“Dünya sisteminin lordları için bizim sağ kalmamız daha çok kar getirecek olursa, modern bilim hepimizi kurtarır. Aksi takdirde normal ölüm yoluyla, kapitalizmin şehitleri listesine gireceğiz.”
Murat Menteş – Antika Titanik kitabından
Korona virüs salgını düzenin defolarını daha görünür kıldı ve fay hatlarını gerginleştirdi. Bununla beraber, elbette düzenin eli de armut toplamıyor. Açıklarını örtmek için suyu bulandırdıkça bulandırıyor. Yanlış soruları servis ediyor ve şıkları kendi doğrularından ibaret dizayn ediyor… Hakikati saklamak için önce kafaları karıştırıyor, sonra herkesin “algılar evreni sınırları dahilinde” acilen netleşmesini emrediyor ve “bu hepimiz için önemli” diyor.
Ruhsal bunalım ve önlemlere dair
Bunalımın esas nedeni iddia edildiği gibi “belirsizlik” mi? İyi de mevcut düzende zaten ezilenler açısından gelecek her daim “belirsiz” değil midir? En azından ezilenlerin belirsizliğe karşı bir “bağışıklık” sahibi olmaları icap etmez miydi? Hayır, bunalımın temel sebebi özne olamayışımızdır. Bir şeyler olup bitiyor, bazı önlemler alınıyor, ama biz nesneyiz. Kendi hayatımızın ipleri dahi kendi elimizde değil ve bunun sorumlusu virüs değil düzendir. Virüsle savaşımızı kendi hatalarımızdan dolayı kaybedebilecek bir öznelliğe bile sahip değiliz! Bunalım bu çaresizliğin sonucudur daha çok. Kaybetmek, kaybedecek olmak değil, savaşamayacak olmak, bu savaşın tarafı dahi olamadan mağlubu olma “riski” yani… Kaderimizin egemenlerce çiziliyor oluşu…
Gündelik önlemler var elbette. Ama herkes biliyor ki, mevcut düzende her şey, herkes iç içedir, bireysel kurtuluş ne nihaidir ne de mutlak… Önlemlerin kendisi yanlış değildir ama bütün içinde kapladığı alanı da doğru okumak gerekir. Ekolojik yıkımı önlemek için bize küçük ve şık önerilerde bulunuyorlar ama egemenlerin bacaları zehir üflemeye, devasa petrol gemileri okyanusları kirletmeye tam gaz devam ediyor! Kafa buluyorlar ezilenlerle… Ne yani, bu virüs, elimizi 20 saniye değil de 10 saniye yıkadığımız için mi tüm dünyayı sardı yoksa kendi çıkarlarından başka bir şey düşünmeyen egemenler, kapitalizmin sömürü ve kör çarklarını, salgının yayılmasını engellemek için bile yavaşlatmaya/yeniden düzenlemeye yanaşmadıkları için mi?
Gençler ve evde kalmaya dair
Gençler bu uyarılara uzun süre uymadılar ve sonra yasak geldi. “Duyarlıların” gençlere öfkelenmesi beklendi, dayatıldı. Aslında düzen bu kısa devre halinde kendi asli sorumluluğunu gizleme derdinde… “Her koyun kendi bacağından…” felsefesiyle bencilliği en yüce erdem kılan bu düzen değil mi? Virüsten ölümcül olarak etkilenen gençlerin oransal bazda çok düşük olduğunu gösteren tabloların varlığında, yarattığı bencil gençlerden ne yapmasını bekliyordu düzen?
Son yerine: kısa kısa…
Yazılabilecek çok şey var. Halihazırda yazılıp çizilen doğruları yinelemenin manası yok. Ama bazı noktaların altını çizebiliriz. Bu salgın tekrar ispatlamıştır ki, düzen—önce değil—sadece kendini korumaya programlanmıştır. Bunca dem vurulan “ilerleme”, düzenin kendi bekası parantezinde “anlamlıdır”, ezilenler cephesinde bir karşılığı yoktur, olumsuz karşılığı ise çoktur.
Kendimizi salgın sonrasına dair sempatik kehanetlerle avutmak en büyük hata olacaktır. Devrimci öncünün olmadığı konjonktürlerde krizler halihazırda örgütlü olan egemenlerin ve düzenin “fırsatlarına” dönüşme eğilimindedirler. 1. Paylaşım Savaşı ve Ekim Devrimi göndermeleri yapılıyorsa hatırlatmak gerekir ki, Lenin devrimi görebileceğini bile tahmin etmiyordu, Paris Komününden uzun ayakta kalmasına sevinmişti, vs… Yani kehanetleri pek iç açıcı, tahminleri pek uçuk değildi. Mücadelenin ihtiyacı olan analizlerin ötesindeki kehanetlerle değil, öncüyü inşa etmekle meşguldü Lenin…
