Hayvan Yaşam Özgürlük İnisiyatifi üyeleri, 31 Mart Salı günü Çankaya Belediyesi tarafından düzenlenen “Hesap Veriyoruz” başlıklı etkinlikte saldırıya uğradıklarını belirterek Ankara Adliyesi önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. İnisiyatif adına basın açıklamasını Güliz Gündüz okudu. Açıklamanın ardından Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner ve kendilerine saldıran CHP’liler hakkında suç duyurusunda bulunuldu.
İnisiyatif tarafından okunan açıklamada, etkinliğe katılma amaçlarının, hayvanlara yönelik katliam yasasının ardından belediyelerinde bu yasanın uygulanmayacağını söyleyen CHP’ye bağlı bir belediyede toplatılan, anestezik iğneyle öldürüldüğü, çöp poşetleriyle taşındığı ve barınaklara hapsedildiği öne sürülen köpeklerle ilgili Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner’den açıklama talep etmek olduğu belirtildi. Açıklamada, “afişlerde söylendiği gibi verileceği söylenen hesabı sormak” için alanda bulundukları ifade edildi.
Basın açıklamasında, aktivistlerin alana girmeden önce polis tarafından içeride zabıtanın yetkili olduğu yönünde uyarıldığı, ayrıca olası bir saldırı halinde ne olacağının kendilerine sorulduğu ileri sürüldü. İnisiyatif üyeleri, alana girdikleri andan itibaren ellerinde Çankaya ve CHP bayrakları bulunan, tamamen erkeklerden oluşan bir grubun kendilerini çevrelediğini, gittikleri her noktada takip edildiklerini ve ablukaya alınmaya çalışıldıklarını söyledi.
Açıklamada, Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner kürsüye çıktığı sırada pankart ve dövizlerini açmak isteyen aktivistlere, çevrelerini saran grubun saldırısı vurgulandı. Saldırganların bayrak sopalarıyla kadın ve erkek aktivistlere vurduğu, çevik kuvvetin araya girerek aktivistleri alanın dışına doğru sürmeye başladığı sırada da bazı kişilerin şiddet uygulamayı sürdürdüğü ifade edildi.
İnisiyatif üyeleri, sonradan adının Vedat Karahan olduğunu öğrendiklerini ve belediye çalışanı olduğunu söyledikleri bir kişi ile henüz kimliği tespit edilemeyen bazı kişilerin fiziksel saldırıda bulunduğunu da ekledi. Bu saldırılar sonucu bazı aktivistlerin yaralandığı, döviz, megafon ve pankart gibi eşyalarının da aynı kişiler tarafından alındığı söylendi.
Hayvan Yaşam Özgürlük İnisiyatifi, saldırı anlarının kamera kayıtlarıyla belgelendiğini belirterek, Ankara Adliyesi önünde yaptıkları açıklamada yalnızca fiili saldırganları değil, siyasi sorumluları da işaret etti. Açıklamada, Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner’in olay sırasında ve sonrasında kendilerine yönelik saldırıya ilişkin herhangi bir işlem yapmadığı, kamuoyuna açıklama yapmadığı ve kendileriyle iletişime geçmediği ifade edildi. “Böyle mi hesap veriyorsun?” ve “İktidardan farkın ne?” soruları da doğrudan Güner’e yöneltildi.
İnisiyatif üyeleri, yasa çıktığında Özgür Özel tarafından “uygulamayacağız” yönünde söz verilmesine rağmen Ankara’daki CHP’li belediyelerin hayvanlara yönelik uygulamalarına karşı bugüne kadar açık bir tutum alınmadığını söyledi. Ankara Büyükşehir Belediyesi Barınağı’nda 17 bin 790 köpeğin doğal yollarla öldüğünün söylendiğini hatırlatan aktivistler, bu sayının olası bir katliam olarak değerlendirilip değerlendirilmediğini sordu.
İnisiyatif üyeleri, özür değil hayvanlara yönelik katliamların durdurulmasını istediklerini vurguladı. Açıklamada, katliam yasasının AKP-MHP tarafından çıkarıldığı, ancak CHP’li belediyelerin de bu yasayı uygulamayı sürdürdüğü de vurgulandı. CHP’li belediyelere dönük anti-demokratik baskıların farkında olduklarını belirten aktivistler, buna karşı çıkmalarının, hayvan katliamları karşısında sessiz kalacakları anlamına gelmediğini ifade etti.
Açıklamanın sonunda, Özgür Özel’e çağrıda bulunularak, “Kurtuluş yok tek başına” sözünde samimiyse belediyelerde hayvanlara yönelik şiddeti engellemesi, belediye önünde saldıranları açıkça kınaması ve haklarında disiplin süreci başlatması gerektiği belirtildi. Yaşam hakkı savunucularının Meclis’te grup toplantısına çağrılması ve hayvanların sesinin duyulmasının sağlanması da talepler arasında sıralandı.
Hayvan Yaşam Özgürlük İnisiyatifi, açıklamasında 25 Nisan Cumartesi günü saat 16.00’da Kolej Metrosu önünde buluşarak Sakarya Meydanı’na yürüyeceklerini de duyurdu. “Barınakta Hayat Yok, Sokaklarda Olacak” sloganını yineleyen aktivistler, mücadeleyi büyüterek sürdüreceklerini ifade etti.
