Seçtiklerimiz

Seçtiklerimiz| Kasım Atılımı yeniden daha güçlü – Tekin Yoldaş (Komün Gücü)

İşçi sınıfı ve ezilen halkların mücadele tarihinde öyle anlar vardır ki mücadelenin genel gelişimi açısından öncesinden kopuş ve sonrasına dönük yeninin yaratılmasının başlangıcıdır. Devrimci siyaset açısından Kasım atılımının tarihsel olarak böyle bir anlamı vardır.

Hafızamızı biraz zorladığımızda göreceğiz ki devrimci siyaset Kasım atılımı ile büyük bir tarihsel hamle yapmıştır. Atılımla beraber askeri örgütün kuruluşu sonrasında bir süre sonra partileşme ile birlikte yeni bir evreye girilmiştir. Devrimci siyaset saflarında yıllardır dillendirilen partileşme ve devrimci savaş örgütünün inşaa düşü gerçek olmuştur.

Belki o zamanlar sürecin aktörü olan bir çok yoldaş meselenin yakıcılığını anlamaktan uzaktı. Ama bu gün gerçeklik kendisini daha net bizlere sunmaktadır. Türkiye devrimci hareketi içerisinde önemli bir geçmişe sahip olan bir devrimci örgütlenmenin yürütücüsü genç kadrolar daha devrimci bir pratik içinde olma ve Türkiye devrimini yaşama geçirme konusunda bir irade birliği içinde olmuşlardır.

Elbette bu süreç bir öznellik üzerinden gelişirken aynı zamanda nesnellikle ilişki kurarak gelişti ve ilerledi. Devrimci siyaset Gezi direnişi sonrasında yürüttüğü mücadele pratiği ve örgütlenme çalışmasını ileriye taşımak istemekteydi. Bu konuda özellikle devrimci siyasetin önderi Komutan Ulaş Bayraktaroğlu’nun rolü çok belirleyici olmuştur. Önderimiz tarihsel rolünü oynayarak askeri örgütü ve sonrasıda partileşme iradesinin hayata geçirilmesinde büyük inisiyatif almıştır. Şimdi bu günden bu rol daha net bir şekilde kendisini göstermektedir. Önderimizin rolü ve sürece yaptığı devrimci müdahale çok önemli bir noktada durmaktadır. Tabi ki süreç aynı zamanda devrimci siyasetin öznel arayışlarının nesnelliğin ihtiyaçlarıyla buluşması şeklinde kendini göstermiştir.

Kobani IŞİD çeteleri tarafından işgal tehditiyle karşı karşıya bulunduğu bir anda Kasım atılımı gerçekleşti. Esasen gerçekleşen atılım hem Kobani hem de Medya Savunma Alanlarında üslenme hamlesiyle başladı. Bu süreç ve sonrası gelişen atılımın örgütlenmesi esasen Proletaryanın Devrimci Kurtuluş Örgütü kadrolarının inisiyatifi ve örgütleyiciliğinde ilerledi.

Kobani IŞİD çeteleri tarafından işgal edilirken aynı zamada Rojava Devrimini boğmak için kapsamlı bir bölgesel ittifak zemini oluşmaktaydı. Faşist rejim adım adım Rojava devriminin boğulması planının uygulayıcısı olmak istedi. Uluslararası emperyalist güçler ve bölgesel güçler de meseleye bu çerçevede bakmaktaydı. Ancak bütün planları bozan direnişin gerçekliği oldu. Kobani düşmedi IŞİD çeteleri yenildi. Türkiye kentlerinde ve Kuzey Kürdistan kentlerinde başlayan serhildan olmasaydı Kobani direnişi zafere ulaşamayabilirdi. Bu yönüyle emperyalist güçlerin ve bölgesel güç odaklarının planlarını bozan Kürt halkının ve enternasyonalist devrimcilerin direnişi olmuştur. Kasım atılımı tam da böylesi bir tarihsel konjoktürde ezilenlerin mücadelesine güç verilirken faşizmin ve bölgesel gericiliğin karşısına dikilmiş oldu. O gün atılan bu devrimci adım birçok teorik belirlemeden daha devrimci ve gerçek hatta durmaktaydı. Hayatın yeşilliği teorinin griliğini dönüştürmekteydi. Dolayısıyla yaşanan Kasım atılımı tarihsel anlamıyla uygun konjoktürle yapılan devrimci bir tutum alıştır. Atılım sonrasında süreç devrimci bir temelde örgütlendi bölgesel düzeyde gerici güç odakları ve faşist rejime karşı militan mücadele daha da yükseltildi. Şehirlerde milis eylemleri örgütlenirken Rojava’da IŞİD’e karşı direnişe enternasyonalist bir temelde güç verildi.

