Salgın süresince ‘evde kalmak’ zorunda olan kadınlara ve çocuklara yönelik şiddet ve istismar artıyor. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Kadın Komisyonu, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Kadın Çalışma Grubu ve Türk Tabipleri Birliği (TTB) Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Kolu, koronavirüs pandemisinde kadına yönelik artan şiddete ve infaz yasasına dair ortak yazılı açıklama yaptı.
Kadınların salgın sürecinde sağlık tedbiri olarak kaldıkları evlerde daha çok şiddete maruz kaldıklarına vurgu yapılan açıklamada, “Ayrıca, şiddete tanıklık eden çocuklar da sürekli bir travma yaşamakta ve/ya cinsel, fiziksel istismara uğramaktadırlar. ‘Evde’ karantina ve izolasyon koşullarında yaşayan kadınların ve çocukların bu süreçte nasıl etkilendiğine yönelik yapılan araştırmalar psikolojik, ekonomik, dijital, fiziksel ve cinsel şiddetin arttığını göstermektedir” ifadelerine yer verildi.
Bu süreçte yapılan araştırmaların, psikolojik şiddetin, ekonomik şiddetin, dijital şiddetin, fiziksel şiddetin ve cinsel şiddetin arttığını gösterdiği belirtilen açıklamalarda şu talepler sıralandı:
- Kadınlara; eş, baba, erkek arkadaş, erkek kardeş, erkek çocuk tarafından uygulanan şiddet son bulmalıdır.
- Şiddetin önlenmesine yönelik politikalar daha etkin olarak uygulamaya konulmalıdır.
- İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı yasa etkili bir biçimde uygulanmalı ve kadına yönelik artan şiddete karşı acil eylem planı oluşturularak hayata geçirilmelidir.
- Şiddete uğrayan kadınların ilgili birimlere başvurmakta karşılaştıkları zorluklara çözüm getirilmelidir.
- Şiddete uğrayan kadınların şiddet uygulanan mekandan – evden- ayrılma olanakları çoğaltılmalı, bu bilgiler kadınların kolayca ulaşacağı şekilde yaygınlaştırılmalıdır.
- Şiddet uygulayan erkeği evden uzaklaştırma uygulaması devam etmeli, kadının korunmasına yönelik önlemler takip edilmelidir.
- Şiddet başvuru hatları etkin olarak kullanılabilir olmalı; ortak kullanılan şiddet hatlarının pandemi nedeniyle meşgul edilebileceği dikkate alınarak kadına yönelik şiddet için özel hatlar oluşturulmalı, online başvuru olanakları yaratılmalıdır.
- Pandemi nedeniyle evde kapalı ortamda şiddet gören kadının bildirimde bulunma koşullarının olanaksız olabileceği göz önünde bulundurularak üçüncü kişilerin şikayet/ihbar duyuruları değerlendirmeye alınmalıdır.
“Kadına yönelik şiddete son” başlıklı ortak açıklamada, yasalaşan infaz kanunu değişikliğinin şiddet tehdidi boyutunu artıracağına dikkat çekildi. “Siyasal iktidar, olağandışı salgın yönetimi çerçevesinde erkek egemen ve gerici uygulamalarını, amaçlarını gündemden eksik etmeyerek, erkek egemen yasa yapımını bilfiil sürdürmekte ve cinsel şiddet faillerine kolluk yapmaktadır” denilen açıklamada, düzenlemenin kabul edilemez olduğunu belirtti. Açıklamada, “Bu yasa değişikliği ile beraber, ‘cinsel saldırı’, ‘reşit olmayana cinsel saldırı’, ‘cinsel taciz’ suçlarından süreli hapse mahkum olanlar ile cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlardan mahkum olanlar, dörtte üç koşullu salıverme oranı ile tekrar suç mahallerine, çoğunlukla suçun gerçekleştiği izolasyonda olduğumuz ‘evlere’ gönderiyorlar” denildi.
‘Yasanın tartışmaya dahi açılması kabul edilemez’
Çocuk istismarcılarına da affın yolunu açacak yeni bir düzenlemenin gündemde olduğu hatırlatılan açıklamada, “İstismara uğrayan çocuk ile suçun faili arasındaki yaş farkı hesabıyla, zorla gerçekleştirilen ‘tecavüz evlilikleri’ ile suçun ve cezanın niteliği değiştirilemez. Bununla birlikte, cinsel istismar vakalarında çocuğun şikayetinin olup olmaması da cezayı değiştirecek husus değildir. Çocukları istismar etme suçu amasız fakatsız cezai bir konudur. Bu yasa değişikliği önerisi, cinsel istismar – cinsel taciz suçunu cezasızlaştırarak, bu suçların yayılmasına, eril tahakkümün daha da kökleşmesine ve cinsel şiddetin artmasına neden olacaktır. Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçların affına dönük herhangi bir yasa değişikliği teklifinin meclise sunulması, yasanın tartışmaya dahi açılması kabul edilemez” ifadelerine yer verildi.
