Emek - Sermaye, Gündem

Devrimci Partili İşçiler: “Asgari değil ‘insanca yaşayacak ücret’”

Devrimci Partili İşçiler, gündemdeki asgari ücret tartışmaları ile ilgili “Asgari değil insanca yaşamak için mücadeleyi yükseltelim” başlıklı açıklama yayınladı. Açıklamada, “Devrimci Partili İşçiler olarak ‘asgari ücret’in kendisine karşıyız, asgari değil ‘insanca yaşayacak ücret’ talebimizdir bizim” denildi.

Patronların kazançlarında bir azalma söz konusu değilken işçi ücretlerine zam yapmaya gelince pandemi koşulları demeleri tam bir ikiyüzlülüktür

Açıklamada her asgari ücret toplantıları gündeme geldiğinde ‘ülkenin ekonomik koşullarını göz önünde bulunduralım’ bahanesinin öne atıldığı hatılatılarak, “Oysa bakmamız gereken ülkenin ekonomik koşulları değil ücreti verecek olan patronların ekonomik durumlarıdır. Kâr haneleri yüzde 300’lerin, 400’ lerin altına düşmeyen patronların kendi ekonomik durumlarını değil de ülkenin ekonomik durumunu işaret etmesi ‘cambaza bak’ oyunundan başka bir şey değildir. Kârlarına kâr katan patronlar ülkenin ekonomik durumunu düşünseler ödemedikleri vergiler, aldıkları karşılıksız teşvikler, krediler ile gündeme gelmezler. Patronların kazançlarında bir azalma söz konusu değilken işçi ücretlerine zam yapmaya gelince ülkenin ekonomik durumu, pandemi koşulları demeleri tam bir ikiyüzlülüktür.” denildi.

Asgari değil ‘insanca yaşayacak ücret’

Açıklamada asgari ücretin verilmesi gereken ortalama ücret değil, bir işçiye verilebilecek en düşük ücret olduğunun altı çizildi: “Ne yazık ki sendikalar dahil tüm muhalif kurumlar asgari ücretin ‘ortalama ücret’ uygulamasına dönüşmesine karşı etkili bir cevap veremiyor, gündeme getiremiyor. Sendikaların belirlediği yoksulluk sınırının (8.050,00) altındaki her ücret bırakalım bizim savunduğumuz insanca yaşayacak ücreti, işçilerin açlıktan kurtulmasına yetmeyeceği çok nettir.

Devrimci Partili İşçiler olarak ‘asgari ücret’in kendisine karşıyız, asgari değil ‘insanca yaşayacak ücret’ talebimizdir bizim.  Ülkenin koşulları göz önünde bulundurulsun ona göre zam istensin diyen patronlara ve hükümete asıl siz ülkenin koşullarını, enflasyonunu vb. göz önünde bulundurun zam oranlarını ona göre yapın diyoruz. Sendikalar ve muhalif kesim tarafından istenen rakamların en yükseği kabul edilse bile sadece açlık sınırının bir tık üstüne çıkıyor ücret, yoksulluk sınırının yine altında kalıyor. Bu niye önemli çalışan işçilerin yüzde elliye yakını asgari ücretle çalışıyor (yaklaşık 10 milyon işçi) bu da demektir ki asgari ücret 3800 tl bile olsa (en yüksek dile getirilen) milyonlarca işçi yoksulluk sınırının altında ücret alacak ve yine geçinemeyecek. Biz, bu ülkede mevcut koşullarda çalışan bir işçinin sendikaların yoksulluk sınırı diye tespit ettiği (gıda, elektrik ,su, yakıt, giyim, ulaşım, eğitim, sağlık vb kapsayan) 8.085,62 tl nin işçilere en düşük ücret olarak verilmesini savunuyoruz. Yoksulluk sınırının altında bir ücret talep etmek işçileri yoksulluğa mahkum etmek demektir.”

İşçilerin Birleşik Mücadelesini örebilirsek başaramayacağımız hiçbir şey yoktur

Açıklamanın devamında şunlar kaydedildi:

“Karşımızda örgütlü bir patronlar toplamı var ve onların bir dediğini iki etmeyen bir hükümet var. Hükümetin bakanlar kurulu toplandığında bakanlar kurulumu toplanıyor, patronlar kurulumu belli değil. Hemen hemen her bakanın kendine ait bir işletmesi, holdingi var. O nedenle emek cephesinde de birleşik mücadeleyi örmek en acil yapılması gerekendir. Bu gerçekleştirildiğinde ise toplumsal muhalefeti de peşinden sürükleyen bir sinerji ve özgüven ile işçiler üretimden gelen güçlerini de tam manası ile kullanmaya başladığında patronlara diz çöktürmek kolaylaşacaktır. Sınıftan yana siyasi örgütlenmeler hem de sendikalar toplumun büyük bölümünü etkileyen, belirleyen emek mücadelesinde yan yana gelmekten imtina etmezse ve ayrı ayrı yürüyen sınıf, emek mücadelesini birleştirebilirsek İşçilerin Birleşik Mücadelesini örebilirsek başaramayacağımız hiçbir şey yoktur. 

Milyonlarca işçiyi açlık sınırı altında bir ücrete çalışmaya mahkum eden, binlerce işçinin çalışırken ölmesine göz yuman, milyonlarca işçiyi işsiz bırakarak açlıkla yüz yüze getiren, kadın cinayetlerine, kadına şiddete prim veren, gençlere sadece geleceksizlik vadeden, Kürt halkına inkarı, asimilasyonu dayatan, içeride dışarıda baskıyı, zoru, savaşı bir yöntem olarak uygulayan bir hükümet, devlet ile karşı karşıyayız. Tek çaremiz örgütlenmek, mücadeleyi yükseltmek ve her alanda birleşik mücadeleyi gerçekleştirmektir. Bunu gerçekleştirdiğimizde asgari ücret ve benzer diğer tüm sorunlarımızın sahici ve kalıcı kazanımlarla sonuçlanacağını biliyoruz. İnsan onuruna yakışır bir ücret, bir yaşam, bir ülke için Kurtuluş Kendi Ellerimizdedir!”

Paylaşın