Gündem

Cumartesi Anneleri’nin 1124. hafta eylemi

Cumartesi Anneleri, eylemlerinin 1124’ncü haftasında 33 yıl önce gözaltında kaybedildikten sonra katledilen Abdülmecit Baskın için adalet istedi. Delillere rağmen sanıkların beraat ettirildiği, davanın zamanaşımı gerekçesiyle kapatıldığı hatırlatılarak cezasızlığa son verilmesi çağrısı yapıldı.

Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanmasını talep etmek için 1124. haftada da Galatasaray Meydanı’na kurulan polis bariyerlerinin önünde bir araya geldi.

Barış Anneleri’nin de katıldığı eylemde, 1993 yılında gözaltında kaybedildikten sonra katledilen Abdülmecit Baskın dosyasında süren cezasızlığa dikkat çekildi. Açıklama öncesinde ise 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın 11. yılında, Barış Annesi Meryem Bulut şahsında Ankara’da katledilen barış savunucuları anıldı.

İnsan Hakları Derneği (İHD) üyesi Sebla Arcan’ın okuduğu basın açıklamasında, zorla kaybetme davalarında ailelerin gerçeğin açığa çıkarılması ve adaletin sağlanması için yıllarca mücadele ettiği belirtildi. Tanık anlatımları, somut deliller ve kamu görevlilerinin itirafları dosyalara girmesine rağmen soruşturmaların etkisiz bırakıldığını, davaların zamanaşımına sürüklendiğini ve faillerin cezasızlıkla korunduğunu vurgulayan Arcan, bu uygulamaların yargıyı hakların güvencesi olmaktan çıkardığını ifade etti.

Yalnızca kayıp yakınlarının değil, toplumun da adalet ve yargıya olan güveninin zedelendiğini belirten Sebla Arcan, “Yargıya güveni yeniden kurmanın yolu ise cezasızlığa son vermekten geçiyor” dedi.

41 yaşında, üç çocuk babası olan Baskın, Ankara Altındağ Nüfus Müdürü olarak görev yapıyordu. 30 Eylül 1993’te makamından çıktıktan sonra özel harekat polisleri tarafından gözaltına alındı; ancak gözaltına alındığı inkar edildi. Üç gün sonra, 3 Ekim 1993’te Gölbaşı’nda cansız bedeni bulundu. Ateşli silahla öldürülen Baskın’ın elleri arkadan bağlanmıştı. Ailesinin gerçeğin açığa çıkarılması için yürüttüğü mücadeleye rağmen soruşturma etkin biçimde yürütülmedi ve dosya yıllarca sürüncemede bırakıldı.

Aradan 18 yıl geçtikten sonra özel harekat polisi Ayhan Çarkın’ın itiraflarıyla dosyada yeni bir süreç başladı. Çarkın, İstanbul Cumhuriyet Savcılığına verdiği ifadede, Baskın’ın İbrahim Şahin’in emriyle gözaltına alındığını, özel harekat polisleri Ziya Bandırmalıoğlu ile Ayhan Akça tarafından öldürüldüğünü anlattı.

Çarkın’ın anlatımları ve olay yerinde yapılan keşif, Baskın’ın bedeninin bulunduğu sırada jandarma tarafından hazırlanan olay yeri inceleme tutanağıyla da örtüştü. Bu bilgiler savcılık dosyasına girdi.

Soruşturma sonucunda 2014 yılında Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesinde, Mehmet Ağar, İbrahim Şahin ve Korkut Eken’in de aralarında bulunduğu 19 kişi hakkında dava açıldı. Kamuoyunda “Ankara JİTEM Davası” olarak bilinen davada sanıklar, silahlı örgütün faaliyeti kapsamında 18 kişiyi öldürmekle suçlandı.

Yıllarca süren yargılama boyunca Çarkın’ın ifadeleri ve dönemin kamu görevlilerinin beyanları mahkeme kayıtlarına girdi. Buna rağmen 2019’da tüm sanıklar beraat etti. Ailelerin itirazı üzerine beraat kararı bozuldu; ancak yeniden görülen davada sanıklar 2023’te bir kez daha beraat ettirildi. On yıllık yargılama boyunca 41 hakim ve 8 savcı değişti. Dava, sonunda zamanaşımı gerekçesiyle kapatıldı.

Baskın dosyasını delillere ve itiraflara rağmen cezasızlığın sürdürüldüğü somut bir örnek olarak nitelendiren Sebla Arcan, “Zorla kaybetme dosyalarında cezasızlığa yol açan uygulamalara ve ağır insan hakları ihlallerini örten zamanaşımına son verilmelidir” dedi.

Arcan, açıklamada Baskın’ın gözaltında kaybedilmesi ve öldürülmesine ilişkin tüm gerçeklerin açığa çıkarılması gerektiğini vurgulayarak, “Hakikati bilmek istiyoruz. Adalet istiyoruz. Cezasızlığın sona ermesini istiyoruz” dedi.

Eylemde, Baskın’ın oğlu Eren Baskın’ın ailesi adına kaleme aldığı mektup da okundu. Babasının öldürülmesinin üzerinden 33 yıl geçtiğini belirten Eren Baskın, bu sürenin bir insanın ömründen koca bir ömür, bir çocuğun hayatından koskoca bir çocukluk götürdüğünü, bir ailenin hayatından ise hiçbir zaman tamamlanamayacak bir eksiklik yarattığını ifade etti.

Babasının dosyasında bütün gerçeklere, tanıklıklara ve yıllar boyunca ortaya konulan anlatımlara rağmen sanıkların beraat ettirildiğini ve davanın zamanaşımı gerekçesiyle düşürüldüğünü hatırlatan Eren Baskın, mektubunda şu ifadeleri kullandı: “Böylece faillerin belli olduğu Mecit Baskın dosyası, devletin adalet mekanizması içinde faili meçhul olarak kalmaya mahkum edildi. Bir davanın düşmesi, gerçeğin ortadan kalkması değildir. Takvim yapraklarının değişmesi, bir cinayetin sorumluluğunun unutulmasını haklı kılamaz. Zamanaşımı yasal bir karar olabilir; ama hakikatin, vicdanın ve adalet arayışının zamanaşımı yoktur.”

Cumartesi Anneleriyle ilk tanıştığında çocuk denecek yaşta olduğunu anlatan Eren Baskın, babasının katillerini ararken kendi hikayesine benzeyen yüzlerce hikayeyle karşılaştığını belirtti. Acısını tek başına taşımadığını bu meydanda gördüğünü ifade eden Baskın, annelerin dayanışmasının kendisine güç verdiğini kaydetti.

Cumartesi Annelerinin kendisine en derin acıların bile dayanışmayla taşınabileceğini öğrettiğini belirten Eren Baskın, mektubunu şu sözlerle sonlandırdı: “Abdülmecit Baskın için, bütün kayıplarımız için, gerçeği bilme hakkımız için; dedem Faris Baskın’ın, babaannem Meryem Baskın’ın ve annem Raife Baskın’ın bıraktığı yerden, sizin yanınızda, omuz omuza mücadele etmeye devam edeceğiz.”

Eylem, gözaltında kaybedilen ve katledilenlerin anısına Galatasaray Meydanına karanfillerin bırakılmasıyla sonlandı.

Kaynak: Etha

Paylaşın