Açıklamada konuşan hayvan hakları savunucusu avukat Tuğba Gürsoy:
Maalesef hayvanların yaşadığı şiddete karşı durmaya çalıştığımızda, hayvanların sesi olmaya çalıştığımızda defalarca kez belediye görevlileri tarafından, zabıtalar tarafından, yer yer de kolluk güçleri tarafından şiddete uğradık. Fakat bu hiçbir şekilde bizi durdurmayacak elbette. Hayvanların yaşam hakkını, hayvanların işkence görmeme hakkını, hayvanların aç susuz bırakılmama hakkını savunmaya gayet insani bir şekilde devam edeceğiz. Hüseyin Can Güler yaklaşık iki yıldır Çankaya Belediyesi Başkanı. O koltuğa oturmadan evvel yaptığı seçim çalışmalarında şöyle bir söz tarif etmişti, kendisine hatırlatmak isterim. Demişti ki hayvanların yaşam hakkını sonuna kadar savunacağım ve baromuzun hayvan hakları merkeziyle beraber işbirliği halinde hayvanlar için ne gerekiyorsa yapacağım. Seçim vaatlerinden biri buydu. Fakat biz baronun hayvan hakları merkezi olarak kendisinden bugüne kadar bir kez dahi randevu alamadığımız gibi, çeşitli yerlerde karşısına çıkan arkadaşlarımıza merkezinde randevu vermeyeceğim deme cüretinde bulunmuştur. Dertleri şeffaflık olan, dertlere hesap vermek olan, dertleri düzgün ahlaklı siyaset yapmak olan insanlar makamlarına, koltuklarına, onları ziyaret etmek isteyen dümdüz sade vatandaşlara randevu vermekten çekinmezler.
Bizden çekindikleri, bizden korktukları şeyler olduğunu biliyoruz. Geçtiğimiz sene Mayıs ayında Tobi köpek gözümün önünde, bizzat gözümün önünde belediye görevlileri tarafından yüksek dozda anesteziyle uyuşturuldu. Belediye görevlilerine yalvardık, yüz metre ileride veteriner kliniği var, acilen yetiştirelim dediğimiz halde belediye görevlileri izin vermedi ve o köpek yüksek dozdan dolayı öldü. Sonra belediye başkanı aynı gerçek dışı beyanlarına devam ederek Tobi köpeği bizim öldürdüğümüzü, bizim elimizde öldüğünü iddia etmeye devam etti. Bizim bu yalanlara karnımız tok. Biz bu yalanları AKP’den çok dinledik. Maalesef son iki yıldır AKP’nin yaptığı yalanların aynılarını Çankaya Belediye Başkanı’ndan ve Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Mansur Yavaş’tan dinlemeye devam ediyoruz.
Bakınız önümüzde baro seçimleri var. Baro seçimlerinde her listeden Cumhuriyet Halk Partisi’ne yakın adaylar var. Belediyelere yakın adaylar var. Buradan avukatlar olarak, hayvan hakkını savunan avukatlar olarak söylemek istiyorum. Çankaya Belediyesi’nin bu tutumuna karşı durmayan hiçbir avukatın, hiçbir baro başkanı adayının arkasında durmayacağımızı ifade etmek istiyorum. Hukukun üstünlüğü hepimiz içindir. Hukukun üstünlüğü sadece belli koltukları, makamları işgal edenler için değil hepimiz için, tüm türler için, tüm hayvanlar, doğadaki her şey içindir. O yüzden Çankaya Belediye Başkanı’nın içerisinde barış akademisyenleri olan, içerisinde tiyatrocular olan, içerisinde öğrenciler olan, içerisinde avukatlar olan, içerisinde bakın burada gördüğünüz gibi küçük bebeğiyle oraya gelmiş olan yaşam hakkını savunan insanlara darp ettirmesini hiçbir suretle kabul etmediğimizi ve bu olaydan sonra avukat meslektaşlarımdan kendisinin bu davranışına karşı çıkmayan ve hala baro seçimlerinde Hüseyin Can Güner’le yan yana pozlar veren ve onu eleştirmeyen kişilere karşı da seçimlerde hiçbir şekilde destek sunmayacağımızı sizlerin önünde tekrar söylemek istiyorum.
Açıklamanın tam metni:
“31 Mart Salı günü yaşam hakkı savunucuları olarak Çankaya Belediyesi tarafından çağrısı yapılan “Hesap Veriyoruz” başlıklı etkinliğe katıldık. Amacımız hayvanlara dönük katliam yasasının çıkmasından sonra belediyelerinde yasanın uygulanmayacağına söz veren CHP’ye ait bir belediyede toplatılan, anestezik iğne atılarak öldürülen, çöp poşetleriyle taşınan, barınaklara hapsedilen köpeklerle ilgili Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner’den açıklama talep etmek yani tam da afişlerinde dedikleri gibi “vereceklerini söyledikleri” hesabı kendisine sormaktı.
