Umut Yazıları

SANAT, İDEOLOJİ VE SORGULAMANIN ÖNEMİ – XWE Metin Ayçiçek

Bilinen öyküdür: Bilimciler, ziyaret ettikleri köyde, kaldıkları odayı ısıtan sobanın yapısı üzerine tartışmaktadırlar. Soba, yere döşenen taşlar üzerine yerleştirilerek, yerden yarım metre yükseğe kurulmuştur. Fizikçi, “adam sobayı yükselterek konveksiyon yoluyla odanın daha kısa sürede ısınmasını sağlamak istemiş” diye olayı yorumlarken, kimyacı ”hayır, bu yöntemle aktivasyon enerjisini düşürmüş ve böylece daha [Devamını Oku…]

»Sarı yeleklilerin« Almancası olur mu? – Murat Çakır

Baştan söyleyelim: olmaz! Geçen gün Hıristiyan Demokratik Birlik Partisi CDU’nun başkanı ve geleceğin muhtemel Şansölyesi Annegret Kramp-Karrenbauer’in yaptığı »Almanya’daki ekonomik durumun iyi olması ve Fransa ile farklı siyasî geleneklerimiz nedeniyle Almanya’da Sarı Yelekliler benzeri bir protesto hareketi olanaksızdır« açıklamasını doğrulamak için böyle yazmıyoruz. Kramp-Karrenbauer kendince haklı ve yaptığı açıklamayı hem [Devamını Oku…]

Eleştirinin Gücü ve Sorgulama Yeteneği – XWE Metin Ayçiçek

“Var olan her şeyin gözü kara eleştirisini kastediyorum. Hem eleştirinin varacağı sonuçlardan hem de iktidarlarla çatışmaktan korkmamak anlamında gözü kara eleştiriden konuşuyorum.” (K. Marks. “Arnold Ruge’ye Mektup”, Eylül 1843)   Dirk J. Struik “Komünist Manifesto’nun Doğuşu Ve Tarihsel Önemi” başlıklı yazısında “Düşün ve özellikle sosyalist düşün tarihinde bir kilometre taşıdır” [Devamını Oku…]

Beyaz İşkence – Murat Çakır

Kapsamlı bilimsel araştırmaların konusu olan tecrit ya da izolasyon hapsi, ki literatürde »Beyaz İşkence biçimi« olarak da yer alıyor, sadece bir cezalandırma biçimi değildir. Tecrit, kamuoyunda ele alınış şekli ve gösterilen tepki biçimleriyle de, söz konusu olan ülkedeki toplumsal yozlaşmanın ve entelektüel sefaletin derecesi hakkında da bilgi vermektedir. Varlığı aynı [Devamını Oku…]

»Kodumu oturtan akıllı deliler…« – Murat Çakır

Sabahın beş buçuğunda telefon çaldığında, arayanın Willy hoca olduğunu tahmin etmiştim. Yanılmamıştım, hocaydı ve höpürdeterek kahvesini yudumluyordu. Huysuz ihtiyar yarım yamalak »Günaydın delikanlı« dedikten sonra, keyifli bir alaycılıkla, »nasıl, gördün mü, boksör dediğin böyle olmalı işte«. »Ne boksörü hocam?« dedim. »Görmedin mi« dedi, »Fransız Frukosunu yumruklayanı?« Ohoo, başımıza iş aldık. [Devamını Oku…]