İzmir Müzisyenler Derneği Yöneticisi Oktay Çaparoğlu ile “Hesabı Biz Ödemeyeceğiz” kampanyasını, dayanışma ağlarını, pandemide işsizlik ve yoksullukla boğuşan müzisyenleri ve intiharları konuştuk.
Çaresizlik duygusuna itildik
Umut Gazetesi’nin sorularını cevaplayan Çaparoğlu yaklaşık bir yıldır kafe-bar çalışanlarının işsiz olduğunu, müzik yapan mekanların kapatılmasıyla da müzisyenlerin işsizliğe mahkum edildiğini söyledi.
Eğlence sektörüne karşı hükümetin özel bir düşmanlığı olduğunu söyleyen Çaparoğlu, “Pandemi sürecinden bu yana müzisyenler işsiz ve bu işsizliğin getirdiği sosyal, psikolojik baskı ve kuşatma ile boğuşmak zorunda kalıyorlar. Sorun sadece parasızlık değil. İnsanın hayatını geçindirdiği ve yaparken ruhuna iyi gelen, sanatını icra ederken duyduğu anlam ve doyumdan da mahrum kalması psikolojik boyutta da bizleri çok sarsmakta. Enstrümandan, sanattan, müzikten ayrı kalmak da başlı başına bir yıkım ve acı. Hepimizin ruhunda yaralar açıldı bu süreçte. Büyük bir sahipsizlik ve çaresizlik duygusuna itildik.” dedi.
Müzik sektöründe mesleki birliğin sağlanamadığından bahseden Çaparoğlu pandemi sürecinde yüz binlerce müzisyenin geçim sıkıntısı yüzünden evlerinden taşınıp ailelerinin yanında yaşamaya başladığını, şehir değiştirdiğini, büyük oranda tarım ve inşaat sektörlerinde işe başladıklarını, kuryelik yaptıklarını, enstrümanlarını satıp kiralarını ödediklerini söyledi.
Son bir buçuk ay içerisinde İzmir’de 3 müzisyenin intiharına da değinen Çaparoğlu, “İşsizliğin kendisi ve nereye varacağı belli olmayan bu belirsizlik travmalarımızı tetikliyor. Biz bununla karşı karşıyayız. Elbette biz elimizden geldiğince dayanışma ağları örmeğe çalışıyoruz kendi aramızda. Ama bu bizi boşluğa düşme halinden alıkoyamıyor. Müzik sektörü ilk gözden çıkarılan sektörlerden biri oldu. Bu da bizim canımızı acıtıyor” dedi.
İzmir’de kayıt dışı 30 – 35 bin civarı kayıt dışı müzisyen olduğu, bu rakamın Türkiye çapında 400-450 bin civarı olduğu bilgisini veren Çaparoğlu kafe ve barlarda müzik yapanlar da dahil edildiğinde rakamın milyonları bulduğunu ve işsizlik istatisiklerine bu rakamların dahil edilmediğini söyledi. Çalışma koşullarının kötü olan, sosyal güvenceleri olmadan sözleşmesiz çalışan müzisyenlerin mobbingle de karşı karşıya kaldıklarını söyleyen Çaparoğlu, Türkiye çapında örgütlenmeye çalıştıklarını aktardı.
“El açmak bile onurumuzu, gurumuzu inciten bir faktör”
Röportajımızın devamında Çaparoğlu bize şunları aktardı:
“Distopya çağı yaşıyoruz. İnsanların bir anda bütün yaşam koşullarının değiştiği, evlere kapandığı, nereye varacağı belli olmayan ve korkuyla da pompalanan bir süreçten geçiyoruz. Demek ki egemenlerin böyle bir korkuya ihtiyacı var, öyle görülüyor. Bu korku pompalaması sonucu yarını göremeyecek aşamaya geldik. Psikolojik olarak her türlü baskı var. Bir yıldır işsiziz. Ne olacağı belli değil. Ailemizden, çevremizden, toplumdan sürekli bununla ilgili baskı görüyoruz. Ben de işsizim. Arkadaşlarımız, çevremizin yardımlarına el açmak bile onurumuzu, gurumuzu inciten bir faktör.
Bundan bir buçuk ay önce arkadaşımız Erdem Topuz intihar etti. Ona dostlarımız yardımcı oluyordu. Aylık erzak desteği, kira desteği, fatura desteği veriyorlardı. Ailesi de destek oluyordu. Son süreçte boşanmıştı. boşanma sürecinin de getirdiği yıkım, doğumgününde çocuğuna hediye alamamak… bunların getirdiği bir çöküntü söz konusu.
Evet, parasız değil çoğumuz. Bu süreçte idare etme şansına sahip bir kısmımız; dayanışmayla, ailemizle, dostumuzla, çevremizle. Hakketiğimiz şekilde işsizlik ödeneğinden, sosyal güvenlik yasasında bir değişiklik yapsa, sanatçıları koruyan bir tutum içerisine girse tüm emekçileri de kapsayan bir şekilde… Madem ki biz vergi veriyoruz, bu ülke için değer üretiyoruz o zaman bizim de bir pay alma hakkımız var.”
“1000 liralık sadaka değil emeğimizi ortaya koyarak kazanmak gibi bir talemiz var“
“Türkiye çapında 50-60 bin müzisyene ulaştık. Meslek birliği girişiminde bulunduk ve bir platform kurduk. Bu platformla Bakanlığı zorladık. Bizim yarattığımız baskı sonucunda 5 bin müzisyene 1000 liralık bir yardım sözü verildi. Sonraki toplantılarımızda bu sayıyı 15 bin müzisyene, yardım süresini de önce 3 sonra da 4 aya çıkardılar. En son başvuruda bulunan 37 bin müzisyenden 33 binine bu destek çıktı. 4 ay boyunca 1000’er liralık ödeme yapılacak. Ama bunlar günü kurtaran, sürekliliği olmayan çalışmalar. 1000 lira verdim al sana sadaka değilde kendi emeğini, sanatını ortaya koyarak kazanç bulsun şeklinde bir talebimiz de var. Şu an beklemedeyiz. Sağlık önlemlerini alınarak mekanların açılmasını istiyoruz.”
“Kendilerine sonsuz bir özgürlük ama toplumun diğer kesimlerini şeytanlaştırma söz konusu“
“Devletin imkanlarını kendi siyasi çıkarlarını korumak için kullanırken çok rahatlar. Kendi yaptıkları kongrelerde, mitinglerde, etkinliklerde rahatlar ama mesela bir baro ya da tabipler birliği bir etkinlik yapacak olsa ona yasak gelir. Veya bir hak arama eylemi olacak, yasal prosödüre uygun olmasına rağmen pandemi bahanesiyle yasak gelir. Etik dışı davranış içerisine giriyorlar. Mesela bu akşam bizim eylemimiz saat 7’de, Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde. Bugün 7 ilde eylemimiz olacak. Aynı zamanda Erdoğan’ın da bugün temel atma töreni var deprem konutlarıyla ilgili.
Kendilerine hak, hukuk konusunda sonsuz bir özgürlük ama toplumun diğer kesimlerini zapturapt altına alma, şeytanlaştırma gibi bir tavır söz konusu. Baskı unsuru yaratıp, karşı çıkışın önünü kesmek. Biz böyle okuyoruz.”
Çaparoğlu, röportajın devamında dayanışma ağlarından ve nasıl örgütlendiklerinden de bahsetti.
Röportajın tam halini izlemek için:
