Cenk Ağcabay, Umut Yazıları, YAZARLAR

Epstein Vakası ve Chomsky – Cenk Ağcabay

ABD’de yayınlanan Jeffrey Epstein dosyaları, emperyalist-kapitalist düzenin sahibi oligarşinin yozlaşma ve çürümesinin boyutlarını açığa çıkaran sahnelerle dolu. Epstein’ın ilişki ağı, ABD finans-kapitalinin en büyük aktörlerinden ülkenin yönetici seçkinlerinin önemli bir kısmına uzanıyor. Kuşkusuz ağ sadece bununla sınırlı değil. İngiltere’nin ve Avrupa’nın çeşitli hanedanlarından unsurlar, finans-kapitalin iri temsilcileri ağın önemli parçaları. Dosyaların sunduğu bir başka önemli öge, Epstein’ın Ortadoğu ilgisi ve Ortadoğu’dan önemli aktörlerle kurduğu ilişkilerin niteliği. Epstein’ın ekonomik ve politik nüfuz alanı üzerine tartışmalarda gündeme gelen bir konu onun İsrail’le olan derin bağlarıydı. Bazı araştırmacılar Epstein’ın İsrail istihbarat örgütü Mossad için çalıştığını iddia ediyordu. Yeni dosyalar incelendiğinde görülüyor ki, mesele basit bir istihbarat örgütü üyeliğinin ötesinde boyutlara sahip. Ortadoğu ilgisi çok daha derin bir aktörle karşı karşıyayız. Epstein’ın çeşitli yazışmalarında kullandığı bazı ifadeler ve düşünceler Yahudi üstünlüğü konusunda güçlü inanca sahip Siyonist bir kadroyla karşı karşıya olduğumuza işaret ediyor. Siyonist ideolojinin önemli bir bileşeni olan beyaz üstünlükçü ırkçılığı Epstein’ın çeşitli ifadelerinde bulmak mümkün. Epstein’ın İsrail’le bağlantılarına gelince…

2 Temmuz 2019’da bir açıklama yapan eski İsrail Başbakanı, Genel Kurmay Başkanı ve askeri istihbarat yöneticisi Ehud Barak, “Bu ortaklıktaki her yatırımcı aynı ticari sözleşmeye bağlıdır. Epstein ile ilgili mevcut suçlamalar ortaya çıkar çıkmaz, avukatlarıma Epstein ile bağlantılı şirketi bu ortaklıktan çıkarmak için sahip olduğumuz seçenekleri incelemeleri talimatını verdim.” demişti.

Ehud Barak açıklamasında, kendisinin büyük hissedarı ve başkanı olduğu Carbyne adlı İsrail güvenlik şirketinin, küçük yaştaki kız çocuklarını cinsel istismara uğrattığı için ABD’de hapishaneye konulan Jeffrey Epstein’la olan ortaklık ilişkisine gönderme yapmıştı. Jeffrey Epstein bu açıklamadan bir kaç gün önce, onlarca kız çocuğunu cinsel istismara uğratma suçlaması nedeniyle tutuklanmıştı. Barak Epstein’ın ortaklıktan çıkarılmasının seçeneklerini incelemek için avukatlarına talimat vermişti ancak Epstein bu suçtan ilk kez 2008 yılında yargılanmış ve ceza almıştı. İkili arasındaki dostluk ve ticari ilişkiyse 2008 sonrasında gelişerek devam etmişti.

Yeni yayınlanan Epstein dosyalarında yer alan bilgilere göre, Barak ve Epstein arasındaki ilişki çok daha geniş kapsamlı; öyle ki, İsrail en önemli kurumları Genel Kurmay Başkanlığı ve Başbakanlık gibi görevlerde bulunmuş Barak, ABD ziyaretlerinde eşiyle birlikte Epstein’a ait evde kalıyordu. İsrail “Güvenlik” devletinin alışılmış davranış kalıplarının oldukça dışında olan bu öge haliyle akla “o evin” gerçek niteliğiyle ilgili soruları getiriyor çünkü eski bir İsrail Genel Kurmay Başkanı ve Başbakan’ının korunması açısından güvenli olduğuna inanılan bir ev söz konusudur. Ehud Barak’ın yakın çevresinden Yoni Koren emekli bir İsrail istihbarat yetkilisi, görev yaptığı dönemde Mossad’ın Gizli Operasyonlar bölümünü yönetmiş. Amerika ziyaretlerinde o da Epstein’ın evinde kalmış. Yayınlanan dosyalar, Epstein ve Barak’ın dünyada ve Ortadoğu’da yaşanan politik ve askeri olaylara dair değerlendirmeler yaptıklarını ve Ortadoğu’daki politik liderler ve devlet yöneticileriyle sıkı ilişkiler geliştirmeye çalıştıklarını gösteriyor.

