Gündem

SGK hastaneleri incelemeye 2023’te başlamış

İstanbul Tabip Odası, ‘Yenidoğan çetesi’ne ilişkin açıklama yaptı: “Sağlık sistemi herkese eşit, ücretsiz, ulaşılabilir, nitelikli hizmet sunacak şekilde yeniden düzenlenmeli aksi halde bu son olmayacak”

‘Aralarında doktorlar ve hemşirelerin de olduğu’ İstanbul merkezli bir sağlık çetesi, 21 şüpheli bebek ölümüne neden olmakla suçlanmıştı. Durum 14 gündür bebeğini göremeyen bir annenin şikayetiyle ortaya çıkmıştı.

Hakimlik, 15 Ekim’de ‘özel hayatın gizliliğini ihlal etmek’, ‘birden fazla kişiyle tehdit’, ‘kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle tasarlayarak öldürmeye teşebbüs’, ‘yargı görevini yapanı etkileme ve kişisel verileri aykırı olarak ele geçirmek veya yaymak’ suçlarından avukat Aylin Arslantatar, Mustafa Kemal Zengin, Baki Çelik, Yavuz Çelik ve Muhammed Emin Orhan’ın tutuklanmasına karar vermişti.

SGK’dan yapılan açıklamada şöyle:

“Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 24 Kasım 2023 tarihindeki talebi üzerine kamuoyunda ‘yenidoğan çetesi’ olarak gündeme gelen konuyla ilgili 29 Kasım 2023 tarihinde inceleme kurumumuzca başlatılmıştır. Savcılığın soruşturma yaptığı hastanelerden SGK sözleşmesi bulunan hastanelere yönelik gerekli incelemeler üç başmüfettiş ile üç müfettişimiz tarafından titizlikle yürütülmektedir. Sosyal Güvenlik Kurumu olarak, mevzuatımız çerçevesinde anlaşmamız olan hastaneleri yalnızca fatura ve mali yönden denetlemekteyiz.”

Yenidoğan yoğun bakım yataklarının üçte ikisi özel hastanelerde

Üçüncü düzey yatakların yaklaşık üçte biri kamu ve üniversite hastanelerinde. Neredeyse üçte ikisiyse özellerde. Özel hastanelerin büyük kısmının yenidoğan yoğun bakımlarında çocuk hastalıkları uzmanları hizmet veriyor. Çünkü yeterli sayıda neonatolog (yenidoğan uzmanı) bulunmuyor.

13 bin 603 olan toplam yenidoğan yoğun bakım yatağının 7 bin 248’i özel sektör hastanelerinde. Sağlık Bakanlığı kurumlarında 4 bin 738, üniversite hastanelerindeyse bin 617 yenidoğan yoğun bakım yatağı var.

”Sağlık sistemi düzenlenmezse bu son olmayacak”

‘Yenidoğan çetesi’ne ilişkin açıklama yapan İstanbul Tabip Odası; “Sağlık sistemi kamusal olarak herkese eşit, ücretsiz, ulaşılabilir, nitelikli hizmet sunacak şekilde yeniden düzenlenmelidir. Aksi halde ne yazık ki bu yaşadığımız sonuncu vahim olay olmayacaktır.” dedi

İstanbul Tabip Odası’nın “‘Yenidoğan çetesi’ olayında büyük resme bakmak” başlıklı açıklaması şöyle:

  • Geçtiğimiz mayıs ayında basına yansıyan ve çok sayıda özel sağlık kuruluşu, sağlık çalışanı ve hekimin adının karıştığı ‘yenidoğan çetesi’ olayı, incelemeyi sürdüren savcının (bazı tutuklu sanıkları serbest bırakılması isteği ile) makamında tehdit edilmesi görüntülerinin açığa çıkması üzerine yeniden kamuoyu gündemine taşındı. Basında ve sosyal medyada yer alan haberlerde bazı sanıkların kendi aralarında yaptıkları konuşma kayıtlarının yayınlaması da toplumda haklı olarak büyük bir infiale neden oldu.
  • İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu olarak konu ile ilgili yaptığımız değerlendirme şu şekildedir: Bu vahim olayın sorumluları hukuki, idari ve mesleki açıdan soruşturulacak ve yargılanacaktır. Hukuki açıdan yargılama sürecinin başladığı anlaşılmaktadır. İdari yönden soruşturma, Sağlık Müdürlüğü ve Sosyal Güvenlik Kurumu sorumluluğundadır. Hekimlik uygulamaları açısından ise soruşturma (hakkında suçlamada bulunulan hekimler için) Türk Tabipleri Birliği Disiplin Yönetmeliği çerçevesinde İstanbul Tabip Odası tarafından yürütülecektir.
  • Ancak bizce mesele yalnızca hukuki ve idari bir suçla sınırlı değildir. Bu olay aynı zamanda sağlık sisteminin iflas ettiğini gösteren, bu gerçeği tokat gibi yüzümüze çarpacak nitelikte ve kapsamda bir olaydır. Sağlığın alınır satılır bir meta, hastaların müşteri, sağlık kuruluşlarının ise ticarethane durumuna getirilmesinin sonucudur. Bunun sonucu olarak amacın yalnızca kar etmek ve bunu maksimize etmek olduğu bir sağlık piyasası içinde, etik ve kanun dışı işlemler işin doğası gereği daha sık görülür hâle gelmiştir.
  • Bu olayda sorumluluğu bulunan kişilerin/kurumların yapılacak yargılama sonucunda hak ettikleri cezaları alması elbette en büyük isteğimizdir. Ancak yoğun bakım üniteleri çok ağır koşullarda çalışılan birimlerden biridir. Burada fedakârca çalışan sağlık çalışanlarının tamamını töhmet altında bırakacak değerlendirmelerden uzak durulması gerektiği akılda bulundurulması gerekmektedir.
  • Bu gibi olayların yaşanmaması için uygulanmakta olan sağlığı piyasa dinamiklerine terk eden, özelleştirmeyi amaçlayan ve amacı kâr etmek olan politikalar terk edilmeli, sağlık giderleri genel bütçeden karşılanmalı, bütçeden sağlığa ayrılan pay artırılmalıdır. Sağlık sistemi kamusal olarak herkese eşit, ücretsiz, ulaşılabilir, nitelikli hizmet sunacak şekilde yeniden düzenlenmelidir. Aksi halde ne yazık ki bu yaşadığımız sonuncu vahim olay olmayacaktır.

Kaynak: Diken

Paylaşın