Menbic 27.06.2016
Bu tarih hayatımızda hiç unutamayacağımız başka bir dünyanın mümkün olduğunu, yaşam gibi basitçe dile getirdiğimiz, bir o kadar ağır bedeli olduğunun haberini aldığımız gündü. Her ölüm sınırın bu tarafında kalan bizlere ağırdı…
Canım arkadaşım haberini aldığım o günü ne unutmam ne de seni unutturmam mümkün. Biraz seni biraz da uğruna toprağa düştüğün mücadeleni yazmak yüreğimin borcu.
İlk tanışıklığımız sanırım Genç-Sen kuruluşuydu, 2007 kış ayı.
Velhasıl bir kaç yıl sonra Ankara’ya taşındın ve her birimizin seninle hikâyesi başladı.
Adanalı olmanın getirdiği bir şey midir bilmem ama mücadeleye olan bağlılığınla herhalde bu deyimin tam uyduğu kişiydin; kurşunun üstüne yürürdün, yürüdün…
Ankara’nın en meşhur yanı sanırım anti-faşist mücadelesinin sertliğidir. Sen tüm yoldaşlarına ve tabii en çok da kadın yoldaşlarına cesaret ve güven verirdin. Seninle göz göze geldiğimizde girmediğimiz kavga yer yer de yemediğimiz dayak kalmamıştı.
Aslında tüm mesele buydu, birlikte dayak yemekten de korkmayışımız…
Biz sadece birlikte kavgalara girmedik. Senin insan olan yanın hatırladığımız belki de içimize doğru gülümsediğimiz, özlediğimiz tarafın. Çok güzel gülerdin Eylem, her birimizi de çok güldürürdün. Sinirlendin mi de tam sinirlendirdin, fırtınalar estirirdin. Yoldaş olmak sadece birlikte siyaset yapmanın ötesinde Gorki’nin romanlarını okurken hissettiğimiz gibi aynı lokmayı aynı hırkayı aynı kavgayı paylaştık.
Abinden gizli gizli ilk bira içişini o küçücük birada sarhoş olup yakalanmamak için seni hızlıca ayıltmaya çalışmamızı, ilk aşkını, gizli buluşmalarını seni idare edişlerimizi, üzüldüğün anları ve elbette kavgalarımızı unutmak ne mümkün… 4+4+4 eyleminde barikata yüklendiğimizde polisin gözünü hedef alıp joplamasından sonra neredeyse kör kaldığın günlerde yapmaman gereken ne varsa çocuk gibi inatlaşıp yaptığın için ettiğimiz kavgalarımızı unutmak ne mümkün…
Seninle kavga etmeyi de özledim Eylem…
O dönemimizin meşhur bir lafı vardı sürekli birbirimize bunu hatırlatırdık; yola çıktıklarını yolda karşılaştıklarına değişirsen yolunu kaybedersin. Sen çıktığımız yolda kimseyi geride bırakmadın. Benim için acı bir zaman olan babamı kaybedişimizde fotoğraflara baktığımda hep yanımdasın, o evin bir kızı da sendin. Sabahları babamla, Yörük özelliği olduğunu iddia ederek kahvaltıda yoğurt yemeleriniz, terasta sabahlara kadar bağıra çağıra Deniz Seki’den iyisin tabii şarkısını söyleyişimiz, anneme okuldan kaçtığımda söylemek zorunda kaldığın yalanlar… Bütün bunları birlikte yaşadık Eylem senle yaşadım. Her birimizde yaşadın.
Ve sanırım bir halk için yaşamak kararınla, başta söylediğim basit bir kelimenin işaret ettiği yaşamı, anlamlandırdın.
Atakan Mahir bir konuşmasında “Bu kadar şehit varken nasıl yaşıyorsunuz diye soruyorlar, ağırlığıyla yaşamıyorsun sadece içinden geçiyorsun, ağırlığını hissettiğin an yaşam durur” diyor. Sizin anlamlandırdığınız bu yaşamı sanırım durdurmamak için hatırlamak ilk mühim görevimiz.
Gittiğin zamanı hatırlıyorum, ki zaten hep gitmek istiyordun. İlk Bedrettin’i toprağa verdik sonra Aziz’i sonra 10 Ekim katliamı bitmeyen bir ölümler çağı açılmıştı hayatımızda. Gidişin sadece cüretin değil, seni oraya götüren siyasal sebeplerin açısından da çok değerli. Enternasyonalizm gereği, sadece kendi halkın için değil IŞİD tarafından esir alınan, tecavüz edilen, katledilen tüm kadınlar çocuklar insanlık için gittin. Ve evet o cihatçı çete zihniyetinin Türkiye’de de egemen olmaması için savaştın. Bizler içinde savaştın. Cenazende feminist hareketten kadın hareketinden birçok kadın vardı. Seni tanımayan birçok insan vardı. Herhalde bir devrimci için en kıymetlisi de budur. Fikirlerin ve mücadelen bu ülkede seni hiç tanımamış Gazi Mahallesinden, Konur Sokak’a, Amed surlarından, Çukurova’ya kadar yayıldı.
Bizleri seninle ve arkadaşlarımızın cenazesiyle sınadılar. Doğduğun büyüdüğün toprağa seni gömmek için aylarca verilen mücadele devletin yıllardır Kürt halkına uyguladığı ölüm siyasetini ve tam da senin ne için o toprağa düştüğünü unutulmaz kıldı bize. Bugün bir barış süreci yürütülüyor burada siyasi bir analiz yapmayacağım. Ama bir ihtimali bile varsa barışın sadece demokratik yaşamı değil hafızamızı hakikatlerimizi ve yasımızı da tutmak için tam da enternasyonel sosyalizm mücadelesinde sen ve yitirdiğimiz tüm arkadaşlarımız için bu adil onurlu bir barışı tesis etmek de size borcumuz kuşkusuz.
Seni toprağa verdiğimiz gün gibi her şey hatırımızda…
Canım arkadaşım vurulduğun yerden öpüyorum…
