Umut Yazıları

Tehlikeli Gülüşler – Hülya Osmanağaoğlu

Fotoğraflara bakıp sosyalist bir siyasal okuma yapılacak olursa bu yazının fotoğrafı enternasyonalist mücadelenin gülümseyişi olarak anılsın derim. Gülümseyişleri o fotoğrafı aşan bir tarihsel enternasyonal çizgiyi simgeliyor kuşkusuz; 1936 Barselona’sından bugüne. Top yekûn devrimci prens ve prenseslerin gülümseyişleri bir dönemin tarihsel kayıtlarını klasik devrimci kahramanlık anlatılarından çıkarıyor aslında. Ölenlerle kalanlarla, politik [Devamını Oku…]

Türkiye Devrimi Rojava’yı Savunmaktan Geçer – İsmail Güldere

Sömürgeci, işgalci, faşist TC devletinin Rojava’yı işgal saldırıları bir ayı aşkın süredir devam ediyor. Rojava halkları ve QSD savaşçıları topraklarını ve devrimi savunuyor. Türkiye’ li devrimcilerde bu direnişin ön cephelerinde yer alarak konumlanmasını, enternasyonalist bir duruş ve ezen ülkenin sosyalistleri olarak kendi ülkelerinin sömürgeci, işgalci saldırılarını durdurmak için yaptı. Türkiye’ [Devamını Oku…]

İDEALİZMİN TUZAĞINDA KAVRAMLAR – XWE Metin Ayçiçek

Kavramların günlük dilde kullanımı ile felsefi anlamda kullanımı çoğu zaman birbirinden farklı olduğu için, zaman zaman kullanım amacını zorlaştıran ciddi yanlışlara neden olabilmektedir. Hele de kelime oyunlarında usta mertebesine yükselmiş sistem politikacılarının eline düştüğünde, bu tür sözcükler, kişilerin manipülasyonu amacıyla rahatça kullanılabilmektedir. Örneğin felsefi anlamda ‘idealizm – idealist’ sözcükleri, metafizik [Devamını Oku…]

Panorama: “SURİYE MOMENTUMU ya da YENİDEN PAYLAŞIM KONJONKTÜRÜNDE YENİ FAZ” – ALİ EFE

TC’nin Rojava topraklarında yeni alanlar ele geçirmesi ve bağlantılı gelişmeler, genelde daha önce Cerablus ya da Afrin örneklerinde yaşadığımız nitelikte bir Ortadoğu güncelliği olarak tartışıldı, tartışılıyor. Oysa Amerikan askerinin sahadan çekilmesi ya da Kürt askeri ve siyasal yapısının ağırlıkla dağılışa uğraması gibi gelişmeler bölgede Amerika yerine Rusya’nın ağırlık kazanması gibi [Devamını Oku…]

SAVAŞLAR DURSUN MU ? – XWE Metin Ayçiçek

Son yıllarda “barış” sözcüğü neredeyse insanlığın tek isteği haline geldi. “Savaşlar dursun” sözü yeni bir dünyanın kapısını açabilecek sihirli bir anahtar gibi kullanılmaya başlandı. Elbette bunu yadırgamak mümkün değildir. Anadolu-Mezopotamya topraklarında yaşayıp da onca halk katliamları ve soykırımlara tanık olan bir tarih içerisinden gelen her bireyin savaşlardan nefret etmesi, “savaşa [Devamını Oku…]