Birçok il ve ilçede emekli maaşına seyyanen zam talebiyle sokaklara çıkan emekliler, “Milyonlarca emekçi daha çalışırken yoksullaştırılmakta, emeklilik ise bu yoksulluğun derinleştirilmiş hali olarak dayatılmaktadır” dedi.
Tüm Emeklilerin Sendikası (Tüm Emekli-Sen), “Sadaka değil hakkımızı istiyoruz. Çare örgütlü mücadele” şiarıyla birçok il ve ilçede eylem gerçekleştirdi. Eylemlerde emekli maaşlarına 20 bin lira seyyanen zam talebi öne çıktı. Sendika üyeleri; İstanbul, Ankara, Zonguldak, Muğla, Maraş, Malatya, Trabzon, Antalya, Edirne, Artvin, Çanakkale, Balıkesir’de basın açıklaması gerçekleştirdi.
Türkiye’de emekliliğin iktidarın bilinçli tercihiyle sefalete mahkumiyetin adı haline getirildiği belirtilen açıklamada, “Milyonlarca emekli bugün yoksullukla, borçla ve barınma kriziyle boğuşuyorsa bunun nedeni ekonomik zorunluluklar değil; tek adam rejimi ve neoliberal yağma politikalarıdır” denildi.
“Mart 2025 itibarıyla Türkiye’de emekli ve hak sahiplerinden oluşan 16,8 milyonu aşkın insanın 4,5 milyonu, 16 bin 881 TL gibi bir sefalet aylığına mahkum edilmiştir. Bir o kadar dul ve yetim hak sahibi ise bu tutarın çok daha altında aylık almaktadır. Bu rakamlar açlık sınırının altındadır, hatta yer yer yarısının bile altına düşmektedir. Bunun adı derin yoksulluktur. Emeklilere filen ‘aç kal’ denmekte, sendika hakkı gasp edilerek ‘sus’ denmektedir” denilen açıklamada, bu durumun emekçilerin yaşamına yöneltilmiş açık bir saldırı olduğu belirtildi.
2026 yılı için 28 bin 75 lira olarak belirlenen asgari ücretin açlık sınırının altında olduğu hatırlatılan açıklamada, “Araştırmalar, dört kişilik bir ailenin yalnızca sağlıklı beslenebilmesi için gereken tutarın asgari ücreti aştığını; barınma, ulaşım, sağlık ve eğitim giderleriyle birlikte yoksulluk sınırının için gereken tutarın asgari ücreti aştığını; barınma, ulaşım, sağlık ve eğitim giderleriyle birlikte yoksulluk sınırının 100 bin TL bandına dayandığını ortaya koymaktadır. Bu tablo, asgari ücretin bir geçim ücreti olmaktan çıkarılıp yoksulluğun taban ücreti haline getirildiğini göstermektedir. Bugün Türkiye’de çalışanların yaklaşık yarısı asgari ücret ve civarında gelirle yaşamaktadır. Yani milyonlarca emekçi daha çalışırken yoksullaştırılmakta, emeklilik ise bu yoksulluğun derinleştirilmiş hali olarak dayatılmaktadır” ifadeleri kullanıldı.
İktidarın “asgari ücreti enflasyona ezdirmedik” iddiasının gerçeği yansıtmadığı belirtilen açıklama, şu ifadelerle devam etti: “2024’te resmi enflasyon yüzde 44,4 iken asgari ücret artışı yüzde 30’da kalmıştır. 2025’te beklenen yaklaşık yüzde 31’lik enflasyona karşı artış yüzde 27 olmuştur. Asgari ücret, iki yılda yalnızca resmi enflasyon kadar artırılsaydı bile 28 bin 75 TL değil, 32 bin156 TL olmalıydı. Büyümeden pay verilmemiş, geçim koşulları tamamen yok sayılmıştır. TÜİK’in açıkladığı makyajlı enflasyon oranları, emeklinin ve emekçinin yaşadığı gerçek hayat pahalılığını yansıtmamaktadır. Gıda, kira, enerji ve sağlık harcamalarındaki gerçek artışlar gizlenmekte; düşük zamlar bu sahte verilerle meşrulaştırılmaktadır. Bu açık bir emek gasbıdır.”
Kaynak: Etha