Epstein Ehud Barak’la ortak oldukları şirketin Doha’daki bir fuara katılımının sağlanması için Katar Emiri’ne yakın bir isim olarak tanınan Cabar el-Tani ile ilişki kuruyor. Cabar el-Tani’nin Ehud Barak’la Londra’da buluşmasını sağlıyor. Bu gizli buluşmaya eski Katar Başbakanı Hamad Casim el-Tani’de katılıyor. Ehud Barak Cabar el-Tani’ye yazdığı bir mailde, fuara katılımlarının Katar’da sorun yaratması durumunda, sorunu fuara bir Avrupa şirketinin ismiyle katılım sağlayarak çözebileceklerini bildiriyor. Londra’daki görüşmeden sonra yazışan Epstein ve Barak yeni bir güvenlik şirketinin kurulması hakkındaki düşüncelerini paylaşıyor. İsrail güvenlik şirketlerinin faaliyet alanları ve İsrail güvenlik kompleksi içindeki konumları dikkate alındığında bu ilişkinin derinliği ve önemi daha da belirginleşiyor. İsrail güvenlik kompleksinden söz edildiğinde doğal olarak akla ABD askeri-sınai kompleksi geliyor. Bunlar arasındaki organik ve derin bağlar, Epstein vakasının temellerine ilişkin önemli içgörüleri sağlıyor. Epstein 2011 yılında Benyamin Netanyahu’nun İngiltere ve ABD’deki oligarklarla görüşmesi için çeşitli girişimlerde bulunmuş.    

Epstein’ın Ortadoğu ilgisi ve Ortadoğu’da yaşanan politik ve askeri olaylara duyarlılığı noktasında yeni yayınlanan dosyalar açılımlar sunuyor. 2017 yılında Suudi Arabistan liderliğindeki Körfez ülkelerinin Katar’a uyguladıkları ve ABD tarafından desteklenen ambargo ve blokaj sürecinde  Cabar el-Tani’ye yazan Epstein şunları ifade etmiş: “Hindistan Başbakanı Modi tavsiyeyi aldı. İsrail’de ABD başkanının yararına dans etti ve şarkı söyledi. Birkaç hafta önce görüşmüşlerdi. İŞE YARADI!”. Katar Emiri’nin ailesinden Cabar el-Tani’ye bu mesajın gönderilmesinin nedeni açık. Görüldüğü gibi, Epstein adeta bir İsrail devlet yöneticisi edasıyla yazıyor ve İsrail çıkarlarını esas alan bir yaklaşımı ortaya koyuyor. Katar’a Hindistan Başbakanı Modi’nin izlediği yolu gösteriyor. Onların da bu yolu izlemesini salık veriyor. Modi’nin İsrail dostluğunun sağladığı yararlardan söz ediyor. Türkiye Katar’a uygulanan blokajın askeri bir çatışmaya dönüşme olasılığı belirdiğinde Katar’daki askeri varlığını arttırarak Katar iktidarına destek vermişti. Bu gelişmeleri yakından izleyen Epstein, Kuveyt hükümeti bakanlarından Enes el-Reşid’e yazdığı email’de, “Bence Türkler orada olduğu için askeri seçenek artık geçerli değil.” diyor. Epstein’ın bölgedeki bağlantıları ve onlarla yazışmaları, onun Ortadoğu ilgisinin bir başka önemli göstergesi. Yazışmalarına bakılırsa, Birleşik Arap Emirlikleri’nin en büyük sermaye gruplarından birinin başında olan Sultan Ahmed bin Süleyman Epstein’la oldukça içli dışlı. Yeni yayınlanan Epstein dosyaları içinde Epstein’ın Suudi Arabistan veliaht prensi Muhammed Selman’la  evinde çekilmiş samimi fotoğrafları yer alıyor. Selman’a yakınlığıyla tanınan Suudi Arabistan’lı hukukçu Rıfat el-Sabbah’ın Epstein’la yazışmaları da oldukça yakın bir ilişkinin varlığını gösteriyor. Sabbah Epstein’ın Suudi Arabistan ziyaretlerinin organizasyonunda da yer alıyor.

Epstein emperyalizmin etkili ve önemli forumlarından biri olan Trilateral Commission (Üçlü Komisyon) üyeliği de yapmış. Emperyalizmin sözcü ve yöneticilerinin düşünce geliştirme ve gelecek projeksiyonları oluşturma faaliyetlerini örgütlemek için Amerikalı oligark David Rockefeller tarafından kurulan Üçlü Komisyon’a kabul edilmek uluslararası Finans-kapitalin yönetici kadroları açısından önemli bir ayrıcalık. Epstein “finansal uzmanlığı” nedeniyle, Rockefeller Üniversiesi yönetim kurulunda da görev yapmış. Palantir son yıllarda ismi sıkça duyulan CİA bağlantılı bir güvenlik tekeli. En son İsrail ordusunun Gazze’deki katliamlarına suç ortaklığı yaptığı için gündeme geldi. Yeni yayınlanan dosyalarda yer alan bir email Epstein’dan Ehud Barak’a gönderilmiş. Şirketin henüz tanınmadığı bir döneme ait olan email’de, Epstein Barak’a Palantir’le iş ilişkisi kurmasını öneriyor. Dosyalarda bu konuda başka bir bilgi bulunmuyor ama İsrail ordusunun Palantir’le 2024 yılında bir anlaşma imzaladığı ve Gazze’de vurulacak hedeflerin seçiminde bu şirketin sağladığı verilerin kullanıldığı biliniyor.

