Muğla’nın Milas ilçesine bağlı İkizköy-Akbelen bölgesinde, Limak Holding ve İçtaş Holding ortaklığındaki YK Enerji’ye karşı bölge halkının direnişi 2021 yılından bu yana sürüyor. Termik santrallere kömür sağlamak amacıyla maden sahasının genişletilmesi planlanıyor.
10 Ocak 2026 tarihli Cumhurbaşkanlığı kararıyla, Milas’ta 679 parseli kapsayan taşınmazlar (evler ve tarım arazileri) için “acele kamulaştırma” kararı alındı. Köylülerin bu karara karşı açtığı davalar Danıştay’da devam ederken, yürütmenin durdurulması talepleri henüz karara bağlanmadı ancak süreç sürerken, taşınmazlara el koyma ve bedel tespiti davaları kapsamında yapılan bilirkişi incelemeleri başladı. İncelemelere karşı yapılan protestolar sonrası İkizköy sakini Esra Işık tutuklandı.
Bugün köylüler acele kamulaştırma kararının durdurulması, Temmuz 2025’te geçici olarak yürürlüğe giren Maden Kanunu’nun geçici 45. maddesinin iptal edilmesi ve Esra Işık’ın tutukluluğunun sona erdirilmesi talepleriyle önce Anayasa Mahkemesi’nin, ardından Danıştay’ın önünde bir araya geldi.
Süreci konuşmak için yaptığımız röportajı sizinle paylaşıyoruz.
“Bu kamulaştırmanın derhal geri çekilmesini istiyoruz”
Akbelen Direnişçisi: Bizim bu olan toprakları vermeyeceğiz. Bu yasalara, kanunlara aykırı. Bu yapılan kamulaştırmayı geri çeksinler. Geri çeksinler diyoruz çünkü sonu çok kötü olur. Bizim memleketimiz, toprağımız yani yaşam alanımız elimizden gidiyor. Mücadeleye sonuna kadar devam edeceğiz, etmek zorundayız. Bu yapılanlar etik değil bir kere. İnsanlığa aykırı, doğaya aykırı, yaşama aykırı, asla kabullenmiyoruz. Bu kamulaştırmanın derhal geri çekilmesini istiyoruz. Bizim kimseyle inatlaşma gibi bir durumumuz yok. Öyle bir lüksümüz yok. Biz sadece haklarımızın peşindeyiz, hakkımızı arıyoruz ya. Hakkımız topraklar bizim toprağımız. Bizim vatanımız.
Akbelen Direnişçisi: Alıyorlar, tarlalarımızı alıyorlar biz tarlamız için geldik buraya. Esra için geldik.
“Esra bizim kızımızdır”
Melahat Çulhan: Bağımız bahçemiz gidiyor, evimiz gidiyor, zeytinlerimiz sökülüyor. Dinamitten duramıyoruz. Dinamit patladığında evlerimiz sallanıyor. Ağaçlarımız kömür yüzünden meyve vermiyor. Bizim kızımızdır, Esra’nın hiçbir suçu yok. Sadece toprağını, evini, doğasını koruduğu için, çamları, zeytinleri koruduğu için içeriye aldılar.

“Ben para için gelmedim, ben hakkım için geldim”
Hatice Kocalar: Ben kömür madeni başladığından bu yana, başlangıcından beri mücadele ediyorum. Biz üç ay çadır kurduk. Tütünlerimize, nohutlarımıza hep bütün el koydular. Bizim ağaçlarımızı kestiler, götürdüler. Bize karakol geldi. Bizim tarlamız var mıydı? Sen şimdi buraya niye geldin, röportaj için geldin. Ben de oraya tarlamı işlemek için gittim. Benim tarlada çalışırken baskın geldi. Karakol haber veriyor, karakol bizi çağırıyor. Biz oraya gidiyoruz. Biz tütün avans aldık. O avans bütün yol değil. Araba yok, bir şey yok. Hayvanlarımız var, evde aç susuz bağırdılar. Bunlar hep bunların acısını çekecek onlar da. Karakola gidiyoruz ifademizi veriyoruz, geri geliyoruz. Ertesi gün yine. Biz tarlada iş işleyeceğiz izin vermiyorlar.
“Bize sus payı vermeye çalıştılar”
Sen şimdi gazetecisin, her yere gidiyorsun çekmek zorundasın. Ben de o ekinimi biçmek zorundayım. Şirketten geldiler içi para dolu bir bavul almış gelmişler. İçi dolu on milyar para var içinde, bize sus payı vereceklermiş. Ben para için gelmedim. Ben hakkımı savunmak geldim. Siz sus payı vereceksiniz öyle mi, ben dedim bir avuç toprağıma bir kilo altını değişmem dedim karakolun içinde. Ben tarlama gideceğim dedim ‘gidemezsin’ dedi bana başçavuş. ‘Niye gitmiyorum’ dedim ben, giderim ben. ‘Orası kamulaştı’ dedi, ’Gidemezsin’ dedi yine. Ben de gideceğim dedim, bağırdım giderim dedim ben, gidiyorum. Beni korkutacak şey mi var? Başçavuş, kalk masadan dedim. Benim görevim dedi. Benim görevim de toprağımı korumak dedim ben de. Sen masadan kalkarsın ama ben toprağımdan kalkmam, hep benim dedim. O bizim emeğimizi ekmeğimiz. Siz ekmek yemiyor musunuz dedim, kömür yeseydiniz dedim.