Bu yönüyle Kasım atılımı devrimci siyaset açısından niteliksel bir değişim hamlesidir. 2000’li yılların başlarından itibaren gelişen devrimci pratiğin daha niteliksel bir düzeye taşınmasıdır. Eski alışkanlıklardan ve mücadele pratiğinden köklü bir kopuştur. Yaşamın bütün alanlarını kapsayan bir devrimcilik iddiasının dışa vurumudur.

Kasım atılımıyla Birleşik Özgürlük Güçleri (BÖG) ilan ardından bir süre sonra Devrimci Komünarlar Partisi (DKP) kuruldu. Eğer Kasım atılımı olmasaydı bu gün bizler açısından mücadele tarihimize altın harflerle yazılmış birçok devrimci pratik hayata geçmemiş olacaktı.

Devrimci siyaset birçok bedeller ödeyerek, şehitler vererek, tutsaklar vererek ve bedeli ne olursa olsun Kasım atılımının açtığı yolda yürümekte ısrarcı olmuştur. Elbette bu yolda yürürken kasım atılımının ruhuna uygun bir rol oynayan kadrolar olduğu gibi bu rolü yerine getiremeyen ve mücadelenin dışına düşenlerde olmuştur.

Devrimci siyaset şehitler vererek, büyük bedeller ödeyerek Türkiye işçi sınıfı ve ezilen halkların mücadele tarihinde yer almaya devam etmektedir. Önder niteliğinde yoldaşlarımız başta olmak üzere birçok yolda devrimci mücadele içerisinde şehit olmuştur.

Elbette ödenen bedellerin büyüklüğü beraberinde tasfiyecilik ve itirafçılık gibi eğilimler de üretmektedir. Mücadelemizin yarattığı değerlerin yanında böylesi eğilimlerin hiçbir değeri bulunmamaktadır. Tasfiyecilik beraberinde mücadele kaçkınlığı ve itirafçılık üretmiştir. Devrimci siyaset, Kasım Atılımının yarattığı mücadele değerlerinin bilinciyle birlikte bu tür eğilimlere karşı daha etkin mücadele etmelidir. Mücadelemizin genel seyri düşünüldüğü gerek tasfiyeciliğin gerekse itirafçılık eğilimler bugün yenilmiştir. Devrimci siyaset Kasım atılımının açtığı yolda kararlılıkla ilerlemektedir.

Bu gün yine Kasım atılımının gerçekleştiği tarihsel döneme benzer bir konjoktürle karşı karşıyayız. Rojava devrimi bu kez faşizmin ve onun desteklediği çetelerin işgal saldırılarıyla karşı karşıyadır. Aynı zamanda ülke içerisinde faşizm her düzeyde kendisini tahkim etmektedir.Her türlü özgürlük ve eşitlik arayışının karşısında faşizmin saldırgan ve yasakçı yüzünü göstermektedir.

Türkiye işçi sınıfı ve emekçilerin yaşamı her gün biraz daha zorlaşmaktadır. Kapitalizmin yapısal sorunları ve faşist rejimin işgal arayışları ülkeyi ekonomik olarak derinden sarsmaktadır. Faşizm şovenist histeri gösterileriyle Rojava’nın işgal saldırılarını derinleştirmektedir.
Yaşanan işgal karşısında Türkiye devrimci hareketi tarihsel bir sorumlulukla karşı karşıyadır. Rojava devriminin boğulması ve faşist işgal saldırıları karşısında Türkiye işçi sınıfı ve emekçilerin görevi bu işgalin karşısında yer almaktır.

Faşizmin işgal saldırılarında başarısız olması ve ülke içerisinde faşist politikalara karşı muhalefetin güçlenmesi faşizmin çözülmesine giden süreci hızlandıracaktır. Bu temelde faşizmin işgal saldırılarında başarısız olması ve askeri olarak yenilgiye uğratılması Türkiye devrimine giden yolun önünü açacaktır.

Devrimci siyaset bu temelde Rojava’daki işgal saldırıları karşısında Enternasyonalist devrimci bir hatta faşist rejim ve onun desteklediği çetelerle savaşa aktif bir şekilde dahil olmuştur. Aynur ve İmran yoldaşlar Faşist devlete karşı savaşta şehit düşmüşlerdir. Yoldaşların mücadele kararlılığı ve devrimci duruşları bizlere kılavuz olacaktır. Devrimci siyaset Kasım atılımının izinden yürüyerek işgalcilerle savaşta ezilen Kürt halkının yanında saf tutmuştur.

