Cenk Ağcabay, Umut Yazıları, YAZARLAR

İran’a Emperyalist saldırı: “Önleyici Savaş” mı “İnsani Müdahale” mi? – Cenk Ağcabay

İran’a yönelik emperyalist saldırı sabah saatlerinde başladı. İran’ın çeşitli kentlerinde yaşanan patlamaların ardından bir açıklama yapan İsrail Savunma Bakanı, İran’a yönelik “önleyici bir saldırı” düzenlediklerini söyledi. Daha sonra yapılan açıklamalarla, saldırının ABD ile İsrail’in ortaklığında gerçekleştiği belirtildi. “Önleyici saldırı” kavramı ilk kez Amerikan emperyalizminin Irak’a yönelik saldırılarında “önleyici savaş” biçiminde gündeme geldi. Irak’ın elinde kitle imha silahları bulunduğu yalanı ABD yönetimi tarafından “önleyici savaş” yaklaşımının meşruiyet kazanması için üretildi. Irak’ın işgalinden sonra bunun bir yalan olduğu bizzat ABD yetkilileri tarafından kabul edildi. Yani ortada bir ABD Irak savaşı yoktu, stratejik öneme ve enerji kaynaklarına sahip bir bölgede emperyalist hegemonyanın pekiştirilmesi için gerçekleştirilen emperyalist bir saldırı vardı.

İran’da Şah rejiminin devrilmesi ile bölgedeki en uşak müttefikini kaybeden ABD ve Avrupa emperyalistleri Irak’ta Saddam Hüseyin’e sağladıkları kitle imha silahlarıyla Irak’ı İran’a saldırttı. Emperyalistlerin güçlü desteğini arkasına alan Saddam Hüseyin, savaşta ciddi bir başarı elde edemedi ama İran’ın zayıflatılması projesinde emperyalistlere hizmette kusur etmedi. Saddam sunduğu hizmet karşılığında ciddi kazanımlar elde edebileceğini düşünüyordu ancak bu gerçekleşmedi. Sovyetler Birliği’nin çözülüşü sonrasında dünya hakimiyeti için önünde hiç bir engel kalmadığını düşünen ABD Ortadoğu için harekete geçiyordu. “Önleyici savaş” yaklaşımı bu dönemde hakim oldu ve Irak’a yönelik emperyalist saldırı başladı. Afganistan, Libya, Suriye saldırganlığın sonraki hedefleri oldu.

İran’a yönelik bu saldırı, Suriye’de iktidar koltuğunun neden bir Cihatçı katile sunulduğuna dair önemli veriler sunmaktadır. İdeolojik kodlarında derin bir mezhepsel düşmanlık ögesi bulunan Cihatçı çeteler bir mezhep savaşının asli bileşenleridir. İran’a saldırıyla bölgeyi temelden sarsacak bir mezhep savaşının fitili ateşlenmek istenmektedir. İran saldırılara yanıt vermek için İsrail içindeki hedeflere ve Körfez’deki ABD üslerine füzelerle saldırdı. Bahreyn, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Kuveyt’teki Amerikan üslerine düzenlenen saldırılardan sonra bir açıklama yapan Suudi Arabistan “İran’ın bariz saldırganlığını” kınadı ve kardeş Körfez ülkelerine destek olacağını söyledi. İşbirlikçiler sahiplerinin sesi olduklarını böyle gösteriyor. Ortadoğu’da bir mezhep çatışması yıllardır en fazla ABD ve İsrail tarafından körüklenmektedir ve Körfez Krallıkları bunun finansal ve örgütsel ayaklarında önemli rol oynuyor.

İran’ın ABD İsrail’e yanıt olarak bölgesel işbirlikçilerin topraklarındaki ABD üslerini vurması sadece Körfez’deki işbirlikçileri öfkeye boğmadı. AKP yanlısı medyada yükselen “İran ne yapmak istiyor? Savaşı bölgeye yaymaya mı çalışıyor?”, “İran’ın sorumsuz davranışları” türünden söylemler emperyalist saldırıdan nemalanmak isteyen ABD İsrail uşaklarının gerçek yüzünün açığa çıkmasına neden oldu. Öyle değil mi ki, ABD üsleri kendi topraklarında da var ve ABD İsrail çıkarları için faaliyet gösteriyor. Politik manipülasyon sanatında usta olanlar, vurulan noktaların ABD’nin bölgedeki askeri hegemonya için oluşturduğu askeri ve istihbari merkezler olduğu gerçeğini gözlerden gizlemeye çalışıyor. Kendi mezhepçi ideolojik kodlarıyla, mezhepsel farklılıkları kullanarak emperyalizme ve Siyonizme sundukları hizmetleri görünmez kılmaya çalışıyorlar.

