Gündem

“Dinlenmemek üzere yola düşenler asla yorulmazlar!” – Burcu Serbes

“Dinlenmemek üzere yola düşenler asla yorulmazlar!” diyen Behzat Baykal’dan saati devrime ayarlı, bağcıkları sımsıkı bağlı Aziz Güler’e mücadelemiz sürüyor.

Tarih 30 Aralık 1984! Behzat Baykal, Genç Kurtuluşçular Birliği’ne karşı düzenlenen bir operasyonda, 27 Aralık 1984 tarihinde gözaltına alınıp 30 Aralık 1984 tarihinde Gayrettepe’de işkenceciler karşısında direnerek ölümsüzleşti. Sıkıyönetim Mahkemesi kayıtlarına göre polis tarafından yer gösterme sırasında kaçarken vurulduğu uydurmacısıyla katledilen Behzat Baykal, 12 Eylül sonrası buna benzer yöntemlerle öldürülen onlarca devrimciden biriydi. İşkencehanelerde devrimin kızıl bayrağını devlete karşı dalgalandıran yenilmez devrimciler kuşağının bir öncü neferi oldu. O dönem birlikte faaliyet yürüttüğü mücadele arkadaşları tarafından, “mütevazi, çalışkan, yaşamıyla örnek, sıra neferi ve tam bir proletarya sosyalisti” olarak tanımlanan Behzat Baykal’ın katledilmesinin üzerinden tam 36 yıl geçti. Behzat’ın cenazesi yoldaşlarından ve ailesinden kaçırıldı, yıllarca cenazesinin hangi mezarlığa defnedildiği bilinmedi. Fakat Behzat’ın adı mücadelede, devrimci savaşta yaşatıldı.

Behzat Baykal, 1958 Tokat – Zile Göçenli köyü doğumlu bir devrimciydi. Baykal, ilk ve orta öğrenimini Zile de tamamlamış, Ankara’da abisinin yanında üniversiteye hazırlanırken arkadaşlarının önermesiyle İstanbul Hukuk tercihini yapmış ve kazanarak İstanbul’a gelmişti. Yoldaşlarıyla ayakkabı boyacılığından, duvar kağıdı ustalığına, sebze satıcılığından vb. işlere kadar çeşitli işler yaparak hem geçinmeyi sağlayıp okula devam etmiş hem de siyasi faaliyet için olanaklar yaratmayı bilmiş bir proletarya sosyalistiydi. Bolu Yurdu’na geçinceye kadar ise bir otogarajdaki, koltukları sökülmüş taksinin içinde yaşayacak kadar hayata bağlı kararlı bir devrimci. Genç Kurtuluşçular Birliği’nin kurucularından Behzat Baykal, 27 Aralık 1984 tarihinde yapılan bir operasyonda gözaltına alınarak Selimiye Kışlası’na götürüldü. Baykal, gözaltına alınmasından 3 gün sonra 30 Aralık’ta yaşamını yitirdi. Polisler tarafından, Çobançeşme Mezarlığı’na gömüldü. Küçükköy’de bir randevu yerinden kaçarken vurulduğu söylendi ama tüm anlatılanlar, dışarıdaki ve içerideki tanıklıklar ise aksini söylüyor. Baykal’ın ölüm tutanağı aileye verilmedi. Tutanak ise tam 25 yıl sonra ortaya çıktı. Polisler tarafından Çobançeşme Mezarlığı’na defnedilmişti.

Behzat, katledilmesinin ardından yoldaşları tarafından anılmaya devam etti. Behzat Baykal, Anti-kapitalist, anti-sömürgeci, anti-faşist mücadele hattının örgütlenmesi için emeğini, bilincini, iradesini ortaya koyarak bize miras kalan mücadele geleneğini örgütledi. Behzat Baykal’ın izinden yürüyenler onun ismini, mücadelesini Rojava’da, Türkiye sokaklarında, fabrikalarda ve üniversitelerde yayarak, mirasının sürdürücüsü oldular.

Behzatlardan Azizlere ölümsüzleşenlerin bayrağı ellerimizde, faşizmin bizlere dayattığı tektipleştirmeye, katliamlara, geleceksizliğe karşı örgütlü mücadelemizi yükseltiyor, birleşik devrim zemininde ilerliyoruz.

Paylaşın