Alana henüz girmeden polisler bize içeride zabıtanın yetkili olduğunu, bize saldırmaları halinde ne olacağını sordular. Alana girdiğimiz andan itibaren ellerinde Çankaya ve CHP bayrakları bulunan, tamamen erkeklerden oluşan bir güruh tarafından etrafımız sarıldı. Alanda hangi noktaya gitsek bu güruh bizi takip etti. Her yerde önümüzü kapatmaya ve etrafımıza abluka kurmaya çalıştılar. Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner kürsüye çıkarken biz de pankartımızı ve dövizlerimizi açarak toplatılan ve öldürülen köpeklerle ilgili sesimizi çıkarmak istedik ancak pankartı açmamıza bile fırsat kalmadan daha önce etrafımızı çeviren erkek güruh üzerimize saldırmaya, bayraklarının sopalarıyla kadın-erkek tüm aktivistlere saldırmaya başladı. Hırslarını alamayan bu kişilerin bir kısmı, çevik kuvvet araya girip bizi alanın dışına doğru sürmeye başladığında da bizi takip etti ve şiddet uygulamaya devam etti. Adını sonradan Vedat Karahan olduğunu öğrendiğimiz ve belediye çalışanı olduğu söylenen kişi ile henüz adını saptayamadığımız bazı kişiler aktivistleri fiziksel şiddet kullanarak darp etti. Bu darp sonucu arkadaşlarımız yaralandı. Alana götürdüğümüz döviz-megafon-pankart gibi tüm eşyalarımız da aynı kişiler tarafından çalındı.
Bu saldırıların her bir anı kamera kayıtlarıyla tespit edildi. Bugün burada bu kişiler hakkında suç duyurusunda bulunmak için bulunuyoruz. Ancak tek sorumlu bu kişiler mi?
Başından beri sokakta yaşayan köpekler konusunda hükümetle aynı dili kullanıp “başıboş köpek” diyen, belediyesi tarafından defalarca köpek toplamaları sırasında ölen köpekler belgelenmişken bunlara “algı operasyonu” diyen, uyuşturucu iğnelerle öldürülen Toby’nin hesabını sormak için belediye önüne gelen yaşam hakkı savunucularına polis saldırırken görevlilerine Toby’nin cesedini çaldıran, “Hesap soruyoruz” diye çağrı yapıp, bize şiddet uygulayan çalışanları hakkında tek bir işlem yapmayan, kürsüden bununla ilgili tek bir söz söylemeyen, herhangi bir iletişime girmeyen Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner bu saldırıdan sorumlu değil mi? Böyle mi hesap veriyorsun?
Güner’e soruyoruz: İktidardan farkın ne?
Peki ya Özgür Özel? Yasa çıktığında uygulamayacağız diye söz vermesine rağmen Ankara’nın dört bir yanında CHP’ye bağlı belediyelerin yaptığı katliamlarla ilgili bugüne kadar tek bir söz etti mi? Ankara Büyükşehir Belediyesi Barınağı’nda 17 bin 790 köpeğin doğal yollarla öldüğü söylenirken bu inanılmaz rakamın bir katliamın sonucu olabileceği hiç aklına gelmedi mi? Biz saldırıya uğradıktan sonra bir kez bile bu konuya ilişkin kamuya dönük bir açıklama yaptı mı? Belediyesi tarafından yaşam hakkı savunucularına saldırılmışken bu konuda tek bir adım attı mı?
Biz özür istemiyoruz, katliamların durmasını istiyoruz. Bir özürle yetinecek hâlimiz yok. Bu yasayı AKP-MHP çıkardı ancak CHP’li belediyeler de aynı iştahla yasayı uygulamaya devam ediyor.
CHP’li belediyelere dönük antidemokratik baskıların farkındayız, birçoğumuz bu baskılara karşı yapılan eylemlere katıldık hem hayvanlar hem de insanlar için özgürlük talep ettik. Bu sokaklarda, barınaklarda hayvan katliamları yapıldığında susacağımız anlamına gelmiyor.
Özel, başından beri kullandığı “kurtuluş yok tek başına” sözünde samimiyse, belediyelerinin hayvanlara uğradığı şiddeti açıkça engellemeye çalışır, belediye önünde bizlere saldıranları açıkça kınar ve haklarında disiplin süreci başlatır. Eğer her kesimin sesi olacakları iddiasının arkasındaysa yaşam hakkı savunucularını meclise grup toplantısına çağırır ve hayvanların sesi olmamızı sağlar.
Biz barınaklarda ne yaşandığını biliyoruz. Tam da bu yüzden “Barınakta Hayat Yok, Sokaklarda Olacak” diyoruz. Bu mücadele bitmedi, artarak da sürecek. 25 Nisan Cumartesi günü tüm şehirlerden gelen aktivistlerle beraber bunu tekrar Ankara’da haykıracağız. 16.00’da Kolej Metrosu’nun önünde buluşup Sakarya Meydanı’na yürüyeceğiz. Partisi fark etmeksizin tüm hayvan düşmanlarından hesap soracağız.
Kurtuluş yok tek başına, ya tüm türler ya hiçbirimiz!”
