Gündem

Arslantepe Höyüğü UNESCO Dünya Mirası listesine alındı

Malatya’da farklı uygarlıkların köklerinin olduğu Arslantepe Höyüğü UNESCO listesine girdi

Malatya’daki Arslantepe Höyüğü, 44. Dünya Mirası Komitesi toplantısında alınan kararla UNESCO (Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü) Dünya Miras Listesi’ne kaydedildi.

Malatya’nın 7 km. kuzeydoğusunda, Fırat ırmağının (Karakaya Baraj Gölü) batı kıyısı yakınındaki Orduzu Beldesinde yer alan Arslantepe Höyüğü’nün Kültür Dolgusu 30 m. yüksekliğinde. 

Arslantepe Höyüğü 2014 yılında UNESCO tarafından Dünya Mirası Geçici Listesine almıştı. Geç Kalkolitik dönemden Demir Çağı’na kadar geçen tarihsel sürecin buluntularına rastlanan Arslantepe, Hititler’den Roma ve Bizans’a kadar pek çok medeniyeti bünyesinde barındırmış. İtalya Roma La Sapienza Üniversitesi tarafından 1961’den bu yana kazı çalışması yapılan alanda, merkezi devlet sistemine geçişe tanıklık eden bulgular ortaya çıkarılmıştı.

Binlerce yıllık birikim

Hititçe bal anlamına gelen  Melid’den adını aldığı kaydedilen Malatya (Maladi, Meliddu, Melide, Milidia, Melitea)  sayısız uygarlığa beşiklik etmiş, miras taşımış bir kent.

M.Ö. 5000 yıllarından M.S. 11. yy’a kadar yerleşim görmüştür. M.S. 5-6. yy’lar arasında Roma köyü olarak kullanılmış ve daha sonra Bizans Nekropolü (mezarlık) olarak yerleşimini tamamlamıştır.

Höyükte yapılan kazılar sonucunda; M.Ö. 3300-3000 yıllarına ait, yağmur drenaj hattı gibi altyapısı bulunan kerpiçten saray, M.Ö.3600-3500’lere ait tapınak, 2 bini aşkın mühür baskısı, kaliteli metal eserler bulunmuştur. 

Mevut veriler gösterdi ki o dönemde Arslantepe, aristokrasinin doğduğu ve ilk devlet şeklinin ortaya çıktığı resmi, dini ve kültürel bir merkezdir. 

Sarayın koridor duvarları baskı motif ve duvar resimleri ile bezenmiş. Binanın çeşitli bölümlerinde çok sayıda mühür baskısının bulunması, idari etkinliklerin yoğunluğunu ve bu işlerde, malları depolardan alma ve mühürleme yetkisi bulunan çok sayıda memurun çalıştığını ortaya koymakta. 

Duvarlardaki zengin bezeme ve kabartmalar da gücü simgelemektedir. Bu bütün etkinliklerin merkezileştirildiği, kayıt amacıyla etkin bir mühürleme sisteminin kullanıldığı ve giderek bürokrasinin geliştiği, güçlü siyasi ve dini kurumları olan bir devlet sisteminin doğuşuna kanıt olarak gösteriliyor. 

Geçmişte daha çok dinsel amaçlar için yapılan büyük yapı ilk kez başka işlevler de kazanıp içinde kamu hizmetlerinin de görüldüğü, mimari açıdan gelişmiş, böylece Yakın Doğu’da sarayın başlangıcını oluşturmuş deniyor.

Yeni Yaşam Gazetesi

Paylaşın