Hüseyin Ataş, Slider, Umut Yazıları

Direniş Kazandı: Doruk maden işçilerinin zaferi – Hüseyin Ataş

Doruk maden işçileri günlerdir direniyordu. Açlığa, baskıya, tehditlere ve patronların pervasız saldırılarına rağmen geri adım atmadılar. Karşılarında yalnızca bir şirket değil, aynı zamanda sermaye düzeninin tüm mekanizmaları vardı. Ama buna rağmen diz çökmediler.

Bugün o direniş zaferle sonuçlandı.

Bu zafer, yalnızca bir ücret artışı ya da birkaç kazanım meselesi değildir. Bu zafer, üretimi omuzlarında taşıyan işçi sınıfının, örgütlü ve kararlı olduğunda karşısındaki en büyük güçleri bile geri adım attırabileceğinin somut kanıtıdır. Çünkü madenin gerçek sahibi patronlar değil, o karanlığın içinde alın teri döken işçilerdir.

Günlerdir süren direniş boyunca işçiler yalnızca ekonomik taleplerini savunmadı. Aynı zamanda aşağılanmaya, güvencesizliğe ve insanlık dışı çalışma koşullarına karşı onurlarını savundular. Her saldırı, her tehdit onların saflarını daha da sıklaştırdı. İşte bu yüzden kazandılar.

Bu gerçek açık:
İşçi sınıfı birleştiğinde, üretimden gelen gücünü kullandığında, sokakları zapt ettiğin de ve el ele verdiğinde hiçbir zorbalık onu durduramaz.

Bu noktada bir gerçeği açıkça ortaya koymak gerekir: Sektörel sınırlar içinde kalan mücadeleler, ne kadar kararlı olursa olsun, belirli bir eşiğe çarpar. Madencilerin direnişi, yalnızca madencilerin direnişi olarak kaldığında sınırlanır; ama bu mücadeleye hizmet sektörü işçileri, eğitim emekçileri ve diğer üretim alanlarının işçileri aktif biçimde katıldığında, güç katlanarak büyür. Çünkü sermaye bütünlüklü hareket ederken, işçi sınıfının parçalı kalması en büyük zayıflığıdır. Bu nedenle bugün Doruk maden işçilerinin zaferi, farklı sektörlerdeki işçilerin birleşik mücadelesinin zorunluluğunu bir kez daha ortaya koymaktadır. Karl Marx’ın çağrısı bugün hâlâ günceldir: “Bütün ülkelerin işçileri, birleşin!” Bu çağrı bir slogan değil, somut bir mücadele programıdır; ve ancak bu birleşme sağlandığında bugünün kazanımları yarının kalıcı zaferlerine dönüşebilir.

Ancak burada durup kendimizi kandırmayalım. Bu zafer tekil bir olay olarak kalırsa, sistem kendini yeniden üretir ve aynı saldırılar başka işçilere yönelir. Bugün Doruk maden işçilerinin kazandığı, yarın tüm işçi sınıfının kazanımı haline gelmelidir. Bu da ancak daha fazla örgütlenmeyle, daha fazla dayanışmayla ve mücadeleyi büyütmekle mümkündür.

Bu zafer şimdi yeni bir eşiğe işaret ediyor. Doruk maden işçilerinin kazandığı bu mücadele, 1 Mayıs’a giderken işçi sınıfına açık bir çağrıdır. Bu çağrı, yalnızca bir kutlama çağrısı değildir; örgütlü gücün sokakta, meydanda görünür kılınması çağrısıdır. Bu nedenle 1 Mayıs’ta Taksim Meydanı yalnızca bir adres değil, bu zaferin büyütüleceği tarihsel bir zemindir. Doruk işçilerinin direnişi orada şanlandırılmalı, bu kazanım bütün işçi sınıfının ortak iradesi haline getirilmelidir. Çünkü bir yerde kazanılan, ancak ortaklaştırıldığında gerçek bir güç olur.

Öte yandan bugün gerçekleştirilen operasyonlarla onlarca devrimcinin gözaltına alınması tesadüf değildir. Bu, sermaye düzeninin en iyi bildiği refleksidir: yükselen mücadeleyi boğmak, direnişin nefesini kesmek. Ama tarih defalarca gösterdi ki baskı arttıkça mücadele de derinleşir. Doruk maden işçilerinin zaferi tam da bu karanlık tabloda yeni bir soluk, yeni bir cesaret kaynağıdır. Gözaltılarla korku yaymak isteyenlere inat, bu zafer direnişin yeniden güç toplamasına, mücadele hattının genişlemesine ve işçi sınıfının yeniden ayağa kalkmasına zemin hazırlamaktadır.

Doruk maden işçilerinin direnişi bize bir şeyi bir kez daha gösterdi:
Hak verilmez, alınır. Ve o hak, ancak direnişle kazanılır.

Bugün kazanan Doruk işçileridir.
Yarın kazanacak olan, bu mücadeleyi büyüten bütün işçi sınıfı olacaktır.

Paylaşın