Almanya’daki Kürdistan ve Türkiye kökenli devrimci-demokrat göçmen örgütlerinin tarihi hayli eskilere, daha doğrusu işçi göçünün başladığı ilk yıllara dayanmaktadır. Yani büyük bir deneyim birikiminden bahsedebiliriz. Ancak, Almanya ve Türkiye arasında imzalanan »İşçi Mübadele Antlaşmasının« 57’inci yılında şöyle bir etrafımıza baktığımızda, devrimci-demokratik örgütlenmeler açısından durumun öyle hiç de iç açıcı olmadığını [Devamını Oku…]
Umut Yazıları
Alman-Fransız çelişki çözüm yolları – Murat Çakır
Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Birinci Dünya Paylaşım Savaşının bitişinin yüzüncü yıldönümü vesilesiyle Paris’te yapılan anma töreninde Avrupa’nın »gerçek Avrupa ordusuna« ihtiyacı olduğunu söylerken, Alman Şansölyesi Merkel’in de ısrarla Macron’a destek çıkmış olması, Almanya ile Fransa’nın aralarından su sızmayan partnerler olduğu görünümünü verdi. Ancak Pazartesi burjuva medyasına düşen yorumlar, gerçek resmin ayrıntıda [Devamını Oku…]
Ali Saydam yazdı; Ne Yazmalı!
“Doğru olmadığını bildiğin işlere girişme. Doğru olduğundan emin olduğun işlerde ise yavaş davranma” Hz Ali Memleketin ahvali üzerine yazmak, uzun süredir içimden gelmiyor… Bence, epey vakittir, Lenin’in “… bir ağaç ne kadar çürürse çürüsün, onu vurup devirecek bir güç yoksa…” sözünden çıkarılacak mealin doğruluğunu yaşayarak deneyimlediğimiz bir dönemdeyiz. Durum öyle [Devamını Oku…]
Ali Efe – Deccal Kapıyı Çalarken…
Geçtiğimiz ay içinde yüksek döviz kuru ve bunun da şiddetlendirdiği ekonomik krize karşın RTE, bu gelişmelerin manupilasyon olduğunu iddia ederek “kriz mriz yok!” diye haykırıyordu. Ancak RTE’nin bu yırtınmalarının ne ülke verileri, ne uluslararası finans çevreleri açısından ve özellikle ne de intihar eden, fabrika yakan, direnişe çıkan ülke işçi ve [Devamını Oku…]
Ali Saydam yazdı; Kitle Çalışması ve Taktik Üretkenlik
Düzenin dolaysız zoru yaşam alanlarına nüfuz etmeye devam ediyor. Bu durum, açık alandaki imkânlar başlığını sıkıştırıyor. Özellikle alışılagelmişkitlesel etkinlikler ve çalışmalar neredeyse tamamen imkânsızlaşıyor. Kuşkusuz, Ulaş Bayraktaroğlu’nun deyişiyle “değişimin diyalektiğini kavrayarak” taktik yönetimden sıyrılmak ve yeni taktikler ile kitleselliğin imkânlarını yaratmak mümkündür. Zira hayatın diyalektiği -can sıkıntısına birebir olan- çocukluğumun en masrafsız oyunu taş-kâğıt-makasa benzer. Her tezin bir anti [Devamını Oku…]
