Korona gölgesinde girilen 1 Mayıs sürecinde, emekçiler bulundukları her yeri 1 Mayıs meydanına dönüştürmeye devam ediyor. İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri’nden oluşan İstanbul 1 Mayıs Platformu, bugün (28 Nisan) kentin çok sayıda noktasında bir araya gelerek açıklama yapıyor.
Bir işçi hastalığı olma yolunda ilerleyen korona salgınına rağmen üretime devam etme baskısını sürdüren iktidar, 1 Mayıs işçi sınıfının birlik, dayanışma ve mücadele gününde de sokağa çıkma yasağı ilan etti.
Meydanlarda buluşamayacak emekçiler, bulundukları alanları 1 Mayıs meydanına dönüştürme şiarıyla İstanbul, Çapa Hastanesi ve Fikirtepe Fortis Sinanlı Şantiyesi önünde bir araya gelerek 1 Mayıs açıklaması yaptı.
Çapa Hastanesi
Çapa Hastanesi önünde bir araya gelen ve ağırlıklı sağlık emekçilerinden oluşan işçiler, emek ve demokrasi güçleri “Evde açlık, işte korona. Kahrolsun kapitalizm. Yaşasın 1 Mayıs. Biji Yek Gulan” pankartı ile ortak basın açıklamasını okudu. İTO Genel Sekreteri Dr. Osman Öztürk açıklamanın ardından kısa bir konuşma yaptı. HDP İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm de açıklamaye destek verdi.

Fikirtepe Fortis Sinanlı Şantiyesi
Fikirtepe Fortis Sinanlı Şantiyesi önünde bir araya gelen ve ağırlıklı inşaat emekçilerinden oluşan işçiler ve demokrasi güçleri, koronavirüs salgınına rağmen faaliyete devam eden Galataport’ta şantiyesinde hayatını kaybeden işçi Hasan Oğuz’un fotoğraflarının olduğu dövizlerle katıldı. Açıklamaya HDP İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu de destek verdi.

Yaşasın 1 Mayıs işçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma günü!
İstanbul 1 Mayıs Platformu’nun açıklaması şu şekilde:
‘Tüm dünyaya yayılan koronavirüs salgını kapitalist sömürü ve yağma düzenini tüm çıplaklığı ile gözler önüne serdi.
Tüm dünyada, işçi-emekçilerin, hakların sömürü, yağma ve baskılara karşı büyük ve yaygın tepki ve protestoları ile sarsıldığı, kapitalizmin dünya çapında derin bir ekonomik kriz içinde olduğu, işçi-emekçilere, haklara, insanlığa hiçbir gelecek sunamadığı bir dönemde salgınla yüz yüze kaldık.
Birkaç istisna haricinde tüm kapitalist devletlerin, açık ya da gizli ‘sürü bağışıklığı’ diye tarif ettikleri, ‘ölen ölür, kalan sağlar çalışmaya devam eder’ mantığı ile insanlık dışı tutumlar aldığı gördük, görüyoruz.
Tüm yaldızlar döküldü, tüm yalanlar açığa çıktı. ‘Ekonominin çarkları’ dönmek zorundaydı! Bunun için işçiler kendilerini feda etmeli, ekonomileri ayakta tutmalıydı. Bunun için sermayeye milyarlar akıtılırken, işçilere açlıktan ya da çalışırken hastalanarak ölmek dayatıldı.
Görüldü ki, sağlık başta olmak üzere, eğitim, barınma gibi toplumun en temel ihtiyaçlarının kar güdüsü ile sermayeye açmak, ticaretin konusu yapmak toplu cinayet anlamına geldiği görüldü.
Bu ülkenin yönetenleri, Saray, salgını da bir fırsata, Allahın yeni bir lütfuna döndürmek için kolları sıvadı. Salgın öncesi, ekonomik ve siyasi kriz içinde savaş, baskı ve zor ile ayakta durmaya çalışan siyasi iktidar, salgının yarattığı puslu havayı, baskıyı, sömürüyü ve yağmayı arttırmanın bir fırsatına çevirmeye çalıştı, çalışıyor.
Ülkede emek gücüyle yaratılan tüm zenginliğin kaynağı olan işçi-emekçilere, yoksul halka reva görülen ‘sabun, abdest, kolonya’ ve bir miktar sadaka kabilinden para oldu!
Milyonlarcamız işsiz kaldık. Apar topar kepenkleri inen binlerce merdiven altı, ‘merdiven üstü’ işyerlerinden ücretsiz olarak ya da üç kuruş parayla gönderilerek evlerimize kapandık.
İşten atmaları yasaklama adı altında patronlara, işçileri üç ay ücretsiz izne ayırabilme hakkı tanındı. Ücretsiz izne çıkarılanlara, işten çıkarılan ama işsizlik ödeneğinden yararlanamayan işçilere günlük 39 lira gibi bir sadaka ücreti uygun görüldü. Tüm ödemelerin kaynağı ise İşsizlik Sigortası Fonu…
Büyük çoğunluğumuz ise “Evde Kal”ın kapsama alanı dışında; fabrikalarda, inşaatlarda, işyerlerinde her an salgına yakalanma korkusu altında çalışmaya devam ediyor, birçok emekçi kardeşimiz de yakalandığı salgından kurtulamayarak hayatını kaybetti.
Yaşanan bu süreç aynı zamanda, kadın emeğinin sömürüsünün ve kadına şiddetin arttığı, ancak görünmez kılındığı bir soncu da ortay çıkarttı.
Salgın, politik kazanç elde etme malzemesine dönüştürüldü. AKP’li belediyeler, vakıflar, cemaatler yardım toplayabilir, dağıtabilir ama HDP’li, CHP’li belediyeler, dayanışma ağları yapamaz. Halk can derdindeyken HDP belediyelerine kayyum atandı. Kanal İstanbul projesi kapsamında ihaleye çıkıldı. Salda Gölü çevresi tarumar edildi. Atatürk havalimanı, sahra hastanesi yapımı bahanesiyle ranta açıldı. Hapishanelere dönük yapılan infaz düzenlemesinde mafyacılar, çocuk istismarcıları, kadın katilleri serbest bırakılırken bir tweet attığı için tutuklanan öğrenciler, haber yapan gazeteciler, rehin tutulan Kürt siyasetçiler, devrimci sosyalistler yok sayıldı. Özgürce konser vermek isteyen Grup Yorum üyesi Helin Bölek, sadece adil yargılanmak isteyen Mustafa Koçak’ın talepleri görmezden gelinerek ölüm oruçlarında hayatlarını kaybetmelerine neden olundu. Bu ölümlere karşı oluşan tepkiye rağmen Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek için de hiçbir adım atılmamakta ısrar ediliyor. Ve bu arada milliyetçilik daha da yükseltilerek, Suriye’de, Libya’da ve Kürt halkına yönelik savaş politikaları sürdürüldü.
Böylesi koşullarda 2020 1 Mayıs’ını karşılıyoruz. Salgın kapitalist sömürü ve yağma düzenini tüm çıplaklığı ile ortaya koyarken işçi sınıfının, emekçilerin hayatı var eden gücünü de ortaya koydu.
İşçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma günü’nde başta çalışmak zorunda bırakıldığımız işyerleri olmak üzere, bulunduğumuz her yerde, meydanda, mahallede, sokakta, balkonda, 1 Mayıs’ta taleplerimizi güçlü bir şekilde seslendirmeye çağırıyoruz.’
Emekçilerin talepleri;
- Tüm kaynaklar halk sağlığı için seferber edilmelidir.
- İşten çıkartmalar, ücretsiz izinler yasaklanmalı, tüm çalışanlar ücretli izine çıkarılmalıdır.
- Çalışmanın zorunlu olduğu sektörlerde, işçilerin salgına karşı korunması için hekimler ve işçilerin denetiminde önlemler alınmalıdır.
- Salgın süresince tüm faturalar devlet tarafında karşılanmalıdır.
- Kayıt dışı çalışan ve şu anda hiçbir geliri olmayan, ücretsiz izine ayrılan işçi-emekçiler, yoksul halka en az asgari ücret tutarında doğrudan gelir desteği sağlanmalıdır.
- Tüm hastaneler kamulaştırılmalıdır.
- Salgına karşı toplumun korunması için gerekli kaynak, sermaye sınıfı ve rantiyeye konacak servet vergisi ile karşılanmalıdır. Bu kaynağın kullanımı toplumun denetimine açık olarak organize edilmelidir.
- ‘İnfaz yasası’ndaki ayrımcılık, devam eden kayyum politikaları ve belediyelerin çalışmalarının engellenmesi üzerinden sürdürülen siyasi baskılar son bulmalıdır.
Eylem programı
İstanbul 1 Mayıs Platformu, 1 Mayıs gününe kadar eylemlerine devam edeceğini duyurdu.
- 28 Nisan: Haramidere Sanayi önü – 18.00
- 28 Nisan: Beylikdüzü Migros Karşısı Bakır ve Pirinççiler Sanayi Sitesi – 18.30
- 29 Nisan: Sirkeci PTT önü – 13.30
- 29 Nisan: Tuzla İçmeler Köprüsü – 17.00
- 29 Nisan: İkitelli Arena Park – 18.00
- 30 Nisan: Kazancı Yokuşu Kadın Örgütleriyle kadın anması – 18.00
- 30 Nisan veya 1 Mayıs günü Kazancı Yokuşunda gerçekleştirilmesi planlanan anma program ise Valilik’ten gelecek izin ile belirlenecek.
Kaynak: Sendika.Org