İşbirlikçi alçaklar gerçekliği bütünüyle çarpıtırken, ABD İran nükleer görüşmelerinde arabulucu rolünü üstlenen Umman Dışişleri Bakanı Bedir Elbusayidi sosyal medya hesabından yaptığı bir paylaşımda şunları yazdı: “Hayal kırıklığına uğradım. Aktif ve ciddi müzakereler bir kez daha baltalandı. Bu durum ne Amerika Birleşik Devletleri’nin çıkarlarına ne de küresel barışa hizmet ediyor. Acı çekecek masum insanlar için dua ediyorum. Amerika Birleşik Devletleri’ni daha fazla bu sürece çekilmemesi için uyarıyorum. Bu sizin savaşınız değil.” ABD ve İsrail bir kez daha müzakere sürecinin ortasında saldırdığı için hayal kırıklığına uğramış Elbusayidi. Bunca deneyimden sonra bunları yazabilmek, gerçeklerden bütünüyle kopmuş olmak anlamına geliyor. Emperyalizmin çıkarlarını emperyalizmden daha iyi bildiklerini sanmak bu tip unsurların ortak özelliklerindendir; bu nedenle hayal kırıklığına uğramaya ve üzülmeye devam edecekler.

Hep olduğu gibi bu kez de emperyalist saldırganlığın bir kez daha yalanlar demetiyle örtülmeye çalışıldığına tanık olunuyor. Amerikan ve Avrupa basını hükümetlerini sadakatle izleyerek saldırının nedenlerini sıralarken, İran’ın nükleer hedeflerine, balistik füze geliştirme kapasitesine ve terörizme sunduğu desteğe dikkat çekiyor. Mesele İran’ın nükleer faaliyetleriyse, Obama döneminde İran’la imzalanan nükleer anlaşmanın Trump yönetimi tarafından neden iptal edildiğinin açıklanması gerekiyor. Hiç kuşku yok ki saldırının bununla ilgisi bulunmuyor, mesele bu olsaydı zaen mzakerelern ortasında füzeler ateşlenmezdi. Saldırının asıl nedeni soykırımcı Netanyahu tarafından defalarca ifade edildi: “Yeni Ortadoğu”. ABD ve İsrail için dikensiz bir gül bahçesine dönüştürülmüş bir Ortadoğu. Pek çok haber ve yorumda, Hamas, Hizbullah, Haşdi Şabi ve Ensarullah terörist örgüt olarak tanımlanıyor ve İran’ın bunlara destek sağlayarak bölgede terörizmi güçlendirdiği ifade ediliyor. Sözü edilen örneklerde, Hamas, Hizbullah ve Ensarullah kendi ülkelerine yönelmiş sömürgeci saldırılara karşı koyan ve bölgede İsrail hakimiyetinin güçlenmesini engelleyen oluşumlardır. Terörizmle suçlanmalarının nedeni esas olarak budur. Suriye’de El-Şara’ya sunulan iktidar koltuğunun nedeni de bu dizilişte tuttuğu yerdir. Binlerce insanın katiline saygın devlet adamı muamelesinin yapılmasının nedeni emperyalizm ve Siyonizme sunduğu hizmettir. Yeminli Trump düşmanı Amerikalı liberallerin Trump’ın saldırı açıklamasını ayakta alkışlaması, bir yanlışlık değil emperyalist hegemonya için ortaklaştıkları noktadır. Pürüzün ortadan kaldırılması, Ortadoğu’nun dikensiz gül bahçesine dönüşmesi ortak hedefleridir. Balistik füze kapasitesi de aynı kapsam içindedir. Bunların yokluğunda, gelişmiş füze sistemleri ve nükleer silah sahibi İsrail’in bölgedeki askeri hakimiyeti büyük güç kazanacaktır.