Rojava’da işgal saldırılarına karşı enternasyonalist özgürlük taburu tarihsel bir sınav vermektedir. Ülkede faşist işgal politikalarının destekçiliğinin yaygınlaştığı bir tarihsel konjoktürde işgale karşı direnişin saflarında yer almanın tarihsel anlamı büyüktür. Bu temelde Ayur ve İmran yoldaşlarımızla birlikte Rojava devrimini savunurken şehit düşen siper yoldaşları Ceren ve Demhat yoldaşlar Türkiye devrimci hareketi açısından tarihe düşülmüş önemli bir nottur. Denizlerin, Mahirlerin ve İbrahimlerin nasıl dün mazlum filistin halkıyla enternasyonalist dayanışma örnekleri verdiyse bugün Türkiye’li devrimciler de tarihsel olarak örnek bir tutumla faşizmin işgal saldırıları karşısında enternasyonalist dayanışma görevini yerine getirmektedirler.

Rojava devrimiyle dayanışmanın ve enternasyonalist devrimci dayanışmanın tarihsel anlamı çok büyüktür. Geçmişte Fransız komünistleri açısından Cezayir işgaline karşı çıkmanın nasıl bir tarihsel alamı varsa bugün de faşist rejimin işgal saldırılarına karşı çıkmanın böyle bir anlamı vardır. Bu tarihsel anlamı doğru kavramak Türkiye işçi sınıfına ve emekçilerine en açık şekilde anlatmak görevi ile karşı karşıyayız.

Elbette bütün bu gelişmeler içerisinde en doğru kavranması gereken Türkiye devriminin güncel görevlerinin kavranmasıdır. Faşizmin askeri yenilgisi Türkiye devriminin önünü açacaktır. Dolaysıyla faşizmin işgal saldırıları karşısında enternasyonalist dayanışma aynı zamanda ülke içerisinde faşizme karşı direnişi ve ona karşı devrimci mücadeleyi yükseltmekten geçmektedir.

Faşizm yarattığı şovenist atmosfer ile işçi ve emekçileri kendinin destekçisi haline getirmek istemektedir. Devrimci siyaset bütün olanaklarını kullanarak faşizmin ırkçı şovenist politikalarının panzehiri olmalıdır. Bulunduğu bütün alanlarda faşizmin ve kapitalist sömürünün panzehiri olarak enternasyonalist bir devrimcilik hattı örmelidir.

Ülkemiz koşullarında faşizmin bütün saldırıları ve yasaklarına rağmen işçi ve emekçilerin örgütlenme koşulları mevcuttur. Birbirinden bağımsız bir çok direniş odakları vardır. Devrimci siyasetin politikası var olan direniş potansiyellerini harekete geçirmek farklı direniş odaklarının birbirleriyle ilişkisini kurmaktır. Faşizm bir birinden bağımsız var olan direniş hareketlerini tek tek ezmektedir. Bu sebepten devrimci siyasetin görevi Türkiye işçi sınıfı ve ezilen halklarının ortak birleşik devrim mücadelesini yükseltmektir.

Faşist rejimin işgal saldırılarının ve sömürü siyasetinin çözümü Türkiye cephesinde birleşik devrim güçlerinin örgütlenerek birleşik devrimci savaş bayrağını yükseltmesi olacaktır.

Halkların Birleşik Devrim Hareketi, faşizme karşı dervimci güçlerin ortak mücadelesinin yürütüldüğü zemindir. Birleşik devrim güçlerinin ülke içerisinde bulunan çelişkileri görerek faşizm ile halk kesimleri arasındaki karşıtlığı doğru değerledirmesi gerekmektedir. Bu temelde faşizmin saldırıları karşısında kitle mücadelesini yükseltecek ve faşizmi geriletecek bir birleşik devrimci kurmaylık inşa etmek için birleşik devrimci güçleri tahkim edilmelidir.

Kasım atılımını yaratan önderimize ve şehitlerimize söz veriyoruz: Birleşik devrim bayrağını yükselteceğiz. Onların anılarına ve mücadele değerlerine bağlı kalacağız. Faşizmden bulunduğumuz her yerde hesap sormaya devam edeceğiz. Devrimci siyasetin bütün yürütücülerine çağrımız Kasım atılımını ve onun yürütücüsü olan şehitlerimizi daha güçlü sahiplenmeleridir.
Bölgesel olarak yaşanan bütün gelişmeler devrimci gelişmelere gebe bir durumu işaret etmektedir. Faşizmin ve emperyalist güçlerin saldırıları artarken beraberinde devrimci güçlerin direniş ve karşı hamle olanaklarının koşulları olgunlaşmaktadır.

Devrimci siyaset bütün gücüyle faşizme karşı direnişin ve birleşik devrim mücadelesinin yükseltilmesi için seferber olmalıdır. Faşizmin bütün saldırılarına rağmen direniş ve örgütlenme koşulları olgunlaşmaktadır. Bizlere düşen cesaret ve kararlılıkla mücadelede ısrar etmek devrim bayrağını yükseltmektir.

Kaynak: Komün Gücü

Paylaşın