Abdullah Öcalan Sosyal Bilim Akademisi üyesi Duran Kalkan, İmralı ile düzenli ve şeffaf iletişim kurulmadan “Barış ve Demokratik Toplum Süreci”nin sağlıklı yürütülemeyeceğini belirtti.
Abdullah Öcalan Sosyal Bilim Akademisi Üyesi Duran Kalkan, Medya Haber televizyonunda yayınlanan özel programda süreci değerlendirdi.
İmralı Heyeti’nin 27 Mart’ta gerçekleştirdiği toplantı için “Bize yansıyan, bir yol haritasının karşılıklı tarafların tartışması sonucunda ortak mutabakata varılarak çıkartıldığı biçimindeydi” diyen Duran Kalkan, şunları söyledi: “Daha sonra Devlet Bahçeli şimdi kendi başına yol haritaları yayınlıyor. Biz ona şaşırdık biraz. Aslında yol haritası 27 Mart tarihli görüşmede devlet yetkilileriyle Önder Apo arasında yürütülen tartışma sonucunda mutabakata varılarak oluşturulmuştu. Fakat hiçbirisi işletilmedi. Buna göre Nisan ortasına kadar çıkacak yasanın taslağı olacaktı. Önce İmralı’ya gidilecek, orada Önder Apo, oradaki arkadaşlar tartışacaklardı. Sonra görüşler, taslak bize gelecekti. Hareketimizin yönetimi bunu tartışacaktı. Sonuçta görüşlerini temsilcileriyle birlikte Önder Apo’ya, İmralı’ya aktaracaktı. Orada bir karara varılarak Nisan sonunda bazı temel yasalar çıkacaktı.”
“Bu kadar net, somut bir yol haritası 27 Mart tarihli görüşmede oluşturuldu. Bize iletildi ve bize denildi ki hazırlıklı olun. Taslak geldiğinde geç kalmasın, görüşlerinizi belirtin diye. Yönetimimiz de ona göre hazırlıklı oldu, bekledik. Fakat hiçbir şey gelmedi” diyen Duran Kalkan, Saray medyasının yaptığı yayınlarla süreci provoke etmeye başladığını belirtti.
Abdullah Öcalan’la sağlıklı bir iletişimin kurulamadığına dikkat çekti, “İmralı ile iletişim düzenli olmazsa süreç sağlıklı yürüyemez” dedi.
MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin 5 Mayıs’ta grup toplantısında yaptığı konuşma ile daha sonra önerdiği “Yol Haritası”nın örtüşmediği değerlendirmesini yapan Duran Kalkan, şunları söyledi: “Kelimenin anlamıyla diyorlar ya; dağ fare doğurdu! Ona benzer bir durum. 5 Mayıs açıklamasıyla diğeri örtüşmüyor. Aynı değil. 5 Mayıs açıklamasından sonra hemen AKP sözcüleri tepki gösterdiler. Öyle değil, böyle olacak dediler. Statü yok, hat var, bilmem öyle bir şey olmayacak diyerek bir sürü ortalığı karıştırdılar. Öyle anlaşılıyor ki müdahale oldu. Bahçeli bu kadar tutarsız olamaz. Çünkü çelişkiler çok. Bu öyle değilse o zaman birçok çevreden müdahale oldu. Böyle bir şey ortak mutabakat olarak deniliyor. Hazırlandı, Bahçeli zaten bu işten görevli kılınmış devlet tarafından. O da ilan etti kendi adına. Olmaz böyle.”
“Yol Haritasında umut hakkı kavramı bile yok” diyen Duran Kalkan, Bahçeli’nin daha önce Öcalan için yaptığı “Umut hakkı uygulansın, gelsin Meclis’te DEM Parti grubunda konuşsun” sözlerini hatırlattı, “Birçok şey önceki konuşmalarından uzakta. Örneğin Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü. Siyasetle ilgili siyasi şey olacaktı. Sonunda incelendiği zaman ortaya PKK’yi tasfiye koordinatörlüğü çıkıyor. Ondan sonra da biri dönmüş diyor, tutukluluk hakkı saklı kalsın” dedi.
Abdullah Öcalan Sosyal Bilim Akademisi Üyesi Duran Kalkan, Öcalan’ın özgürlüğünün süreç için kritik bir nokta olduğuna dikkat çekti ve ekledi: “Biz silahlı mücadeleyi durdurma kararı almadık sadece. Siyasi mücadele stratejisini sona erdirerek demokratik siyaset, siyasal mücadele stratejisini benimsedik. Biz demokrasi için, Kürtlerin özgürlük hakları için mücadele edenler, bundan sonra demokratik siyaset stratejisiyle mücadele edeceğiz dedik. Hiçbir şey etmeyeceğiz, vazgeçtik, dağılıp gidiyoruz demedik. Evine gelsin şu bu demek gerçekten saygısızlık oluyor.”
Duran Kalkan, “Silahlı mücadeleyi sona erdirdiğimize evet diyorlar. Ama demokratik siyaset yapmamızın önünü açmıyorlar. Demokratik siyaset olmazsa bu sorun nasıl çözülür? Böyle mi gidilir? Bu biçimde mi çözülür?” sorularını sordu.
CHP’ye yönelik “mutlak butlan” kararına ilişkin olarak Duran Kalkan, “Antidemokratik bir tutum, baskıcı bir tutum. Şunu söylememiz lazım. Siyaset üzerindeki askeri vesayet olmamalı. Ama yargı vesayeti de olmamalı. Bu AKP polisi, istihbaratı kötü kullanıyor. Ama yargıyı çok daha kötü kullanıyor. Siyasallaşmanın da ötesinde, savaşın da ötesinde.” dedi.
Abdullah Öcalan Sosyal Bilim Akademisi Üyesi Duran Kalkan şunları söyledi: “Özgür Özel Kürtlerden söz etti. Kürt halkı dedi. Kürtlerin hakları dedi. Devlet Bahçeli hemen tepki gösterdi. Biz onu gördük, dinledik. Gözümüz açık, aklımız var. Bir şey sulandırma dedi. Ne Kürt’ü? Zaten son yedi maddelik yol haritasında Kürt’ün şeysi bile yok. Var yok Türk milleti. Her şey Türk milleti. Öyle olmaz ki.
Mevcut durum CHP yönetiminin, CHP kongrelerinin başına bunlar gelirse başkalarının başına neler gelmez ki? Şimdi bütün arkadaşlar dikkatle izliyorlar, bakıyorlar. Herkes duruma bakıyor. CHP’ye bile böyle yapanlar, Kürt’ün adını söyleyene, özgürlüğünü isteyene, kimliğini isteyene, Türkiye’ye demokrasi isteyene ne yapmazlar ki? Her şeyi yaparlar, çok inandırıcılıkları kalmıyor.”
Kaynak: Etha
