Türkiye siyasi tarihinde yasal anlamla birçok parti kurulmuştur. Yeni Parti’de CHP’de butlan darbesi sonrasında Özgür Özel yönetimi tarafından kurulan bir parti olarak siyasi tarihte yerine aldı.
Öncelikle AKP-MHP iktidarı yargı eliyle CHP siyasetine müdahale etti. Kemal Kılıçdaroğlu’nu butlan kararıyla fiilen CHP yönetimine kayyum olarak atadı. Bundan sonra Kemal Kılıçdaroğlu’nun siyasi hayatı Saray yönetimine Butlan kararıyla elde edilen iktidarın diyetini ödemek şeklinde gelişeceğini görmek gerekiyor.
CHP gelinen aşamada iktidarın destekçisi bir siyasi partiye dönüşmüş bulunuyor. Kemal Kılıçdaroğlu yönetiminde CHP artık kendisini muhalefet partisi olmaktan çıkartarak her açıdan yeni bir MHP konumuna getirmiş bulunmaktadır.
Özgür Özel ise Yeni Parti’yi kurarak CHP içerisinde yargı kararı sonrasında yapılan kayyum darbesi karşısında kendisine yeni bir yol açmış bulunmaktadır. Özgür Özel Sarayın vesayetini kabul etmeyerek buna karşı direnme yolunu seçmiş bulunmaktadır.
Yeni Parti CHP’den ayrılan 91 milletvekili’ nin katılımıyla kuruldu. Bu yönüyle Ana muhalefet partisi olmuş durumdadır. Mutlak Butlan kararı sonrasında il il gezen Özgür Özel fiilen siyasi faaliyete ara vermeyerek sokakta Yeni Parti’yi kurma alt yapısını adım adım inşaa etmiş oldu. Hazine yardımı engeline karşı başlattığı yardım kampanyası ile 15 günde 400 milyon TL civarında bir bağış topladı. Yine başlattığı üye kampanyasıyla şimdiden 500.000 üyeye ulaşmış bulunmaktadır. Bu önemli bir kitle desteğine sahip olduğunu göstermektedir.
Özgür Özel yeni partiyi kurduktan sonra Anıtkabir’i ziyaret edip ardından camiye gidip namaz kılarak yola koyulmuş oldu. Ekrem İmamoğlu bu oluşuma tam destek verirken CHP’den istifa etti. 140 civarında belediye Yeni Parti’ye geçerken birçok belediye CHP’de kaldı. Bunun bir nedeni iktidarın operasyon korkusu olurken diğer bir nedeni de siyasi gelişmeleri görüp ona göre hareket etme eğilimi olmuştur.
Yeni Parti söylem düzeyinde CHP’nin yürüttüğü politik söylem dışında yeni somut bir söylem üretmiş durumda değildir. En temel söylem olarak ön plana çıkan demokratik katılım söylemi doğru temellerde değerlendirilemezse Yeni Parti açısından bir handikap haline gelebilme tehlikesi taşımaktadır. Demokratik katılım söylemi merkezi parti otoritesiyle karşıt bir pozisyonda tanımlandığında beraberinde iktidara karşı muhalefet etme sürecinde bir zaafa dönüşme imkanlarını taşımaktadır.
Yeni Parti geneleksel CHP politikasından farklı bir şey söylememektedir. Bu yönüyle burjuva siyaset içerisinde kurulmuş bir düzen partisidir. Hedefi genel olarak AKP-MHP yönetiminden daha düzgün bir şekilde burjuva demokrasisini inşaa etmektir. NATO içerisinde daha etkin olmak ve Avrupa Birliği ile güçlü entegrasyon ilişkileri içerisinde olmak hedefleri arasında yer almaktadır.
Elbette 19 Mart ile başlayan süreç ve sonrasında yaşanan tutuklamalar iktidar cephesinden CHP’ye büyük bir operasyon yürütüldüğünün kanıtıdır. Özellikle mutlak butlan kararıyla CHP yönetimine fiilen el koyulmuştur. Ancak CHP yönetimininde Yeni Parti yönetiminine de yapılacak en büyük eleştiri Cumhuriyetin kurucu partisi olarak devletin geleneksel kodlarından kopamamasıdır. CHP’de Yeni Parti’de söylem ve pratik olarak kemalist zihniyetten kopamamakta onun birebir takipçisi olmayı kendisine misyon edinmiş partilerdir.
Yeni Parti mevcut politik enerjisi ve iktidar karşısında konumlanması gereği kitle muhalefetinin yarattığı enerjiyle yelkenlerini şişirmektedir. Ancak özünde Cumhuriyet’ten ve kapitalist sömürü düzeninden kopuş diye bir hedefi bulunmamaktadır.
İşçi sınıfı ve emekçilerin kurtuluşu böylesi düzen içi siyasetler etrafından olamaz. Proletarya ve emekçiler kendi bağımsız siyasi faaliyetlerini yürütecekleri ve sözünü söyleyecekleri araçlar yaratmakla mükelleftir.
Bu yönüyle yeni parti ana muhalefet partisi olsa da işçi sınıfı ve emekçilere umut olamaz. Ondan böylesi bir beklenti içerisinde olmak devrimci siyaset anlayışı açısından kabul edilemez. Devrimci siyasetin ve genel olarak toplumsal muhalefetin sıkıştığı her anda yeni araçlar üreterek sıkışıklıklardan çıkmak ve yeni politik hamleler içerisinde olmak temel görevidir. Elbette burjuva siyasetin içinde bulunduğu krizler karşısında işçi sınıfı ve emekçilere gerçekleri söylemeye devam edeceğiz. Görevimiz kapitalist sömürü düzeni karşısında devrimci siyaseti geliştirecek politik tahkimatlar içerisinde olmak olacaktır.
Yaşamın içerisinde politik hamleler yapma ihtiyacı her koşulda bu tahkimatların düzen siyasetinin dışında işçi sınıfı ve emekçilerin bağımsız siyasetini yürütme çerçevesinde olmak zorundadır.
Bu gün Emperyalizmin, siyonizmin ve faşizmin saldırıları karşısında devrimci siyaseti büyütmek ve onun etki alanını arttıracak ittifak ilişkileri içerisinde olmak sürecin yarattığı olanakları değerlendirme konusunda önemli bir devrimci müdahale hamlesi olacaktır.
Gün bu temelde düzen siyasetinde değil devrimci siyasette umudu arama ve örgütleme günüdür. Temel devrimci faaliyetimiz bu strateji etrafında gelişmeli ve ete kemiğe bürünmelidir.