Epstein dosyaları beklenileceği gibi, esas olarak magazin yönüyle manşetlere taşınıyor. Dosyalarda yer alan bilgilerin politik yönleri gözlerden kaçırılmaya çalışılıyor. Oysa bazı bilgiler Gazze’deki büyük katliamların fail ve suç ortaklarının daha berrak görülebilmesine olanak sağlıyor. Dosyaların içerdiği bilgileri dar bir casusluk meselesine indirgemek en az magazin boyutunu öne çıkarmak kadar yanlış ve bilgi kirliliğine yol açıyor. Dosyaların açık olarak gösterdiği çürümüş ve tükenmiş olan emperyalist-kapitalist dünya gerçekliğidir. Onun temel aktörlerinin çürümüşlüğü ve tükenişidir. Epstein’ın dünyadaki çeşitli “yardım kuruluşlarına” yüksek bağışlar yapması, emperyalist-kapitalist dünyanın işleyişine dair ciddi veriler sunmaktadır. Dosyalarda geniş kapsamıyla dikkat çeken, Epstein Bill Gates ilişkileri, pandemi simülasyonları, Gates’in biyolojik silah geliştirme konusundaki merakı yaşanılan süreçlerin daha bütünlüklü kavranabilmesine olanak sunmaktadır. Oligarklar sadece Epstein’ın adasındaki savunmasız çocuklara zulüm uygulamıyorlardı, Gazze’de bombalar altında aç, susuz kalan çocukları da katlediyorlardı. ABD Başkanı Trump’ın Oradoğu’ya sömürge valisi olarak atadığı Tom Barrack’ın Epstein’la yakınlığı ve yazışmaları Epstein’ın Ortadoğu ilgisinin bir başka göstergesi. Yazışmalar Ortadoğu’da nasıl bir ilişki ağının hareket halinde olduğunu gösteriyor.

Dosyalarda Epstein’la yazışmaları bulunan bir isim hem dünyada hem de ülkemizde gericilerin, sağcıların sola yeni ideolojik-politik saldırılar düzenlemesine olanak sağladı. Bir anarşist olarak Amerikan emperyalizmine eleştiriler yönelten, Amerika’nın Ortadoğu politikalarının daimi eleştirmeni olarak tanınan Noam Chomsky’nin Epstein’la ilişkisinin boyutları yazışmalarla açıklık kazandı. Chomsky Epstein’ın ağır suçlarının ortaya çıkmasından sonra da onunla ilişkisini devam ettirmiş yani ortada herhangi bir bilgi eksikliği falan da yok. Bununla da kalmamış, suçlarının ortaya çıkmasından sonra basında Epstein hakkında yazılan çizilenleri de hoş karşılamamış ve bunu Epstein’a da yazma ihtiyacı duymuş. Bu malzemeyi bulan gericiler, sağcılar hiç vakit kaybetmeden kendi örtülü emperyalizm ve Siyonizm uşaklıklarını gizlemek için Chomsky üzerinden sol değerlere saldırmaya başladılar. Chomsky’nin belgelerle apaçık ortaya çıkan durumu gerçek anlamda bir çürümeye işaret ediyordu ancak bu esas olarak liberal solculuğun yaşadığı çözülmenin bir ürünüydü. Chomsky’nin seneler boyunca Amerikan askeri-sınai kompleksinin önemli bir parçası olarak kabul edilen bir üniversitede hiçbir ciddi sıkıntı yaşamadan çalışabilmesi onun “muhalefetinin” sınırlarına dair önemli bir göstergeydi. O mekanda pek çok Siyonist kadroyla teşriki mesai yapmış olması gerekiyordu ve bundan hiçbir rahatsızlık duymadığını orada onca yıl gönüllü olarak bulunmasından çıkarmak zor olmasa gerektir. Devrimci sosyalizm kendini dünya çapında ideolojik, politik ve örgütsel olarak yeniden kurma sürecinde üzerindeki bu kir ve paslardan da temizlenmelidir. Chomsky vakası bunun gerekliliğini bir kez daha ve acı bir biçimde göstermiştir. Emperyalizm ve Siyonizmin merkezlerinde yapılacak muhalefetin sınırlarını Chomsky vakası oraya koymuştur.

Paylaşın