Dersim Kadın Platformu, Gülistan Doku’nun akıbetini sormak için basın açıklaması düzenledi. Basın açıklamasına Gülistan Doku’nun ablası Aygül Doku’da katıldı.
Dersim Kadın Platformu açıklamasının tam metni şöyle;
Son zamanlarda kadınlara yönelik artan şiddet, taciz, tecavüz ve katliam politikaları bugün Dersim özgülünde de sistematik biçimde devam etmektedir. Yaşadığımız coğrafyada yürütülen savaş siyaseti bugün kadınların ikincil konumunu derinleştiren ve kadın kimliğini yok sayan bir şekilde devam ettirilmektedir.
Bu politikaların somutlaşmış hali Dersim’de 233 gündür kayıp olan Gülistan Doku örneğidir. Bu politikaların somutlaşmış hali, İstanbul Sözleşmesinin gasp edilmeye çalışılmasıdır, her gün katledilen, ucuz iş gücü olarak görülen sömürü çarkları arasında ezilen kadınlardır.
Bu politikaların somutlaşmış en güncel örneklerinden birisi Batman’da Musa Orhan adlı bir uzman çavuşun 20 gün boyunca tecavüz ve işkencesine maruz kalan, şikayetine rağmen ilgili hakkında gerekli işlem yapılmadığı için derin çaresizlik yaşayan ve intihar eden genç bir kız kardeşimizle ilgilidir. “Alkollüydüm” zırvalığı, fail kadar sistemin de koltuk değneği haline gelmiştir. Hukuk sistemine, cinsel suçların mazeretinin olamayacağını hatırlatmak, biz kadınların görevi haline gelmiştir.
Toplumu ve biz kadınları derinden sarsan diğer bir durum ise 233 gündür kayıp olan Gülistan Doku olayıdır. Bölge özelinde biz kadınların tüm söylemlerine rağmen, Gülistan’ın intihar ettiğine ilişkin somut delil varmış gibi, 7 aydan uzun bir süre sadece suda aranmıştır. Bu süreçte toplum ve kadınların hafızası başka şeylere işaret ederken, eski Tunceli il valisi Tuncay Sonel ve bazı kurum amirleri Gülistan’ın intihar ettiği yönünde sürekli bir algı oluşturmaya çalışmışlardır. Bu süreçte aileyi de sürekli baskı ve denetim altında tutma çabası içinde olan Tuncay Sonel, Gülistan’ı suda çıkaracağı konusunda aileye sözler vererek oyalamış, Gülistan olayının belki de istediği yer/yerlere atanması önünde engel oluşturmasını önlemiş ve hiçbir şey olmamış gibi kentimizden ayrılıp gitmiştir.
Bu süreç boyunca sadece suya odaklı yürütülen çalışmalar diğer kanıtların toplanmasını da önlemiştir.
233 gündür kız kardeşimiz yok ve bizler sormaya devam ediyoruz;
Bu kadar şüpheli durum varken Zaynal Abakarov hakkında neden etkili bir soruşturma yapılmamıştır? Zaynal Abakarov kimdir ve ne tür bağlantıları vardır?
Gülistan’ın akıbetini soran kadınlar ve arkadaşlarına göz altına alma, burslarını kesme, yurttan çıkarma gibi baskılar uygulanırken, baş şüpheli Abakarov ve ailesinin taşınmasına neden göz yumulmuştur?
Olay günü Abarakov’un üvey babasına ait aracın çamurlara bulanmış olması delil açısından neden değerlendirilmemiştir?
Tanık ifadeleri ve telefonda alınan sinyal bilgisine göre Gülistan’ın 16.30 saatlerinde hala yaşadığı anlaşılmasına rağmen, Abakarov ve ailesinin 5 Ocak günü 16.00’ dan sonra nerede oldukları/ne yaptıklarına ilişkin veriler neden toplanmamıştır?
İlimizde olayla ilgisi, en azından bilgisi olabilecek birçok kişinin tayin olup gittiği doğru mudur yoksa bu bir tesadüf müdür?
Gülistan Doku olayı Abakarov ile bağlantılı değilse neden aydınlatılmamaktadır? Olayın bilmediğimiz başka bir yönü mü bulunmaktadır?
233 gün ailenin acılar içinde çırpınmasının hesabını kim verecektir?
Bölgede kadınlar üzerinden taciz, tecavüz, katledilme ve kaybedilme politikaları bugün erkek egemen sistem tarafından daha fazla üretilirken failler ve katiller korunup aklanıyor. Biz kadınlar bu izlenen politikalara karşı örgütlü kadın mücadelemizi büyütecek tüm bu olayların takipçisi olacak ve Gülistan Doku’nun akıbetini sormaktan vazgeçmeyeceğiz. Failleri aklamanıza, korumanıza izin vermeyecek hesap soracağız! Yaşasın kadın mücadelemiz, yaşasın kadın dayanışması!
Kaynak: Gazete Patika
