’a ihtiyacı var. Bu vasat tiplere mahkum olmamalı!”
Yeni bir sola ihtiyaç var vurgusunu yapan Özdemir esasında kendisi gibi iktidar gölgesinde, Kürt halkının özgürlük mücadelesinden ayrışan ve sosyalist fikirlerden arınmış kendisi gibi karikatür bir “sol” görmek istiyor.
Her dönemin kalemi Cüneyt Özdemir’in önce cemaatçi sonra Erdoğan’cı çizgiye nasıl dönüşüm gösterdiğinin özeti şöyle;
Radikal’deki ilk yazılarından birinde, Özdemir, insanların çaresizlikten gitmek zorunda bırakıldıkları, gerici ve alternatif bir eğitim sisteminin oluşturulduğu, kızların ve erkeklerin birbirlerini uzaktan bile görmediği, cemaate adam devşirilen Fethullah yurtlarını mazur gösteriyor. “Atatürkçüler”in sokakta bıraktığı çocuğa cemaatçilerin sahip çıkmasını anlatarak Radikal’e “iyi” bir giriş yapıyor:
“… Avrasya koşusunda köprüden yürürken bir gençle tanıştım. Kendisi Binnaz Hoca’nın mahalle baskısından endişe duyduğu bir taşra şehrinde doğmuş büyümüş. Okul yıllarında parasızlıktan dershaneye gidememiş. (…) Abi’lerden ders almış. Üniversiteyi kazanıp İstanbul’a gelmiş, kalacak yer yok! Atatürkçü Düşünce Derneği’nin kapısını çalmış. ‘Yurt göstermek görevleri değildi belki ama elime bir broşür tutuşturup gönderdiler beni’ diyor.
“Çaresiz, bir cemaat yurdunda yer bulmuş kendine. ‘Bir baskı yoktu yurtta ancak oluşan havadan sabah namaza kalkıyor, öğleden sonraları çay-bisküvi eşliğinde Fethullah Gülen kasetlerini dinliyorduk’ diye anlatıyor. ‘Abi’ler her şeyle ilgileniyormuş. Herhangi bir ders mi kötü hemen o dersi iyi bilen bir ‘abi’ bulunuyor ve başarıyla geçiyorlarmış. Akşamları ise yurdu destekleriyle ayakta tutan esnaf, Beyoğlu’nun ünlü restoranlarında kalan tatlıları yurda yolluyormuş. Bu dayanışma ruhu elbette üniversiteden mezun olunca iş bulma aşamasında da devam ediyor…
“ ‘Bugün A.B.İ’lere kızıyorsunuz da yıllardır aklınız neredeydi’ diye sormayacak mıyız? Türk eğitim sisteminde büyük boşluklar var. Birileri yıllardır o boşlukları legal yöntemlerle doldurdu, dolduruyor. Bunu görmezden gelip sanki bu insanlar düşman bir ülkeden gelmiş gibi tavır almak ya da uzaydan inmişler gibi şaşırmak da ne demek?
“Mahalledeki moral bozukluğunun özeti ‘Bizimkiler gitti, onlarınkiler geldi’ endişesidir. Durumu AKP hükümetine yıkmak ise işin artistliği.” 20/10/2010
Erdoğan’a övgüler…
Özdemir’e göre Erdoğan siyasete ömrünü adamış gerçek bir dava adamı. Oysa özdemir’in unuttuğu bir şey var: Tayyip Erdoğan dünyadaki en zengin siyasetçilerden biri. Başbakanlığı sırasında gelen tepkiler üzerine büyük bir şirketteki hisselerini devretmek zorunda kalmıştı.
“Türkiye’de bütün politikacıların ve liderlerin ikinci işidir siyaset. Biri hariç. Recep Tayyip Erdoğan yola siyaset yapmak için çıkmıştır. Profesyonel bir siyasetçidir. Başbakanlığı hatta başkanlığı daha ilk günlerde planlamış, inanmış ve hareket etmiştir. Gençlik kollarına girişi de evliliği de hep bu mücadelenin emrinde gelişmiştir.
“… Aynı partiden kara çarşaflıyı Beyoğlu’na giden konvoya koymayacak kadar akıllı. Etrafındakiler burun kıvırırken çöpten toplanan pidelerle iftar açan gecekondu sofrasına iştahla çökebilecek kadar gönlü açık. Hiçbir şey olmadığı günlerde dünya liderleriyle görüşebilmesinin getirdiği karizma da var, cezaevinde yatma tecrübesi de…
“… Neyi desteklediğinizi ya da neye karşı olduğunuzu bilmekte fayda var. RTE Türk siyasetinin her türlü deneyimi ve teçhizatıyla donatılmış, gerçek bir siyaset panzeri…” 23/11/2010
“Affedersiniz HDP’den Sosyalistlerle ittifak yapan DEM Parti Kürt seçmenine yazık’a…”
Gazeteci Cüneyt Özdemir, AKP yandaşlığını savunurken, HDP’ye hakaret etti. Özdemir, “AK Parti yandaşlığı mı? Evet. CHP yandaşlığı yok mu, İYİ Parti yandaşlığı yok mu? Affedersin HDP yandaşlığı yok mu?” dedi. Özdemir söyleşide, ayrıca şarap ve rakıyı “fermante üzüm suyu”, “malum içki, anasonlu içki” şeklinde kullandı.
Derleme kaynaklar Sol ve etha