Aylardır televizyonlarda, gazetelerde tanıtımı yapılan son İran Şahı’nın oğlu Rıza Pehlevi 1979’dan beri ABD’de yaşıyor. Trump saldırıyı İsrail’le birlikte yürüttüklerini açıkladığı konuşmasında, İran halkına “hükümetlerini düşürme çağrısı” yaptı. Hükümetin düşmesinden sonra ilk yapacakları, yeni Şah’ı demokratik kostümler içinde İran halkına satmak olacak. Suriye’de El-Şara’ya sunulan türden bir iktidar İran’da da yeni Şah’a sunulacaktır. Bekleneceği gibi, saldırının hemen sonrasında bir açıklama yapan Rıza Pehlevi, saldırıyı selamladı ve bunun bir “insani müdahale” olduğunu söyledi. “İnsani müdahale” emperyalist saldırganlığın gizlenmesi için son kırk yılda üretilen yeni bir sömürgeci ifadelerden biri. Pehlevi dersini iyi çalışmış bir uşak. İsrail’in Haaretz gazetesi yazarlarından Dahlia Schendlin bugünkü yazısında, Netanyahu ve İsrail hükümetinin İran’da bir rejim değişikliği için yoğun çaba harcadığını ve Rıza Pehlevi’nin iktidarını istediğini belirtiyor. Schendlin Rıza Pehlevi’nin “babasının kanlı iktidarının İsrail yönetimi tarafından hiç gündeme” getirilmemesinden şikayet ediyor. Rıza Pehlevi’nin Netanyahu ve İsrailli yöneticilerle yaptığı çeşitli görüşmeleri gündeme getiren yazar, Pehlevi’nin 2023’te Jerusalem Post gazetesiyle yaptığı söyleşide, iktidara geldiğinde ülkesini İbrahim Anlaşmaları’na sokacağını ifade etmesinin İsrail yönetiminde uyandırdığı memnuniyeti vurguluyor.

Trump saldırıyla ilgili konuşmasında, savaşları bitirme ve barış sözü vererek seçimi kazanan bir politikacının içine düştüğü zavallı durumdan çıkabilmek için şu ifadeleri kullandı: “Cesur Amerikan kahramanları hayatlarını kaybedilebilir ve savaşta sıklıkla olduğu gibi kayıplarımız olabilir, ancak bunu şimdilik değil, gelecek için yapıyoruz. Bu, asil bir görevdir.” Münih Güvenlik Konferansı’nda yeniden sömürgecilik çağrısı yaparak, Avrupalı müttefiklerini sömürgeci saldırganlık için yüreklendirmeye çalışan Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun söylemini devralan Trump yurttaşlarına “asil görev” için çocuklarının ölümüne hazır olma çağrısı yaptı. Eski Fransa Genel Kurmay Başkanı’da geçtiğimiz aylarda Fransız halkına çocuklarının savaşlarda ölmesine hazırlanmaları çağrısı yapmıştı. Fransa devlet bakanı Macron’da saldırıyla ilgili açıklamasında, müttefiklerinin barış ve güvenlik için gerçekleştirdiği saldırının haklı olduğunu belirti ve İran’ı tehdit etti.

İran halkını “özgürleştirmek” için gönderilen füzelerin vurduğu bir okulda yetmiş İranlı çocuk hayatını kaybetti. İran askeri direncini sürdürüp saldırıya yanıtlar vermeye devam ederse, emperyalizmin İran halkına yönelik saldırıları da yoğunlaşacak ve İran halkı ağır bedeller ödeyecektir. Bir kara saldırısı olasılığının çok düşük olduğu hemen her kesim tarafından dillendiriliyor. Kara saldırısının yokluğunda temel hedef, İran halkına en fazla zararı vererek, içerideki çelişkileri derinleştirmek olacaktır. Emperyalizmin bu saldırıdaki dayanak noktası budur. Kara saldırısının yokluğunda İran’ın ağır bombardımanlara maruz kalması, sivil kayıpların boyutlarını çok arttıracaktır.

İran’a yönelik emperyalist saldırıdan bölge halklarının kazanacağı hiç bir şey yoktur ve savaşın büyümesi bölge halklarına ölüm ve yıkımdan başka hiç bir şey getirmeyecektir. Tüm dünya halklarının ve uluslararası proletaryanın temel ve öncelikli görevi savaşı durdurmak için sokağa, eyleme çıkmak, emperyalist saldırganlığa karşı halkların dayanışma ve direncini yükseltmektir.

Paylaşın