Umut Yazıları

Nevroz’un ateşinde bir süreç: Yüzleşme, sorumluluk ve gerçek barış – Umut Gazetesi Kolektifi

Bugün Newroz! Bu sadece bir gün değil; zulme karşı başkaldırının, inkâra karşı varoluşun ve köleliğe karşı özgürlüğün haykırışıdır! Demirci Kawa’nın yaktığı ateş hâlâ yanıyorsa, bu ateş teslim olmayanların ateşidir!

Bugün Newroz alanlarında yanan her ateş tek bir gerçeği haykırıyor: Bu halk teslim alınmadı, alınamayacak! Ama tam da bu yüzden soruyoruz: Eşitliğin olmadığı, halkın iradesinin tanınmadığı bir yerde barıştan söz etmek, gerçeği örtmektir! Barış sadece Kürt halkının ve onun iradesinin cabasıyla değil masanın diğer tarafı olan devletin de adım atmasıyla olabilir.

Bu ilk değil! Daha önce “çözüm” denildi, umut yaratıldı, sonra ne oldu? Oyalama, tasfiye ve yıkım! Bugün yeniden bir süreçten söz ediliyorsa, bunun ölçütü sözler değil, somut adımlardır!

Bizler proletarya enternasyonalistleri olarak açıkça ilan ediyoruz: Kürt halkının mücadelesi yalnızca bir halkın değil, tüm ezilenlerin ve işçi sınıfının mücadelesidir! Bu mücadele sınırlarla bölünemez! Çünkü Kürdistan dört parçaya bölünmüş olsa da, bu bölünmüşlük halkın değil, emperyalist ve bölgesel düzenin dayatmasıdır! Türkiye, Irak, İran ve Suriye’de parçalanmış Kürt halkının birliği, yalnızca ulusal bir talep değil, özgürlük mücadelesinin stratejik bir zorunluluğudur!

Kürt halkı için mesele hiçbir zaman bir “güvenlik sorunu” olmadı; bu bir varlık ve özgürlük meselesidir! O halde süreçten söz edilecekse, laf değil, somut adımlar artık atılmalıdır !

Siyasal tutsaklar serbest bırakılmadan bu halk devlete güvenmez! Ama bunu genel bir çağrı olarak değil, somut ve açık taleplerle ifade ediyoruz: Başta Abdullah Öcalan üzerindeki ağır tecrit derhal kaldırılmalı, kendisi özgür koşullarda siyasal sürecin öznesi haline gelmelidir! On binlerce Kürt siyasetçi, belediye başkanı, gazeteci, akademisyen ve devrimci yalnızca düşünceleri ve politik faaliyetleri nedeniyle zindanlardadır; tüm siyasi tutsaklar koşulsuz serbest bırakılmalıdır! Terörle Mücadele Kanunu başta olmak üzere, siyasal faaliyeti kriminalize eden tüm düzenlemeler iptal edilmelidir!

Kayyum rejimi derhal lağvedilmelidir! Halkın seçilmiş temsilcilerinin yerine atanan bürokratlar geri çekilmeli, gasp edilen belediyeler ve yerel yönetimler derhal seçilmişlere iade edilmelidir! Bu yalnızca idari bir düzenleme değil, halk iradesinin tanınmasının en temel göstergesidir!

Kürt halkının dili, kimliği ve kültürü üzerindeki tüm yasaklar kaldırılmalıdır! Anadilde eğitim hakkı anayasal güvence altına alınmalı, Kürtçe kamusal yaşamın her alanında özgürce kullanılabilmelidir! Kürt halkının varlığı tartışma konusu olmaktan çıkarılmalı, anayasal olarak açık ve net biçimde tanınmalıdır!

Askeri operasyonlar ve sınır ötesi saldırılar derhal durdurulmalıdır! Irak ve Suriye’de yürütülen savaş politikaları son bulmalı, Kürt halkının yaşadığı coğrafyalar bombalanmaktan çıkarılmalıdır! Savaş sürerken barıştan söz edilemez!

Ve en önemlisi: Kürt halkının siyasal iradesi tanınmalıdır! Demokratik özerklik, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ve halkın kendi kendini yönetme hakkı müzakerenin değil, çözümün ön koşuludur!

Bizler ezen ulusun sosyalistleri olarak sömürgeci TC devletine sesleniyoruz: Bu politikalarla ne barış kurabilirsiniz ne de bu sorunu çözebilirsiniz! Baskı, inkâr ve zor yoluyla sürdürülen her politika yalnızca çatışmayı derinleştirir! Gerçek bir çözüm istiyorsanız, önce bu halkın en temel haklarını tanıyacaksınız!

Buradan ilan ediyoruz: Bizler proleter sosyalistler Kürt halkının özgürlük talepleri doğrultusunda her zaman proleter dayanışma göstereceğiz

Newroz’un ateşi bize şunu öğretir: Bu topraklarda hiçbir hak verilmedi, alındı! Hiçbir özgürlük lütuf olmadı, mücadeleyle kazanıldı! Bugün de kazanılacak!

O halde ateşi büyütme zamanıdır! Mücadeleyi büyütme zamanıdır! Halkların eşitliği ve özgürlüğü için mücadeleyi büyütme zamanıdır.

Newroz Pîroz Be!
Ateş harlansın, mücadele büyüsün!
Yaşasın Proletarya Enternasyonalizmi! Kahrolsun sömürgecilik

Paylaşın